Spoiler içeriyor
46. "Sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak." 64/65. Cennet'ten kovuluş esas olarak ebedidir: Yani Cennet'ten kovuluş kesin ve yeryüzünde yaşamak kaçınılmazdır; ama yine de olayın ebediliği bize sonsuza dek Cennet'te kalabilme olasılığını vermekle kalmaz, aynı…devamı46. "Sein" sözcüğü Almanca'da iki anlama gelir: "Var olmak" ve "Onun olmak."
64/65. Cennet'ten kovuluş esas olarak ebedidir: Yani Cennet'ten kovuluş kesin ve yeryüzünde yaşamak kaçınılmazdır; ama yine de olayın ebediliği bize sonsuza dek Cennet'te kalabilme olasılığını vermekle kalmaz, aynı zamanda belki de gerçekte hep orada olduğumuz anlamına da gelir, biz ister bilelim, ister bilmeyelim.
96. Bu yaşamın hazları, yaşamın 'kendi' hazları değil, 'bizim' daha yüce bir yaşama yükselme korkumuzdur; bu yaşamın eziyetleri yaşamın kendi eziyetleri değil, ama bu korkudan dolayı kendimize yaptığımız eziyettir.
97. Sadece burada ıstırap ıstıraptır. Bu demek değildir ki, burada ıstırap çekenler bir başka yerde çektikleri ıstıraptan ötürü ödüllendirilecek; bunun anlamı, bu dünyada ıstırap denen şeyin bir başka dünyada değişmeyip, yalnız karşıtından bağımsız kılınacağı ve mutluluğa dönüşeceğidir.
98. Evrenin sonsuz genişlikte ve zenginlikte tasarlanması, zahmetli yaratışın ve özgür bilincin en aşırıya vardırılmış karışımının sonucudur.
99. Faniliğimizin eski sonsuz savunmasına ilişkin en zayıf inanç, şimdiki günahkâr durumumuza ilişkin en acımasız inançtan çok daha fazla bunaltıcıdır. Ancak, saflığı içinde birincisini bütünüyle kapsayan ikincisine katlanma gücüdür ki, inancın ölçüsünü oluşturur.
103. Dünyanın acılarından uzak tutabilirsin kendini, bu sana kalmış olup doğana uyar, ama tam olarak bu uzak furuş belki kaçınabileceğin yegane acıdır.
104. İnsan üç bakımdan özgür irade sahibidir:
Birincisi, bu yaşamı istediği zaman özgürdü; şimdi, kuşkusuz, kararından geriye dönemez artık, çünkü bir zamanlar bu yaşamı arzulayan kişi değil artık, bir zamanlar arzulamış olduğunu yaşayarak gerçekleştiriyor olması dışında.
İkincisi, bu yaşamdaki yürüyüş tarzını ve yolu seçebildiği için özgürdür.
Üçüncüsü, yeniden dünyaya geleceğini düşünerek, tüm koşullar altında yaşamak ve böylelikle kendisine varan yolu bulmak istencine sahip olduğu için özgürdür, seçilebilir olsa da, her seferinde bu yaşamın dokunulmadık hiçbir köşesini bırakmayan labirentvari bir yol olacaktır bu.
Özgür iradenin üç görünüşüdür bu, ama üçü de aynı zamanda var olduğundan, bir birlik oluştururlar ve temelde öylesine tam birliktir ki, burada özgür olsun ya da olmasın, hiçbir iradeye yer yoktur.
105. Bu dünyanın baştan çıkarma aracı ile bu dünyanın sadece bir geçiş olduğuna ilişkin güvence işareti, aynı şeydir. Böyle olması da gerekir, çünkü dünya ancak bu yolla ayartabilir bizi ve bu da gerçeğe uygun düşer. Ama işin berbat yanı, ayartı başarıya ulaşınca biz güvenceyi unuturuz ve böylece İyi bizi kandırıp Kötü'nün kucağına atar, kadının bakışıyla bizi yatağına çağırması gibi.
Yorumum: Tek günde hemen hemen 1 saat içinde deruni düşüncelere dalarak bitirileceği gibi her bir sayfayı 1 günde veya belli aralıklarla(saatlerle) okumakta olabilir bu kitabı açıkçası nasıl işinize geliyorsa. Ama her iki türlüsününde leyifli olduğu kaçınılmaz. Kitabı okuduktan sonra aklıma şu düşünceler geldi bir anda: şayet bilinçaltımız, bilinçaltı denen şey olmasaydı Freud'un psikanalizlerinde olduğu gibi Tanrı biz çocuklarını veya kullarını nasıl idare edebilirdi, bu da kitaptan sonra ilginç bir anekdot.