Spoiler içeriyor
franz kafka'nın zayıf, ürkek, kararsız, huzursuz, sıska, güçsüz, ince, başka insanlara karşı genellikle ilgisiz, utanç ve suçluluk duyguları içinde, sessiz, az konuşan, itaatkar, özgüvensiz, sebatsız, kaçıngan, içe dönük, somurtkan, borçlu, yorgun, kederli, çekingen, kuşkucu, korku ve kaygı ile dolu, psikosomatik…devamıfranz kafka'nın zayıf, ürkek, kararsız, huzursuz, sıska, güçsüz, ince, başka insanlara karşı genellikle ilgisiz, utanç ve suçluluk duyguları içinde, sessiz, az konuşan, itaatkar, özgüvensiz, sebatsız, kaçıngan, içe dönük, somurtkan, borçlu, yorgun, kederli, çekingen, kuşkucu, korku ve kaygı ile dolu, psikosomatik hastalıklar çeken, değersiz, öfkeli, ağırkanlı, aşırı titiz, evliliğe mizaç olarak uygunsuz birisi olduğunu öğrendiğim mektubu. tüm bu sözcükler metnin tamamına yayılan kendini tanımladığı sıfatlar. bir insan kendine yönelik nasıl bu denli horgörüye sahip olabilir? inanılmaz dehset verici bu..
babası hermann kafka'yı tanımladığı sıfatlar neler diye bakalım: çok güçlü, dayanıklı, sağlıklı, iştahlı, gür sesli, konuşma yeteneği olan, kendinden hoşnut, dünyaya tepeden bakan, azimli, kararlı, insan sarrafı, cömert, ani patlayan, gürültülü, cüsseli, özgüvenli, zorba, otoriter, saygısız, ağzı bozuk, yargılayıcı, acımasız, tehditkar, hakaret gözdağı iistihza kötücül bir gülüşle dolu hitabeti olan, muhatap almayan, hükmeden, hırslı, daima kendini haklı ve ayrıcalıklı gören yahudi orta sınıf burjuva birey.
evet, her iki kişi birbirinin tam olarak karşıtı. efendi- köle diyalektigi, ezen ezilen iliskisi gibi tıpkı. birbirlerini var eden iki uç. kendimizin ne olduğunu ebeveynlerimizin gözlerinden yansıyan şeylere bakarak tanırız. kafka da babasını kendisi ile karşılaştırdığında onun gücü karşısında ezilip asla o erkeksi pozisyona erişemeyeceğini düşündü muhtemelen. tüm yaşamı başarısız bir var olma girişimi olarak ıstırap dolu. metinlerine de epey yansımış. dava'da kendini suçlu bulan fakat suçu kendisine gösterilmeyen yaşama mahkum edilmiş birisi, şato'da tıpkı mektubunda babası için; bir kişinin beş alçak basamağı çıkıp ilerlemesi olağanken benim beş basamağı birden çıkmam gerekmiş gibiydi bu ilişki biçimi, ötesine asla ulaşamadığım ilk basamakta kalacaktım demesi gibi hiyerarşide asla ikinci üçüncü aşamaya gelinemiyordu. mesele sadece babası değildi elbette, tüm kurumlar, otoriteler, burjuva toplum yapısı ataerkil örgütlenme biçimi ondan dolayısıyla babalar oğullardan başarılı bir erkeklik performansı talep ediyordu. babası ise örnek olayım eğiteyim derken tersine onu ezip geçmişti.
edebi yanı, bilinç düzeyi, çağını algılama biçimi, eleştirileri müthiş birisi olmakla birlikte babanın, sistemin kişiyi özgürleştirmek yerine nasıl iğdiş ettiğini de gösteriyor bu mektup. neyse ki kafka babasından yaşam içinde güçlü ve sert biçimde kopup kendini var etmede sorun yaşadıysa da güçlü bir kişiliği ve iç dünyası onu dünya edebiyatının ve felsefesinin çok önemli bir figürü olmasına engel olmadı.
sanırım bu mektup oğullar ve özellikle baba olmak isteyenlerce "oğluma nasıl davranmamalıyım?" diye düşünmek için bile okunabilir. elbette kafka bile bizzat babasının kendisini yeterince suçlu bulmuyor, ona hayranlık ve sevgi de duyuyor her şeye rağmen muhatap kabul edilmeyip hiçbir zaman organik bir iletişim kuramamış olmasına rağmen. fakat babalık bağları, biçimleri sorgulanmaya, eleştiriye, değişime açık olabilir her daim.
***
"..dünya benim için üç bölüme ayrıldı; benim, yani kölenin, yalnızca benim için icat edilmiş ve üstelik bilmediğim bir nedenle asla tümüyle yerine getiremediğim yasaların boyunduruğu altında yaşadığı bir bölüm, sonra senin, yöneterek, emirler yağdırarak ve bunlara uyulmadığında öfkelenerek yaşadığın ve benimkinden alabildiğine uzak bir ikinci dünya ve nihayet tüm diğer insanların, emirler ve itaatten bağımsız, mutlu yaşadıkları üçüncü bir dünya." (f. kafka)