Spoiler içeriyor
Yanlış birçok iddianın neden Kuran ile çelişmediğini örneklendirirsem ne demek istediğimin daha iyi anlaşılacağını sanıyorum. Önce tarihsel bir bilginin sonra bilimsel bir bilginin yanlış olmasına rağmen nasıl Kuran ile çelişmeyebileceğine örnekler vereceğim. Kuran’da, Hz. Meryem’den bahsedilir fakat Hz. Meryem’in bir…devamıYanlış birçok iddianın neden Kuran ile çelişmediğini
örneklendirirsem ne demek istediğimin daha iyi anlaşılacağını sanıyorum. Önce tarihsel bir bilginin sonra bilimsel bir bilginin yanlış olmasına rağmen nasıl Kuran ile çelişmeyebileceğine örnekler vereceğim. Kuran’da, Hz.
Meryem’den bahsedilir fakat Hz. Meryem’in bir teyzesi
olup olmadığı veya teyzesi varsa kaç tane teyzesi olduğu hususunda bir ifade yoktur. O zaman birilerinin Hz.
Meryem’in iki, üç veya dört teyzesi olduğuna dair iddialarda bulunduklarını varsayalım. Bunların hangisi İslam
ile çelişkilidir? Cevap, elbette hiçbiridir. Bu iddiaların en az ikisi yanlıştır fakat Kuran’da Hz. Meryem’in teyzeleriyle ilgili bir bilgi olmadığı için bir tarihçi çıkıp da Hz. Meryem’in kaç tane teyzesi olduğunu söylerse söylesin İslam dini adına ona itiraz etmenin bir gereği yoktur. Görül-
düğü gibi Kuran’da ismi geçen kişilerle ilgili ileri sürülebilecek yanlış birçok tarihsel veri Kuran ile çelişkili değildir.
Bir tane de doğabilimlerinden örnek vereyim. Bir kişinin Ay’ın kütlesinin Güneş’ten, diğer bir kişinin Güneş’in
kütlesinin Ay’dan büyük olduğunu iddia ettiğini farz edelim. Bu iddialardan hangisi İslam inancı ile çelişiktir? Cevap, bu hususta da hiçbiridir. Kuran’da Ay’ın mı Güneş’in mi kütlesinin daha büyük olduğuna dair bir aktarım olmadığına göre bu hususta kim ne iddia ederse etsin İslam ile çelişkili bir iddiada bulunduğu söylenemez.
Bu kitap boyunca evrim teorisiyle ilgili tamamen aynı
durumun geçerli olduğunu göstermeye çalışacağım. Hz.
Meryem’in kaç tane teyzesi olduğu söylenirse söylensin,
Ay’ın ve Güneş’in kütlelerinin kıyaslanmasında hangi-
sinin kütlesinin daha fazla olduğu ifade edilirse edilsin,
İslam ile çelişilmesi söz konusu değildir. Aynı şekilde
canlıların ve insanın, evrim süreciyle veya birbirlerinden
bağımsız olarak (evrimsiz) oluştuğu iddialarının hiçbiri
İslam ile çelişmez. Çünkü Kuran, Allah’ın canlı türlerini
ve insanı yarattığını açıkça beyan etmiş olmasına karşın
bu yaratmanın nasıl olduğunu anlatmamıştır. Bu yüzden
“bir Müslüman evrimci olabilir” ama bu iddia “bir Müslü-
man evrimci olmak zorundadır” anlamını taşımaz. ... Müslüman gerçeğin mi ateistlerin her konuda zıddı olmanın mı peşindedir? ...
Örneğin şu anda evrenin ivmele-
nerek genişlemesini sağladığı düşünülen kara enerjinin
ne olduğunu bilim açıklayamamaktadır ama bu hususun
açıklanamaması “din” adına arzu edilen bir durum değil-
dir. Kuran’ın hiçbir yerinde bilgiye karşı bilgisizlik övül-
memiştir. Tersine birçok Kuran ayetinde bilgi edinmeye
teşvik vardır. Örneğin 29. sure olan Ankebut Suresi’nin
20. ayetinde “De ki: Yeryüzünü gezip dolaşın da yaratılı-
şın nasıl başladığını görün” denilerek, yaratılışın başlangı-
cıyla ilgili bilgi edinmeye çalışma daveti vardır. Bu ayete
göre bir Müslüman’ın, evrenin ve canlılığın başlangıç ve
gelişim süreçleriyle ilgili bilgilerin peşinde olması gerekirken bilgimizde “boşluklar” bulmanın peşinde olması,
hele bir de süreçleri (bilgimizdeki boşlukları) açıklayan
teorileri Allah’ın varlığıyla çelişik zannetmesi Kuran’a
uygun bir yaklaşım değildir. ..
Evren içinde bile
değişkenliği olan zamanın Allah’ı bağlayıcı bir niteliği ol-
duğu ve Allah’ın zaman içinde beklediği düşünülemez. Bu
yüzden “Allah niye bu kadar uzun zaman beklesin ki?” gibi
sorular sormak anlamsızdır. “Allah’ın zamanın içinde bek-
lediği” şeklindeki yanlış düşünceler, Allah’ı zamanın yara-
tıcısı değil de zamana tabi bir varlık olarak gören anlayış-
tan kaynaklanmaktadır. Böylesi bir anlayışın sahipleri ise
Allah’ın uzun süre beklediğini düşünmemek için Allah’ın
ya bir anda ya çok kısa sürede oluşları gerçekleştirmesi ge-
rektiği gibi yanlış iddiaları savunabilmektedirler. ... Kısacası birçok kimse evrim teorisine sırf
karşı çıkmış olmak için öyle laflar etmektedirler ki, evrim
teorisine karşı çıkmakla olmasa da evrim teorisine karşı
ileri sürdükleri itiraz şekilleriyle İslami inançla çelişkili bir
pozisyona sürüklenmektedirler. ...
Görüldüğü gibi süreçle yaratmanın
olduğu bir evrende olmamız sayesinde Allah’ın kudret
ve sanatına tanıklık edebileceğimiz bilgiler edinebiliyo-
ruz. Süreçle yaratmayı reddetmek, başlangıçta yaratmış
ve sonra yarattıklarıyla tüm bağlarını kopartmış deist bir
Yaratıcı anlayışına sürükler ki “her an bir iş ve oluşta olan
aktif Allah” inancına sahip olan İslam dini açısından böy-
lesi bir Allah tasavvuru kabul edilemez. Bu da bize, bir
Müslüman’ın süreçle yaratmada en ufacık bir sorun bul-
maması gerektiğini, tersine süreçle yaratmayı takdir ede-
meyenlerin Allah’ın kudret ve sanatını gereğince takdir
edemeyeceğini gösterir. .. İnsanın soy kökeninin maymunumsularla ilişkilendi-
rilmesinin insan onuru açısından bir sorun teşkil etme-
diği kanaatindeyim. Kendi kökenini insana üstün gördüğü için Allah’a isyan eden şeytan Kuran’da kınanmıştır.75
Şeytanın kıssası üzerinden kökeninden dolayı övünme
olgusunun Kuran’da kınandığını, salt kökenden hareketle
bir iyilik veya kötülük iddiasında bulunulamayacağını an-
lıyoruz. Durum böyleyken insan onurunu soy kökeninde
aramak gibi bir yaklaşımın Kuran temelli bir dayanağı ol-
madığı rahatlıkla söylenebilir. .. İbn Miskeveyh (öl. 1030) gibi birçok İslam filozofu,
evrim teorisiyle ilgili bilgiler ortada olmadan yüzlerce yıl
öncesinde bile, varlık merdivenlerinde insanla maymunu
yan yana sınıflamışlardır.77
77. Bu konuyla ilgili bir çalışma olarak bakabilirsiniz: Mehmed Bayrakdar, İslam’da
Evrimci Yaratılış Teorisi, Kitabiyat, Ankara, 2001. ..
Nuh kavminden sonra sizi halifeler kıldığını ve daha
gelişmiş bir yaratılış verdiğini hatırlayın.139
Görüldüğü gibi insan türünün değişim gösterdiği fikri
Kuran’da yer almaktadır. Kuran’da bu ifadenin geçmesini
önemli buluyorum. “Dinler” adına türlerin sabitliği gö-
rüşünü savunanlara bu ayet cevap niteliğindedir. Evrim
teorisine karşı 19. yüzyıldaki ilk dirençlerde, ünlü biyo-
log Linnaeus’un türleri sabit varlıklar olarak değerlendi-
ren sınıflamasının otoritesi önemli rol oynamıştır.140 Fakat
Kuran’da insan türünün kısmen değiştiği yer alsa da, bunu
türlerin birbirlerinden evrilerek oluştuklarının açık bir
anlatımı olarak da kabul edemeyiz.
139. 7-Araf Suresi 69.m ...
Yasalar
çerçevesinde işleyen bir evrende türlerin aniden ortaya çıkmalarından ise aşamalı (evrimle) bir şekilde oluşmalarını beklemek daha makuldür. .. Kaynakları bol
sanatçılar bile eserleri için masraftan kaçınmıyorken, kay-
nağı sınırsız olan ve zaman kaybı gibi unsurlardan etkilen-
meyen Allah hiçbir masraftan kaçınmaz. Örneğin yaratı-
lışın ihtişamı için milyonlarca canlı türünün yaratılması
gerekiyorsa, kudreti ve kaynakları sınırsız, yarattıkça ken-
disinden hiçbir şey eksilmeyen Allah bunları yaratacak-
tır. Aynen katrilyonlarca yıldızı evrende ve katrilyonlarca
atomu parmak ucumuz kadar bir alanda yarattığı gibi.
Modern biyolojinin karşımıza koyduğu tabloya göre, çok
çeşitli ve birbirinden ilginç avlanma, beslenme, üreme,göç, çevreye uyum ve yardımlaşma özellikleriyle milyon-
larca canlı türü mevcuttur ve bu mevcut türlerden daha
fazlası tarih sahnesinde gözüküp kaybolmuştur. Biyoloji-
nin karşımıza koyduğu bu ihtişamlı tablo Allah’ın hiçbir
masraftan kaçınmadığına dair ön kabulle uyum içindedir.
Bu ön kabul, evrim teorisi veya karşıt görüşlerinden birini
diğerine tercih etmekte yardımcı olmuyorsa da, modern
biyolojiyle daha çok tanıklık ettiğimiz biyolojik çeşitliliğe
değişik bir perspektiften bakmaya olanak vermektedir. .. Wilhelm Bölsche, Haeckel’in fikirleriyle Hitler’i tanıştırdı
ve Nazilerin 200.000 vatandaşlarını sadece zihinsel özürlü oldukları için öldürmelerinde bu fikirler etkili oldu. (bu da bir müslüman olarak Hitler'i benimsemememizi gösterir. Çünkü Hitler'in yaptığı soykırım ve katliamlar; tam bir insanlık dramıdır ve legalleştirilecek hiçbir yanı, yönü yoktur.)
SONUÇ: Bu ise “Bir Müslüman evrimci olabilir” anlamına gelmektedir. Fakat diğer yandan bu teorinin Kuran ile çelişmediği iddiası “Bir Müslüman evrimci olmalıdır” anlamını taşımamaktadır. Çünkü bu teorinin reddedilmesini gerektiren hiçbir Kuran ayeti olmadığı gibi bu teoriye inanmayı zaruri kılan bir Kuran ayeti de yoktur. .. Bu teoriye, din adına “Bu teoriye inanan ateisttir” denilerek, ateizm adına “Bu teori ateizmi ispatlamaktadır” denilerek zulüm edilmektedir. Bu kitapta yanlışlığı gösterilen bu iki yaklaşım da bilimsel verilerin açık fikirli bir şekilde
değerlendirilmesini baltalamaktadır. Bir Müslüman, Hz. İsa’yı ilahlaştıranlardan dolayı Hz. İsa’ya sevgisinden vazgeçmediği gibi bilimi ateizm için araçsallaştırmaya çalışan
ateistler yüzünden Allah’ın yarattığı varlıkları tanımamızda en önemli yardımcılarımızdan biri olan bilimden vazgeçmemelidir. Siz okurlarıma tavsiyem; evrim teorisi hakkında varacağınız herhangi bir kanaatte dini açıdan bir sorun olmadığını bilmenin rahatlığı ve açık fikirliliğiyle bu teoriye yaklaşmanız ve bilimsel veriler ile felsefi değerlendirmeniz çerçevesinde kanaatinizi belirlemenizdir.
Yorumum:Caner Taslaman abimizden Muazzam bir kitap daha Allah razı olsun.(Tanrı zamandan ve mekandan münezzehtir buda ateistlere ufak bir dipnot ve bilgi olsun, ola ki ibret alırlar bye) Kitaba puanım: 10/10
bu arada bu kitapta yazarın resmi sitesinden, pdf şeklinde indirilip okunabiliyor.