Spoiler içeriyor
Filmimiz, ölüm ilanlarını basan bir reklam ajansı sahibi olup bunu batırmayı başaran bir adet şirket sahibi boran kuzum ile başlıyor. (oysa bir sene daha sabretse pandemide batan işletmelerin tam aksine altın yılını yaşayabilirdi, vah vah..) ex-ceo olan oğlanceğiz paraları batırınca…devamıFilmimiz, ölüm ilanlarını basan bir reklam ajansı sahibi olup bunu batırmayı başaran bir adet şirket sahibi boran kuzum ile başlıyor. (oysa bir sene daha sabretse pandemide batan işletmelerin tam aksine altın yılını yaşayabilirdi, vah vah..) ex-ceo olan oğlanceğiz paraları batırınca aşortmanlarını çektiği gibi eski çalışanı olan bir abla ve onun bitcoinci sevgilisi ile yoga kampına gidiyor.
Evet, çünkü iflas edince biz hep yoga yaparız... yoga kampında şarkıcı güzel kızla tanışıp ona ilk görüşte aşık oluyor. ancak kızın yanında kıvırcık oğlanı görünce ikisini sevgili sanıp bişey demeden uzaklaşıyor. nereden bilsin bunların sevgili değil teletabi olduklarını, tüm sexy havalarına rağmen arkadaş arkadaş takıldıklarını... neyse, bizim eleman sonra müthiş bir kariyer hamlesi ile ilaç mümessili olup bayi toplantısı için bir otele gidince yine aynı teletabilerle karşılaşıyor ve bunun tesadüf değil tevafuk olduğuna karar verip onların peşine takılıyor.
Sonra gelsin o koy senin bu koy benim gezmece, her koyda şarkı söyleyip para kazanırken bohem hayatın dibine vurmaca... ayol o şarkıcı mayışları sizin benzin paranıza yetmez, nerde kaldı içki paraları, esas kızın günde üç kere değiştirdiği kıyafetleri... bi de bizim esas oğlan meğer bateri dehası değil miymiş? bunca yıldır sakladığı bu deha birden açığa çıkıyor ve eleman üç günde lars ulrich'e bağlıyor, bateriyi ağlatıyor... yetmiyor, kıza gül uzatan bir hayranının kafasını kırıyor, sonra bu ayılığına gülüp eğlenerek oradan kaçıyorlar filan...
Velhasıl bi sürü şakalar komikliklerle vakit geçirirlerken esas kızın bağ evinde kalmaya geliyorlar ve kızın zengin babası bunları basıyor. yavrum zaten bu kızın ayranı yokken içmeye, neden bağ evi var, insan bi sorgular di mi ama... neyse, kıvırcık oğlan babaya çay filan yapıp gözüne girmeye çalışıyor ama esas oğlan kuzum gıcık gıcık trip atmakla yetiniyor, e haliyle baba da bunu hiç sevmiyor... neyse meğer esas kız mimarmış ama zengin hayattan bıkıp şarkıcı olmuş. ay bi de adını filan değişmiş, babaannesinin banu ismini sevmeyip ismini lidya yapmış. a be yavrum, hadi babaannenin adı müyesser, muazzez filan olsa anlayacağım da, banu'nun nesini beğenmedin ulan?
Neyse sonra bunlar aynı bohem hayatlarına devam ederlerken filmin başındaki yogi aplanın sessizlik inzivası kampına denk geliyorlar, bi güzel oraya da çörekleniyorlar (e parası?) 7 gün boyunca bi tek ateşe bakıyorlar... ha bir de o kadar süre konuşmayınca kızcağız eski ceo yeni baterist oğlanın ezikliğinin daha az fark edilir olduğunu düşünmüş olacak ki nihayet onunla öpüşmeye karar veriyor. biz, hah, nihayet sevgili oldular diye sevinirken film bize nanik çekip dümdüz orman yolunda soldan (dağların arasından?) bodoslama gelip arabalarını biçen bir kamyonla hepsini hakkın rahmetine kavuşturuyor... ama tabi bunu öyle dümdüz söylemiyor, biz esas oğlanı komadan çıkıp esas kızın peşine düşerken, babasının şirketini basıp "bennn yaşar usta! sen mi büyüksün ben mi?" çekerken filan izliyoruz.
Sonra kızı bulup kaçırıp yine ege'ye götürüyor, yine yogacı ablayı bulup kampına çörekleniyorlar ve nihayet halvet olmayı başarıyorlar. ama meğer yogacı abla bunların yol göstericisi gibi bişeymiş (zaten bi noktada spiritüelliğini kaybedip "sürekli başıma ekşiyosunuz pezevenkler!" dememesi, onun yerine kıyamet gelecek boku yicez hepimiz ölücez ama olsun hadi meditasyon yapalım lalala tandanslı ilk konuşmaları beni kıllandırmıştı, meğer film bize foreshadowing yapmış orda) esas oğlan ve kızı dağların tepesine çıkarıp üçüncü tekerlek kıvırcıkla bir araya getiriyor, köpeğini de alıp mutlu mesut dağlardan lalala diye inerken bırakıyoruz kendisini... esas oğlan da kıvırcığı görünce "hasktiiiiir, ben ölmüşüm ya la?" diye aydınlanıp yaşlı gözlerle ona ve kıza sarılıyor. meğer esas oğlan komadan hiç çıkamamış, bitcoinci enişteye borcunu ödeyemeden gitti dağ gibi oğlan. zavallı bitcoinci enişte, kripto da çöktü, valla olan sana oldu