Spoiler içeriyor
YASAL UYARI(! ATTENTİON!) :ÖNCELİKLE OKUMUŞ OLDUĞUM BU KİTABIN DİSTOPİK BİR ESER OLDUĞUNU TAM BİR DİSTOPYADA GEÇTİĞİNİ BELİRTİRİM. Şimdi kitapta geçen birkaç yerden önemli alıntılar: Belki de - ister ilahi ister insani, ister uhrevi ister dünyevi olsun- hakikatin insanın gerçek saplantısı…devamıYASAL UYARI(! ATTENTİON!) :ÖNCELİKLE OKUMUŞ OLDUĞUM BU KİTABIN DİSTOPİK BİR ESER OLDUĞUNU TAM BİR DİSTOPYADA GEÇTİĞİNİ BELİRTİRİM.
Şimdi kitapta geçen birkaç yerden önemli alıntılar:
Belki de - ister ilahi ister insani, ister uhrevi ister dünyevi olsun- hakikatin insanın gerçek saplantısı değil de düşü olduğunu bile düşünmüştü, bu deliliğin içinde kavranması mümkün olmayacak büyüklükte bir düş.
Ati zamanla, düşlediği rutini sağlayacak rahatlamaya kavuştu. Nihayet diğerleri gibi inançlıydı artık, tehlikeli sulardan çıkmıştı. Yarından endişe duymadan yaşamanın keyfini ve soru sormadan inanmanın mutluluğunu gün geçtikçe yeniden bulmuştu. Hiçbir çıkışın olmadığı kapalı bir dünyada isyan olasılığı yoktur. Hakiki iman teslimiyet ve itaattedir ve Yölah'ın gücü sınırsızdır, abi ise sürünün yanılmaz çobanı.
... Yüceler meclisi insanlardan oluşuyordu, elbette ondan daha alt seviyede olmakla birlikte onlarda birer Ati gibiydi: ölümsüz, her yerde olan ve her şeyi gören. Açıkçası, bir nevi yarı tanrıydılar. Yeryüzünün dört bir yanına erişen güçleri başka türlü nasıl açıklanırdı ki? Buna rağmen temel bir çelişki mevcuttu: Tanrı ya da yarı tanrılarsa, bit ve sıkıntı dolu, önemsiz varlıkların yani insanların arasında ne işleri var? İnsan tahtakurularının, solucanların ve bir günlük ömrü olan diğer zayıf yaratıkların arasına karışır mı? Hayır, onları ayaklarıyla ezer ve yoluna devam eder. Karşılaştırma yapmak her zaman doğru sonuç vermez, bu doğru: yaşam bir sorgulama, cevapsa yok.
... Buradaki atmosfer son derece mistikti, öyle ki ateşli bir ateist hemen oracıkta aklını kaybederdi; onu zaptedip faydasız kibrinden kurtaran imanla diz çöker, gözyaşları içinde yere kapanıp titrer ve kendini, en çoşkulu inançlılardan birine dönüştürecek sözleri söylerken bulurdu: "Yölah'tan başka Tanrı yoktur, Abi onun Elçisidir." Burada, ister mutlu bir sofu olsun, ister talihsiz bir zombi, insandan bahsedilmiyordu; Yölah ve Abi arasındaki etkileşimde insanın yeri yoktu, bu özel r meseleydi. Abi'yi Yölah yaratmıştı, Abi de Yölah'ı sahiplenmişti ya da tam tersi, her şey bundan ibaretti.
Dördüncü Kitap:
Ati bir komplonun içinde başka bir komplo olabileceğini ve hakikatin, tıpkı yalan gibi, ona inandığımız sürece var olduğunu keşfeder. Aynı zamanda birilerinin bilgisinin, diğerlerinin cehaletini telafi etmediğini, insanlığın kendine daima en cahilleri örnek aldığını öğrenir. Gkabul önderliğinde, Müthiş Eser gerçekleştirilmiştir: Cehalet dünyaya hakim olmuş ve bütün her şeyi bildiği, yapabildiği ve istediği noktaya ulaşmıştır.
.. Dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenmek, onun düz ve sınırlanmış olduğunu düşünen biri için inanılmaz bir dramdı.
Kitabın distopik olduğunu söylemiştim evet distopik ancak her ne kadar distopik olsada kullanılan kelimeler, özel isimler bana hep 'İslam' dininde kullanılan dini terimleri hatırlattı, anımsattı. Arasında bağ kurdum diyebilirim. Kitap güzeldi, 1984'e ithaf niteliğinde olmasıysa ayrı bi' hoş. Distopik eser severler okusun, kaçırmasın derim.