Here We Are İçinde bulduğu karakterleri ve anlatım biçimlerini harika veren film, tüm detayları ile dikkatimi çekerken 2020 Cannes çıkışlı olması da insanı filmi hemen izlemeye ittiğini başta söylemek isterim. Tüm detayları tek tek açmadan önce film aslında baba oğul…devamıHere We Are
İçinde bulduğu karakterleri ve anlatım biçimlerini harika veren film, tüm detayları ile dikkatimi çekerken 2020 Cannes çıkışlı olması da insanı filmi hemen izlemeye ittiğini başta söylemek isterim. Tüm detayları tek tek açmadan önce film aslında baba oğul odaklı olsa da toplumsal ve kişisel baskıları da gösterdiğini sizlere yazmam lazım.
İçinde bulduğu konunun aslında engelli oğlu olan babanın toplumdan uzakta kimselerin onu incitmediği yerde büyütmesi ile başlıyor. Bu tamamen kişisel algı gibi başta dursa da, annemiz bile oğlunu anlamazken babanın ona karşı empati yapması ve üzülmesini görmek çok duygusal bir noktaydı. Tabii bu durumları gösterirken içinde bulduğu tren yolculuklarını, kişisel ve toplumsal baskıları da yönetmen çok sıkmadan göz uçu ile vermesi güzeldi.
Zaten başta sinematografisi ve yönetmenin en önemlisi senaristin yazım kaynaklı noktaları güzelliğini gösteriyordu. Bunun dışında tüm desteklenen oyuncuların girdikleri kişilikler onlara sadece destek olarak, filmi duygusal ve empati kaynağını güçlendirmesini görmek filme 1+ puan benden ekletiyordu. Bunun dışında engelli bireylerin zorluklarına ve toplumsal ayrımına ek açarken yönetmen Nir Bergman, filmi sıkmadan ve göze batmadan aslında anlamamız gerektiğini ve hepimizin bir gün engelli olabileceğini göstermesi de çok ama çok anlamlıydı.
Engelli bireyimiz olan Uri’ye yaşam veren Noam Imber gerçekten harika oyunculuk sergilerken, kişisel olarakta kendini filme adamasını görmek çok iyi geldi bana. Filmin akışını bozmadan hem yaptığı karakter analizini iyi göstermesi hem de izleyen kitleye o duygu selini vermesi gerçekten iyi oyunculuk dedirttirdi. Tabii buna destek çıkacak baba karakterimiz olan Aharon’nun da farklı detayları vardı.
Buna ek açmak gerekiyorsa, babamız kendini oğluna adarken kendini insanlardan, toplumdan uzaklaştırması ve oğlunu bırakıyorken bile ne yapacağını bilememesi beni çok duygusal yaptı. Oğlunun büyümesini görmesi ve kendi adamasını hissettiğimiz oyuncumuz Shai Avivi’nin oyunculuğuna diyeceğim hiçbir şey yok.
Son kısma geliyorken Cannes çıkışlı olan yapımın baktığıma göre hiçbir ödül yok gibi duruyor. Buna üzülsek de tam yaz tadında olan ve insanı sıkmadan ilerleten yapım, bence artık kült yapımların içinde bulunması gerekiyor gibi. Hepimiz bir gün engelli olabiliriz kapsamından ilerleyen ve engellileri dışlamamız gerektiğini çok inçe ip üstünde anlatan yapım hakkında düşüncelerim bu kadar. Daha fazla sizi sıkmadan filme almak isterim. Keyifli izlemeler diliyorum.