Eğitim sistemini eleştirirken sizi sıcacık bir ortama sokan bir yapım olan 'Ölü Ozanlar Derneği"eğitim sisteminin ezberci sistematiğini yoksayan ve farklı bir yol izleyen bir öğretmeniyle öğrencilerini konu alıyor.Gelenek,onur,disiplin, mükemmellik prensiplerini benimseyen hedef olarak öğrencileri kalıplaşmış geleneksel değerlerin dışında daha farkında…devamıEğitim sistemini eleştirirken sizi sıcacık bir ortama sokan bir yapım olan 'Ölü Ozanlar Derneği"eğitim sisteminin ezberci sistematiğini yoksayan ve farklı bir yol izleyen bir öğretmeniyle öğrencilerini konu alıyor.Gelenek,onur,disiplin, mükemmellik prensiplerini benimseyen hedef olarak öğrencileri kalıplaşmış geleneksel değerlerin dışında daha farkında daha çok bilinçli daha çok özgürlük odaklı bireyler yetiştirmek isteyen bir öğretmen ve onun bu düşüncelerine tamamen ters olan akademisyen bizlere farkındalıgin önemini önemle vurguluyor.1959'da geçen bu filmde Welton Academy'e gelen başarılı ama bir o kadar farklı yöntemler uygulayan edebiyat öğretmeni John Keating sadece okul tarafından değil öğrenciler tarafından da farkli bir tutumla karşılaşıyor.Akademisyenin üç anahtar kelimesini farkındalik, doluluk ve ozdesimle yer değiştiriyor.John baskıcı ailelerin çocuklarına aslında edebiyat ve şiir yoluyla büyülü bir dünyayla tanıştırırken dünyaya da farklı bir bakış açısı kazanmalarina vesile oluyor.Sanat ve felsefe yardımıyla kendimizi anlama sorgulama gibi durumlar kendimizi şekillendirmememizi yardımcı olur.Ölüm yaşam gerçeğini de ilginç bir sekilde işleyen öğretmen aslında herkesin bu tarz durumlardan geçtiğini ondan önce mezun olan çocukların da aynı senaryoyu yaşadıklarını anlatır.Amaci hayatlarının farkına varmak ve onu kendilerinin sekillendirmelerini hedeflemektir.Ogrencilerin dikkatini çeken öğretmen sayesinde çocuklar kafalarını gömdukleri kumdan kaldırır ve yeni bir başlangıca evet derler.Kendi deneyimledikleri bu dünya onlar için çok buyulu bir o kadar da gerçeklik doludur.Hızla edebiyat ve sanat dünyasınin içine çekilen öğrenciler farklı boyutları keşfederken Ölü ozanlar Derneğini araştırdıkça yatılı okudukları bu okulu bir hapishane olarak görmekten ziyade kendi aralarında tartıştıkları eğlendikleri sorguladiklari yorumladıklari bu yeni dünyayı tiyatroyu tanımaları ile ve ona duydukları hayranlıkla cennet dönüştürürler hiç sevemedikleri okullarını.Farkindalik kazanılmış ikinci evre olan doluluga geçilmiştir.Artik onlar niye var olduklarını kendi aralarında tartışıyor ve bu konuda bilinçli hareket ediyorlardir.Kendilerini eleştirmeyi de öğrenen çocuklar kendilerindeki eksiklikleri de farkeder bu eksiklikler sanat yoluyla kapamayi düşünürler.Kendilerine ait buldukları kızılderili mağarası artık onlar için bu aktivelerini yerine getirecekleri sıcak bir yer olmuştur.Şiirler okunur, tiyatrolar yapılır müzik aletleri çalınır ve hatta hikayeler uydurulur.Onlar ailelerinin ona verdikleri hedeflerden başka bir yolda ilerliyor kendini kesfetmenin hazzını yasiyorlardir.Birbirlerini daha iyi tanımaya başlarlar ve böylece kurulan bağ ile desteklerin de arkası kesilmez.Birbirlerini eleştirir destekler ve eksikliklerini böylece kapatırlar.Derste geçen Carpe diem sozu onlar için bir slogan olmuştur ve onlar günü yakalamak için ugrasacaklardir.Yeni dünya onlar sadece huzur değil beraberinde mutsuzluk ve intiharlar da getirir çünkü bunu kabul etmeyecek bir akademisyen,aileler vardır.Dusmani olarak gördükleri sanata savaş açan aileler edebiyat öğretmeninin açığa alınmasını sağlarlar.Tom Schulman'in yazdığı Peter Weir'in yönettiği başarılı film en iyi özgün senaryo dalında da Oscar almış ve edebiyat öğretmenini canlandiran Robin Williams ile geniş kitlelere ulaşılmıştır.İyi seyirler.