Spoiler içeriyor
°Evimizin ve eşyalarımızın bir anda yok olmaması, oturduğumuzda vücudumuzun atomlarıyla sandalyenin atomlarının karışmaması, ileri adım attığımızda her zaman ileri gidebilmemiz, vücudumuzun beslenmesi ve varlığı, doğa yasalarının sürekli olarak muhafaza edilmesi sayesindedir. °Allah'ın uzaya aşkınken uzayın her noktasına müdahalede bulunduğuna inananlar…devamı°Evimizin ve eşyalarımızın bir anda yok olmaması, oturduğumuzda vücudumuzun atomlarıyla sandalyenin atomlarının
karışmaması, ileri adım attığımızda her zaman ileri gidebilmemiz, vücudumuzun beslenmesi ve varlığı, doğa yasalarının sürekli olarak muhafaza edilmesi sayesindedir.
°Allah'ın uzaya aşkınken uzayın her noktasına müdahalede bulunduğuna inananlar için, zamana aşkın Allah'ın zamanın tüm anlarına müdahalede bulunduğunu kavramasında bir sorun olmaması gerekir.
°Doğduğumda baş aşağı edildi kum saatim; kavuşmaya kaç kum tanesi kaldı Rabbim?
°İnsana kendini beğendirme arzusu, kendisini Allah'a beğendirmesi için verilmiştir. Başkaları beğenmez kaygısıyla Allah'tan uzak durmak nasıl bir çelişkidir!
°Allah'a düşman olanlar, başkalarını da Allah'ın yokluğuna inandırınca Allah'ı yok edeceklerini sanırlar.
°Kalp kalbi verene açılması için verilmiştir: 'Kalpler, ancak Allah' ın hatırlanmasıyla tatmin olur. ' (13-Rad Suresi 28)
°Belaların en belalısına diklenerek diyelim ki:' Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz. '(2-Bakara Suresi 156)
°Anlamı, derinliği, yaralarına merhemi ve hiç sarsılmaz zemini arayanlara şu ayet yetmez mi? "Allah kuluna yetmez mi?" (39-Zümer Suresi 36)
°Şöhretperestlikle fani insanların zihnindeki "büyük ünlü" olmaya çalışacağına, Allah' ın ezeli zihnindeki yüzü ak bir kul olmaya çalış.
°Bütün dünyanın en beğendiği kişi olmaktansa Allah'ın yüzde bir daha fazla beğendiği kişi olmak çok daha önemlidir.
°Allah'ın bağışlamasını uman bizler , iş bağışlamaya gelince ne kadar da cimriyiz!
°Ümidimizin sebebi, her şeyin daha iyi olacak olmadı değil, her şeyin ardında Allah'ın hikmeti olduğunu bilmemizdir.
°“Vahyedilen İslam” ile “benimsenmiş olan İslam” arasında farkı belirlemek “İslam nedir?” sorusuna vereceğimiz cevap için hayati önemdedir.
°Allah, insanlara mesajlarını ilettiği Kuran’a çağı aşan tarifler ve örnekler koymuştur ki insanlar Kuran’ın Allah’tan olduğunun delillerine şahit olabilsinler.
°Temel mesele tarih boyunca Müslümanların ne yaptıkları
değil, İslam’ın ne olduğudur.
Toplumun şekillendirdiği aklı Kuran ile düzeltmek yerine Kuran’ı toplumun şekillendirdiği akla uydurmak, Kuran’ın
Allah’tan olduğu iddiasıyla çelişkilidir.
°Sonsuza kondurulmuş nokta kadar aciz; noktalığımızda Sonsuz’u bulacak kadar donanımlıyız.
°Dünya işlerinde öndekilere bakıp imrenen, ahiret işlerinde geridekilere bakıp tembellik edenlerin, dünya işlerinde geridekilere bakıp şükretmeleri, ahiret işlerinde öndekilere bakıp gayret etmeleri gerekmez mi?
°Akılla alevlenen duyguya, duyguyla beslenen akla ihtiyacımız var.
°Bu dünyadaki hayatla sınırlı bakıldığında ölüm; bir koyun, bir sinek ya da bir pire ile insanı eşitler.
°Ölümü öldürüp ölümsüzleşemezsin Ölümün Sahibi’ne yönelmeden.
°Zihin ayakların önünde, ayaklar ise şimdide yürür. Şimdinin hazları zihni uyuştursa da ayakların önünde yürüyüp
ölümü görebilen zihin için bu hazlar anlamsızdır.
°Zamanın hızlı akışı, mutluluğu da üzüntüyü de anlamsızlaştırıyor: “Zamanı Aşkın Olan’ın dışında bir hakikat yok” diyor.
°İnsanda bu kadar acizliğin ve bu kadar becerinin birleşmesi ne kadar garip! Burnu akar ama karadelik hesabı yapar. Tuvaletini istediği kadar tutamaz ama Ay’a araç gönderir. Ne zaman öleceğini bilmez ama milyarlık sayılarla hesap yapar.
°Evrenin sonlu olması bazı insanlar için varoluşsal bir krizin kaynağı olmuştur. Birçok insan kendi ölümünün tesellisini
evrende bıraktığı eserlerin, namın ve neslin devam etmesinde bulmuştur. Dünyada dev eserler bırakma isteği ölümsüzleşme arzusunun bir tezahürü değil midir?
°Evrendeki muazzam ihtişamla beraber hayatın orantısız kısalığı, sadece bu dünya için yaratılmadığımızı ve ahiretin var olduğunu desteklemektedir.
°İnsanın gönlünden kopan feryatlarının ve dualarının farkında olan bir Yaratıcısının var olduğunu idrak etmesinden daha değerli ne olabilir?
°“Her kültüre anlayış gösterme” yaklaşımını savunanlar,
“Kendi kültürüme göre her kültüre anlayış göstermem” diyen birine de anlayış göstermeleri gerekince çelişkiye düşmeleri kaçınılmazdır.
°İçimizde fıtratın delilleri, evrende muhteşem sanatın ve kudretin tezahürleri, elimizde Kuran’ın ayetleri varken Allah’tan nasıl şüphe edilir?
°İman için aklı reddedenler, imanı en
büyük dostundan mahrum ederler.
°Temel soru atomu nasıl gördüğümüz değil, görmenin nasıl var olduğudur.
°Ne mutlu Allah’ın yarattığı evrenin, verdiği aklın, biçimlendirdiği benliğin ve gönderdiği Kitap’ın çelişmediğini
bilenlere!
°Yapay zeka birçok alanda insan zihninden daha başarılı olabilir ama en basit bilinç durumunu bile taklit edemez; arada
derece farkı değil, mahiyet farkı var.
°Allah’a atıf yapmayan biri de ahlaklı olabilir ama rasyonel bir ahlaki yapıyı temellendiremez.
°“Her şey şüphelidir” diyenler, bu yaklaşımlarıyla şüphesiz bir şey iddiasında olduklarının farkında olmadan kendilerini yalanlarlar.
°Arzularımızda dercedilmiştir varlığın ve hayatın sırları.
°Gerçeğe geleneği, moderniteyi ve yüceltilmiş kişileri gerçeğin mutlak kaynakları olarak görerek değil; Kuran, akıl (felsefe) ve bilimle ulaşabiliriz.
°İnsan aklını sürekli anlamaya davet eden Kuran, aklı kullanmayı ibadet seviyesine yerleştirir. Bu, bilgeliğe en üst seviyede bir değer kazandırır ve Allah’tan dolayı bilgiyi sevmeyle bilmekten dolayı Allah’ı sevmeyi kaynaştırır. Bildikçe sever, sevdikçe Allah’ın davetinden dolayı daha çok bilmek istersiniz. Bu, felsefenin şükürle birleşmesidir.
°Materyalist-ateist varlık anlayışında, evreni aşkın hiçbir varlık olmadığından, bilinçsiz madde parçacıklarından oluşan
evrenin bağlayıcı ahlak yasaları empoze etmesi düşünülemez.
°“Neden farklı arzularımız bizi Allah’ın varlığına inanmaya yöneltecek şekildedir?” tarzındaki olağanüstü önemdeki sorunun yegane rasyonel cevabını teizm sunmaktadır.
°Sorumluluk ancak iradenin varlığıyla anlamlıdır. İradesi olmayan bir insanın yaptıklarıyla tepeden yuvarlanan bir kaya
arasında ne fark kalır? Tepeden
yuvarlanan bir kayayı sorumlu
tutmak ne kadar anlamsızsa iradesiz insanı sorumlu tutmak da o kadar anlamsızdır.
°Evrimin doğru olup olmadığı ayrı, İslam’a uyup uymadığı ayrı bir tartışmadır. Önce bu ayrımı yapmak, sonra İslami açıdan sorun zannedilenleri masaya yatırmak gerekir.
°“Bir Müslüman evrimci olabilir” demek “Evrimci olmalıdır” demek değildir. “Evrim Kuran’la çelişmez” demek “Kuran’dan
evrim çıkar” demek değildir.
°Kuran’da kınanan Firavun ve Ebu Leheb gibi kişiler insandır fakat bu hususu kimse insan onuruna zıt bulmamıştır!
İnsan türünün üyeleri arasında böylelerinin olmasını insan onuruna aykırı bulmuyorsak, hayvan türleriyle hayat ağacındaki herhangi bir ilişkiyi insan onuru açısından nasıl sorun olarak görebiliriz?
° Bir Müslüman, Hz. İsa’yı ilahlaştıranlardan dolayı Hz. İsa’ya sevgisinden vazgeçmediği gibi, bilimi ateizm için araçsallaştırmaya çalışan ateistler yüzünden Allah’ın yarattığı varlıkları tanımada en önemli yardımcılardan biri olan bilimden
de vazgeçmemelidir.
°Yanlışa düşmekten korumada araç olan şüphecilikle, kendisi hedef olan kutsanmış şüpheciliği ayırt etmek gerekir. Birincisinin gayesi gerçeğe ulaşmak, ikincisinin gayesiyse postmodern safsatacılıktır.
°Ateist-evrimci görüşe göre akıl, doğruyu bulmak için değil hayatta kalmak için oluşmuştur. Dolayısıyla bu görüşün sahipleri, kendi akıl yürütmelerine güvenecek bir zemin bulamayarak kendi kendilerini çürütürler.
°Zayıf aklın daha çok iman edeceğini sanmak bir kuruntudur; böylesi bir aklın sadece hurafelere düşme ihtimali artar.
°“Gerçeği nasıl kavrarım?” yerine “Zihnimdeki kurguyu nasıl doğru çıkartırım?” diye uğraşanlar, ne kadar maharetli ve lafbaz olsalar da sonunda kaybedenlerden olmaya mahkumdurlar.
°Basit ruhlar, zengine zenginliğinden dolayı hürmet eder.
°En büyük putların çoğu bırakılamayan alışkanlıklardır.
°Bilinmediği halde bilindiği sanılanlar, bilinmediği bilinenler ve bunların dışındaki bilinmeyenler var. Bir de bu kadar bilinmeyenlerin içinde bilebildiklerimiz var. Bu kadar acizlik içinde bunları bilebilmemiz bir mucize.
°Kabının deliğini kapamazsan en gür çağlayanlardan bile su alamazsın.