8 bölümlük, suç temalı mini biyografi dizisi. Dizide Charles Sobhraj adlı dolandırıcı bir seri katilin hayatı ele alınıyor. Öncelike şunu belirtmek isterim ki beni etkilemesinin yanında bir o kadar da geren bir dizi oldu. Kimdir bu Charles Sobhraj. Kendisinden kısaca…devamı8 bölümlük, suç temalı mini biyografi dizisi. Dizide Charles Sobhraj adlı dolandırıcı bir seri katilin hayatı ele alınıyor. Öncelike şunu belirtmek isterim ki beni etkilemesinin yanında bir o kadar da geren bir dizi oldu.
Kimdir bu Charles Sobhraj. Kendisinden kısaca söz edeyim. 1970'li yılarda yaşamış olan bu Charles ülkelerinden ayrılıp dünyayı dolaşan gezginleri kendisine av olarak seçip, onları dolandıran, değerli eşyalarına el koyan, hatta daha ileri gidip onları öldüren azılı bir suçlu. Hakkında daha detaylı bilgiye sahip olmak için diziyi izleyebilir ya da hayatını okuyabilirsiniz.
İlk başlarda dizinin zaman sıçramaları kafamı karıştırıp rahatsız etse de sonrasında bu sıçramalara alıştım, hatta filmde yaşanan olayların böyle karmaşık bir sıralamayla verilmesinin anlatılan olayların etkisini daha da arttrdığını farkettim. Bir o zamandan bir o zamana sıçraması sizi yanıltmasın. Sadece senaryonun akışına kaptırın ve izleyin, eminim Charles Sobhraj'ın hayatı, zekası sizi de etkileyecek ve gerecektir.
Bir biyografi dizisi değil de kurmaca bir senaryo olsaydı, bu kadar kolay sahte pasaport yapması, bununla birçok ülke gezmeleri, polisi bu denli basit bir şekilde atlatması gibi detayları mantık hatası olarak bulabilirdim, fakat bunun tamamıyla Sobhraj'ın yaşadıkları olduğunu öğrenince zekasına hayran kalmadan ve takdir edemeden edemedim. Takdir edilmeye değer bir kişi daha var, o da aradan geçen onlarca yıla rağmen pes etmeyen Hollandalı diplomat.
Dizi dönemin şartlarını çok başarılı bir şekilde yansıtmıştı. Gerek kıyafetler, gerek mekansal dekorlar, gerekse konuşmalar tam anlamıyla 70'ler havasındaydı. Saç, makyaj konusunda o kadar başarılı bir olaya imza atmışlar ki İlker Kaleli'yi ilk bakışta tanıyamadım. 'Öldürülen Türk' diye bahsedilen sahneden sonra kimmiş bu Türk diye araştırma yaparken canlandıran oyuncunun İlker Kaleli olduğunu gördüm. Rol aldığı kısacık sahnede bile başarılı bir işe imza atıp, hem dönemin hem de ülkenin konuşma ve davranış tarzına çok iyi ayak uydurmuş.
Oyunculardan söz açılmışken dizinin başrolü olan Charles Sobhraj karakterine hayat veren Tahar Rahim'den söz etmemek olmaz. Yapabileceğinden daha fazlasını yapıp azılı bir suçlu havasına girmeyi başarmış, bunu başta mimikleri olmak üzere tüm benliğini de yansıtmayı başarmış. Bir suçluyu oynanacak çok aktör bulunurdu, ama Charles rolü için daha iyi bir seçim yapılamazdı.
Dizi izlerken hem sizi geriyor, hem de büyük bir merakta bırakıyor. Bu sadece Sobhraj'ın yakalanıp yakalanmadığına dair, ya da bir sonraki sahnede kime ne olacağı hakkında bir merak değil. Charles Sobhraj'ın hayatını merak ettiriyor. Kimmiş bu 'bikini katili?' ya da 'hippi katili' diye düşünüp araştırmak istiyorsunuz.
Başlangıcından finaline kadar tüm sahnelerin, dizinin tüm detaylarını çok beğendim, bir suçlunun hayatını tüm derinlikleriyle işlerken diğer yandan da yakınlarındaki insanların psikolojilerini aynı derinlikle işlemişler. Tüm bunları yaparken de dönemin tüm şartlarına ayak uydurmayı başarmışlar. Sahne atlayışları biraz kafa karıştırıcı olsa da her detayıyla harika bir biyografi suç dizisiydi.