1927 yılında çekilen bu film günümüze o kadar zorlu şartlarda ulaşmıştır ki sadece bunun için harcanan emek bile filmi izlemek için bir sebep. Günümüzden çok önce çekilmiş bilim kurgu filmleri için çağının ötesinde benzetmesini yaparız, Metropolis filmi ise gerçek anlamda…devamı1927 yılında çekilen bu film günümüze o kadar zorlu şartlarda ulaşmıştır ki sadece bunun için harcanan emek bile filmi izlemek için bir sebep.
Günümüzden çok önce çekilmiş bilim kurgu filmleri için çağının ötesinde benzetmesini yaparız, Metropolis filmi ise gerçek anlamda zamanının ötesinde bir film. Günümüz bilimkurgu filmlerinin atası. Tabii sadece bilimkurgu türünde değil film birçok konuda kendinden sonra çekilen yapımlara örnek olmuştur.
Filmin konusundan kısaca bahsetmek istiyorum. Metropolis şehri yöneticiler ve işçiler olarak ikiye ayrılmıştır. Yönetici sınıfın başkanı olan Johann Frederson'un oğlu Freder işçi sınıfından bir kız olan Maria'ya aşık olur. İki farklı sınıftan gencin birbirine olan aşkı alt ve üst dengelerini bozacaktır.
Film alt tabaka ve üst tabaka ayrımını verilecek en net biçimde yansıtmış. Bunun yanında oyuncuların duygularını en iyi şekilde yansıtmaları için hiçbir şeyden kaçınmamışlar. Mükemmeliyetçi bir yönetmen olan Fritz Lang filminde her şeyin en iyisi olmasını istemiştir. Maria'nın ateş içinde kaldığı sahnede gerçek ateş kullanmak konusunda ısrarcı olmuş, sel sahnesinde oyunculardan maksimum verim alabilmek, acıyı gerçek anlamda yüzlerinde görebilmek için suyun sıcaklığını minimum seviyede tutmuştur. Metropolis filmi hakkındaki bu gibi çarpıcı gerçekleri öğrenmek isterseniz Filmloverss sayfasını ziyaret edebilirsiniz.
Sinemaya sesin girmediği dönemlerde çekilen bu filmde hikaye ara ara altyazılarla desteklenmiş. Sadece görsellikten oluşan bir film olsaydı sanırım bu denli etkili olmazdı ve günümüzde dahi hâlâ adından söz ettirmezdi.
Dışavurumcu Alman sinemasının ilk ve en önemli temsilcilerinden olan Metropolis filmi o dönem için en çok bütçe ayrılan film olmuştur. En nihayetinde çağın ötesine varmak, olabildiğince gerçekçi olmak, en mükemmeli yapmak istemiştir Fritz Lang. En mükemmel meselesi kişiden kişiye değişir ama mükemmel bir iş başardığı kesindir. Filmi seversiniz ya da sevmezsiniz ortada dönemin şartlarını göze alırsak çok büyük bir emek var ve buna kesinlikle mükemmel sıfatını yakıştırırım.
Sadece filmin senaryosunun yazımında ya da oyuncuların duygu aktarımında değil, filmin çekiminde de büyük emek harcanmıştır. Dönemin şartlarının üstüne çıkan film yeni çekim teknikleri, kurgular geliştirmiştir. Harcanan bütçeye değecek derece teknikler ve kurgular...
Filmi sadece alt ve üst tabaka ayrımı olarak ya da insansı bir robotun üretildiği bilimkurgu yapımı olarak ele alamayız. Zira filmde dini atıflar da bir hayli fazladır. İlk gözümüze çarpan dini atıf Babil hikayesidir. Bunun dışında Makine Deccal, Maria ise kurtarıcı İsa olarak gösterilmiştir. Film kısacası birçok alana atıfta bulunmuştur.
Tiyatrovari bir havaya sahip olan filmin kopyası yıllar sonra -sanırım 80 kusür sene- bulunmuş, restore edilmiş ve bugünkü halini almıştır. İlk bilimkurgu deneyimini yaşamak, düşündüren, etkileyen bir yapımla buluşmak ve bu emeği takdir etmek istiyorsanız Metropolis filmini şiddetle tavsiye ederim.