Midnight in Paris - Paris'te Gece Yarısı Arkadaşımla izlediğim bu farklı ve ilgi çekici film hakkında gelin düşüncelerim nelermiş konuşanım. Geçmiş yazarlar, şairler, sanatçılarla süslü geçmişi harikaydı filmin. Ama 2010 gününü gösterilen sahneleri ve oyunculukları gereksizdi. Sadece detaylı oyunculuklar önemli…devamıMidnight in Paris - Paris'te Gece Yarısı
Arkadaşımla izlediğim bu farklı ve ilgi çekici film hakkında gelin düşüncelerim nelermiş konuşanım. Geçmiş yazarlar, şairler, sanatçılarla süslü geçmişi harikaydı filmin. Ama 2010 gününü gösterilen sahneleri ve oyunculukları gereksizdi. Sadece detaylı oyunculuklar önemli şairlerde ve yazarların bulduğu dönemlerde vardı.
İçinde bulduğu geçmiş zamanı detaylı ve özverili anlatan film, birçok büyük oyuncu ismi kadrosunda bulundururken, kişilerin gerçek karakterlerine benzeyen yüzleri ve duruşları gözlerimizden kaçmadı arkadaşımla benim. Bu duruma en çok dikkat edilmesini güzel karşılasak da gelecek kısmında ki oyuncuların vasat olması ve gereksiz yere koyulması da gözümden hiç kaçırmadığımız hatalı noktalarından birisiydi.
Büyük isimlerden Kathy Bates, Adrien Brody’nin canlandırdığı Gertrude Stein ve Salvador Dalí karakterine canlılık veren çok sevdiğimiz oyuncularımız, gerçekten harika oyunculuk sergilemiş hatta benzeyen konuşmaları duruşlarını da harika göstermişlerdi. Owen Wilson’nun başrolünü üslendiği film aslında Fantastik türüne ait bir film gibi dursa da, geçmiş sanatçıların ve tarihlerine değinmesi de güzeldi. Lâkin içinde bulduğu geçmiş zaman adı altında topladığım noktalarda ise tarihi anlatımını pek fazla yönetmen verememişti.
Bazı noktalarında hatta kestiğine inandığım ve inandığımız sahneleri çok fazla gözümüze girmişti. Bu durumda filmi izlerken boşluklar olmasını sağlamıştı yönetmen Woody Allen. Tabii bu durum gözümüze girse de filmi hiç aksatmaması da iyi bir yetenek olduğunu söylemek lazım. Marion Cotillard’dında oynadığı filmde Michael Sheen, Tom Hiddleston, Corey Stoll ve Léa Seydoux gibi büyük isimlerde yer alıyordu. Bunları çoğunlukla filmin geçmiş sahnelerinde ve ilk yarıdan sonra görmek mümkündü.
Sinematografisini de az çok beğendiğim filmin, konusunun senaryo boyutunda da hataları mevcuttu. Bu duruma çoğu kişi fark etmese de tarihi geçişlerde konuların birbirine karışması ve sanki yönetmenin tüm bunları ünlü şair, yazarların geçmişine odaklanırken hepsini bu filme zorla eklediği gibi her yerden çıkan ünlü yazarların sanatçıların olması biraz zorlama gibi geldi. Ödüllü olan bu yapım Akademi Ödüllerinden 1 tane ödül alıyorken, Bağımsız Ruh ve Village Voice Seçkisi'nden de 3 ödül alıyor. Yani 4 ödülü olan bu filmin bence eksik yönlerini yazmak istedim.
Gelenim son notlarıma, filmin sonu hiç beklediğimiz gibi bitmiyor ben açıkça şöyle bitmesini isterdim. Gil ve Andriana'nın birlikte olmasını isterdim. Anca bu kadar spoiler verebilirim sonu hakkında. Çok keyifli ama çok hatalı bir filmdi. Anca geçmiş tarihî yazarların ve şairlerin olduğu bölümlerini sevdiğimden 3,5 puan verebildim. Çok fazla daha tutmadan sizleri filmi anlamak ve düşüncelerinizi merak etmekle başa baş bırakabilirim. Keyifli izlemeler.