Rebel in the Rye - Çavdar Tarlasındaki Asi Uzun zaman sonra geç olsa da bir tam biyografik film yorumu ile karşınıza gelmek beni mutlu ediyor. Çok iyi olmasa da kendi içinde açılan ve tanıdık oyuncularla dolu olan film, içinde geçen…devamıRebel in the Rye - Çavdar Tarlasındaki Asi
Uzun zaman sonra geç olsa da bir tam biyografik film yorumu ile karşınıza gelmek beni mutlu ediyor. Çok iyi olmasa da kendi içinde açılan ve tanıdık oyuncularla dolu olan film, içinde geçen yazarın zamansız düşüncelerini bence çok iyi göstermesi filmi bir tık sevmeme yardımcı oldu. Filmin tüm detaylarına girmeden önce bu filmin tam açılımı aslında yazarlıkla kafasını bozan bir yazarın yaşantısı olduğunu başta belli etmek isterim.
Evet uyarlandığı kitabın gelişimini anlatan film, bence yönetmenin ve seneryo yazımında kullanılan ekibin abartamaları ile de doluydu hissini çok hissettim. Film ilerledikce tadına varacağınız bir konu anlatımı mevcut gibi gözüküyor olsa da sonlara doğru insanı bir tık sıkması ile de benim göz devirmelerime yardımcı olması dikkatimden kaçmadı değildi.
Yönetmen Danny Strong'un sinematografisini üslendiği filmde de bence yönetmenin eksik anlattığı noktalar vardı gibi hissediyorum. Bunlara destek veren bir örnek, abartmanın önüne geçmemesi ve benzeri hattakarının gözükmesini görmekti. Öykü türünü de Kenneth Slawenski'nin yapması bende öyle büyük bir gözümü açan birşey değildi. Yani demek istediğim daha iyilerini ve daha güzel gerçek hikâyeli (biyografik) türlerine ait filmler izlediğimi savunmaktayım.
Lâkin bu türe giren ve yazarlıkla ilgili bir film önerisi yapmamı isteyen arkadaşımıza anca bakışacımı sunabilirim. J.D. Salinger'in yaşamına bir nebze tanıklık ettiğimiz oyuncumuz Nicholas Hoult'un oyunculuğunu sevsemde, bence çok oyunculuk çıkaracak detay yoktu gibi geldi. Zaten bakıldığında kadroda Kevin Spacey ve çok sevdiğimiz oyunculardan olan Sarah Paulson'u da kadro da görmek sevindirse de bence ikisi en iyi oyunculuklarını gösterseler de çok filmde yer alamaları beni aşırı üzdü.
Sona doğru gelirken bence çok açmadan diyeceklerim bir yazarın yükselişi ve ünleşinin dışında askerlik travmalarını, insan ilişkilerinde zorluk yaşamasını göstermesi ve kişisel olarak yazarlığı dinle eşit tutan J.D.'nin 91 yaşına kadar kendini gizlemesi bence saçma olsa da bu işi saygımdan onları da anladığımı söylemek isterim. Hadi bakalım benim düşüncelerimden farklı düşünceler elde edebilecek misiniz. Keyifli izlemeler.