Spoiler içeriyor
filmi çok beğendim, bayıldım. izlerken iki kez kürtaj üç kez düşük yaparak bitirdim o üç küçük velet yüzünden, o ayrı. spoiler vererek başlıyorum, kadın beş ve yedi yaşındaki çocuklarını terk edip akademik kariyeri ve aşkın peşinden gidiyor üç yıl boyunca.…devamıfilmi çok beğendim, bayıldım. izlerken iki kez kürtaj üç kez düşük yaparak bitirdim o üç küçük velet yüzünden, o ayrı. spoiler vererek başlıyorum, kadın beş ve yedi yaşındaki çocuklarını terk edip akademik kariyeri ve aşkın peşinden gidiyor üç yıl boyunca. ve harika geçtiğini söylüyor, geriye dönüp bakarken. harikulade, gerçekten. ağladığına falan bakmamak lazım sonuçta, superego mekanizması böyle tutsak ediyor kadını, icselleştirmişiz daha beş yaşındayken. kadın kendi annelik biçimini doğaya aykırı ve bencil diyerek tanımlıyor ve kendi kendini temsil ediyor tüm baskı ve patriyarkal zorbalığa ve huzursuzluğuna rağmen. halbuki bencil olan erkeklerin ta kendileri. film boyunca kadınları hamile bırakıp ortada görünmüyor güya iş peşinde koşturuyor ve dönüp iki mıncıklıyorlar eşlerinin memelerini, hoş görünmek için sonra maçoluk mallık. çocuklar desen annelere yapışık, sevimli, inatçı, yorucu, rezaletler baba meydanda olmayinca imgesel doneme bile gecemeyip anneyle butunleşiyorlar. toplumsallaşma düzeyleri gelişmiyor yeterince. üstelik kadına anneden başka bir şey olmaya imkan vermiyorlar. haliyle ne cinsel tinsel arzular ne de mesleki vs. herhangi bir alan bırakıyor kadına, eş desteği de olmayınca.
leda'nın genç yaşta evlenmis olduğu dallama da inanılmaz bencil. çocuklara börek bile bırakmıyor(swh), karısını tatmin etmeyi önemsemiyor, "banyodan çıktığında bosaltıcam sini, söz." he yavrum he. kadının daha akademide ne yaptığının farkında değil. onu hiç görmüyor bile, ne cinsel ne entelektüel ne de müşterek hayatı paylasabilecek yetilere sahip.
öte yandan leda'nın kendi annesi de muhtemelen leda yüzünden okulu bırakmak durumunda kalmıştı eğitimli bir kadın olmasına rağmen. kızının adı bile yates'in şiirinden, mitolojiden geliyor. kendi çocukluğu ve çocukları ile zincirleme giden yıkıcı bir sorumluluk hikayesi anneliğin. ki tatil için gidip kafa dinlemek isterken bile kadınlık durumları insanın yakasını bırakmıyor. her yerde, her kültürde kadına düşen rol aynı. kutsal ve fedakar bir anne rolü oyna, çocuklarınla daima çok mutlu ve masalsı bir hayat yaşıyormuş gibi davran ve kocanı bekle.
en gencinden yaşlısına ne kadar maço ve toksik erkek varsa filmde yer alıyor. çükleri ağızlarına verilesiceler, narsisist serseri zorbalar. o sinema filmi izleme sahnesindeki yavşaklıkları yuzunden kurşuna dizesim geldi hepsini.
ay, neyse bu erkekler iflah olmaz. gelmiş yetmiş yaşına ( ed harris hala cok karizmatikti, harika dans ediyordu o ayrı. ) kadın iyiyim diyor, hala yok kötüsün, geçer birazdan. yahu niye kötü olmak zorunda bu kadınlar sürekli?
evet terk etti, evet geri döndü, evet yanlış şeyler de oldu bencillik fedakarlık birbirine karıştı. hem kendisi olmak hem toplumun yüklediği rolleri çekip çevirmek zor çünkü. annelik başlı başına biricik, karmaşık bir deneyim. anne olan olmayan herkesin bir klişe sözle tacizi, tahakkümü müdahalesi olacak ama illa.
neyse, çok güzel filmdi. müziklerini ayrıca sevdim. leda'ya hayran olan akademisyen çok yakışıklıydı, aralarındaki enerjiye bayıldım.
adam leda'nın makalesini yorumlarken kürsüde şöyle diyor: 'ona göre ( leda) konukseverlik kişinin dikkatini kriz anlarında bile canlı tutma şeklinde ortaya çıkıyor. simon weil'in dediği gibi "dikkat, cömertliğin en nadir ve en saf biçimidir."
kadının danışmanı yaşlı adam dahi kıskançlık tribine giriyor kadın akademide varoluş gösterdi, takdir edildi diye. bununla birlikte bir başka kadın yani yürüyüş yaparken tesadüfen konuk ettikleri ciftten kadın olanı leda'nın derinliğini anlıyor, sevinip hayranlıkla destekliyor. kitaplarından birini istiyor. leda bu sırada kadına müthiş yakınlık hissediyor. hem arzusunun peşinden hiçbir mecburiyeti ve toplumu düşünmeden gidebildiği için hem de weil alıntısında olduğu gibi kendisine dikkat kesilip onu gerçekten görebildiği için.
annelik de kadın olmanın zenginliklerinden biri elbette. ama her kadın anne olmayı istemek zorunda değil, bu hiçbir kadını eksik veya doğaya aykırı yapmayacağı gibi kadın olmanın milyon bicimlerinden sadece bir tanesi. dolayısıyla kadın olmayı topluma veya elimize tutuşturulan bebeklere göre değil, arzularımıza ve başka kadınlara bakarak kavrayabiliriz gibi görünüyor. kadın mücadelesinin çok kez imledigi gibi.