yalnız başına düşünme cesareti için birkaç öneride bulunuyor bu metinde. eğitimci ile filozofun bakış açısını birleştirerek düşünme metodu ve düşünmenin kendisi üzerine düşündüğü için ilgimi çekti. bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? bilgiyle ilişkimizde hocaların ya da genel olarak bilenlerin bilmeyenler…devamıyalnız başına düşünme cesareti için birkaç öneride bulunuyor bu metinde. eğitimci ile filozofun bakış açısını birleştirerek düşünme metodu ve düşünmenin kendisi üzerine düşündüğü için ilgimi çekti.
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?
bilgiyle ilişkimizde hocaların ya da genel olarak bilenlerin bilmeyenler üzerinde nasıl tahakküm kurduğu, hiyerarşi yarattığı üzerine dikkat çekiyor başlangıçta. ülkemizde düşünme yöntemlerini, bilgiye ulaşma sürecini, nasıl bilebileceğimizi saklayan hocaların kendilerini üstün görerek ego tatmini yapmaları göz önüne alınınca bu konularda yazılan söylenenler önemli oluyor haliyle. özelllikle otodidakt kişiler için.
bilmek insana otorite sağlarken nasıl bildiğini, o bilgiye hangi süreç ve yöntemler aracılığıyla ulaştığını söylemek tıpkı bir sihirbazın numarasını ifşa etmesi gibi hayranlığı ve hayreti bozuyor. herkesi bilgiye ulaşabilir kıldığı için hiyerarşiyi, itibarı kaldırıyor diye kimsenin pek istemediği bir şey. öte yandan bir rancierci olarak zekaların eşitliği söylemi üzerinden yaklaştığım (bkz: cahil hoca) ayrıca marksist birisi olarak bilginin herkesle paylaşılması gerektiğine inandığım için beni cezbetmesi kolay oldu yazarın.
düşünme usullerini açık biçimde ifade etmekten çekinmeyen kişi olarak pascal'ı örnek veriyor. ki düşünceler adlı klasikleşen önemli bir kitabı var.
neyse, kısaca düşünme yöntemi olarak düşünürün az çok bildiğimiz önerilerine değinmek istiyorum:
hayret etmek
düşünebilmek için ilk adım herkesin anladığını sandığı bir olay karşısında bile anlamıyor davranabilmektir. anlamadığını fark etmek aslında pek kolay değil. düşünmeyen çoğu kişi "elbette, bunu anlamayacak ne var?" derken esas düşünen kişi "hiçbir şey anlamıyorum." diyerek başlar. hiçbir şey bilmedigimizden başlarsak öncelikle hayran olma duygusunu keşfederiz. bu sayede düşünme sürecini devindirecek olan ilk ihtiras devreye girer. bu ilk şaşkınlık pasif hayranlıktır, henüz düşünme değil. aktif hayranlık ise düşünmeye başladığımız yer. yani ilgimizi çeken şeye bakışı yöneltip onun öncesini ve sonrasını hayal ederiz. sorular sorarız. önceden sezmeye ve beklenti oluşturmaya çalışırız. tahmin deriz. böylelikle kavrayışımız ile kavramlar arasındaki ilişkiden, farktan düşünmeye başlamış oluruz.
düşünceyi uyaran:
yöntem: kişinin kendisini harekete geçiren, tahrik eden yazarları keşfetmesi.
yöntem: alışılagelmiş görüşlere aykırı kimselerle ilişki kurmak, onların kitaplarını okumak.
yöntem: çocuklar ve yaşlılarla iletişim halinde olmak. böylece geçmiş deneyimlerle gelecek kuşakları karşılaştırma imkanı bulabilmek.
yöntem: üslup geliştirmek. aynı cümleyi farklı sentakslarla yeniden yeniden düzenlemek, en sarih, kulağa hoş gelecek biçimde ve ilgi çekici hale getirebilmek.
" en iyi öğrencim benimle aynı fikirde olmayanıdır." (jules lemaitre)
" bu bizim varlığımızın genel yasasıdır; ileride yaşarız, fakat geride kalanı anlarız, bir şeyi ancak gözden ırak olduğu zaman hissederiz. gelip geçen ve tekrar dönen şeyi daha çok severek seyrederiz." (guitton)
" insan ancak önceden görmüş olduğu bir şeyi görebilir. insan ancak önceden sevmiş olduğu bir şeyi sevebilir." (guitton)
" en büyük adamlar, coşkun bir muhayyilesi olan ve benliklerinde birer ifrit taşıdıkları halde, ipin ucunu hiçbir zaman kaçırmayarak bu keşmekeşe bir düzen, ölçü ve ahenk vermeyi bilen kimselerdir." (guitton)
evet, guitton düşünme metotları içinden üç tanesini tercih ediyor genel olarak: seçme, ayırma ve çelişme.
seçmek üzerine
düşünmenin ilk kuralı seçmektir. seçmek içinse öncelikle ayıklamak gerekir. ayıklamak, reddetmek ve esas olanı seçebilmek de zaten düşünmek demektir. en önemli meziyet seçebilmek ve susabilmek. hayat yolunda daha fazla terk edip daha az şeyi seçmek gerekir ki derinlikli düşünebilmek mümkün olsun. seçenler ya koleksiyonerlik olsun diye her şeyden biraz biraz tadar ya da gerçek bir seçim yapıp o konu üzerinde derinleşip düşünürler. asıl mevzu ikincisi elbette. okumak, seçmektir. önce neleri okuyacağını seçmek, ikinci olarak tekrar okuyacaklarını, hayat boyu okumak isteyeceklerini seçmek. bu kitaplardan bölümler seçmek, hafızamıza emanet etmek seçtiklerimizi. özlerini bellemek.
neden sonuç zincirlerini kur, metinlerarası düşün, aynılık, benzerlik, farklılık, kendine has yanlarını keşfet bilgi türlerinin. karışık düşünceleri düzenle, tasnif et, özetini çıkar.
ayırmak üzerine
sözcüklerin ayrımlarına dikkat etmeyiş çağımızın en büyük sorunlarından biri bence. çünkü tüm kavramlar birbirine karıştı, içleri boşaltıldı ve tartışma imkanlarını diyaloğu hepten yok etmek üzere. en baştan başlamak ve yeniden düşünebilmek için yeni uzlaşma yöntemleri gerekiyor. yani bu metinde de dikkat çekildiği gibi öncelikle birbirine yakın anlamlı olan terimleri ayırt etmek gerek. tasnif etmek kategori oluşturmak için değil. çünkü tasnif düşünmek değil, düşünmeyi kolaylaştırmak için bir yöntem sadece. birbirine karışmış halde olan anlamları ayırt etmek, onları ayrı ayrı kullanmak ve farklı isimler vermek önemli. bu konuda sanırım espri konusu da yapılan almancadaki ince ayrımlar örnek verilebilir. felsefenin gelişimi açısından oldukça zengin bir dil olması tesadüf olmasa gerek.
elbette bölerken ayırırken bunun doğal bir ayrım olmadığını gerçekte gerçekliğin girift ve daha karmaşık olduğunu da akılda tutmak önemli. maalesef ki bu tasnifleme ve bilimleri birbirinden ayırmak işi farklı tür bilgilerin kendine kapanıp gerçeklikten kopmaya yol açma tehlikesi son dönemlerde yeni yeni fark edildiği için günümüzde bilimsel çalışmalarda disiplinlerüstü yöntemler daha çok öne çıktı. artık her şey her şeyin ortasında ve arasında, ilişki halinde yeniden. ama öte yandan kavram karmaşaları ince ayrımlar üzerinden yeniden düşünülüp isimlendirilmelidir de. en azından kişi kendi zihninde her kavramın farklı yönleri olabileceğini düşünmeli ki gösterenleri tartışırken gösterilenler ihmal edilmemiş olsun. gösteren aynı kalırken gösterilen genişledikçe diyalog ve anlaşılma imkanı azalıyor çünkü.
özetle ayırmak ve birleştirmek her iki yöntem de düşünmenin vazgeçilmez aletleri.
çelişme üzerine
düşünmek ve ilerlemek demek; mukayese etmek, kuşkulanmak, çelişme ve tutarsızlıkları görmek bizzat yaratmak ve içinden geçmek demektir. savunulan tezle çelişeni birlikte araştırmak incelemek ve itirazlara bakmak demektir. kanaatlerimizi kim sarsıyorsa en çok onunla hemhal olmak demektir.
" ...insan inandığı şeyi alnının teri ile elde etmeyi bilmelidir. bu başarıyı tekrar elde etmek için en iyi çare de ona hücum etmelerine müsade etmektir." (guitton )
" birbirine zıt, garip ve saçma şeyler düşünmekten korkma." (guitton )
elbette düşünceyi kurutan ve ona engel olan bir saçma olduğu gibi düşünceyi geliştiren alışkanlıkları ters yüz ederek yeni bir gözle varlıkla ilişki kurmamızı sağlayan başka bir saçma daha vardır. her alelade olan cümlelerin zıttı da düşünülüp saçma bile olsa gerçeğe bir şekilde ışık tutup tutmadığı denenmelidir. birçok icat ve keşif bu tür makul olmayan düşüncelerden çıkmıştır.
" sokrates'in istihzası, eflatun'un diyalektiği, descartes'ın metodu, kant'ın sistemi, hegel'in veya auguste comte'un üç unsurlu düşünme tarzı, bergson'un istiareleri mecazları, psikanaliz yahut existentialistelerin yaptıkları sondajlar, hepsi birer vasıtadan ibarettir, daha ötelere gitmek gerek. düşünme bunların hepsini yönetiyor, fakat daha nice düşünceler gizliyor." (guitton )