Yine bir ödüllü filmle geldim. 1982 yılında yapılan film 1984 yılında yabancı dilde en iyi film Oscar'ını ve yine aynı dalda Altın Küre ödülünü alırken ayrıca 3 tane daha Oscar ödülünü bünyesine katmayı başarmıştır. Filmi benim için anlamlı kılan aldığı…devamıYine bir ödüllü filmle geldim. 1982 yılında yapılan film 1984 yılında yabancı dilde en iyi film Oscar'ını ve yine aynı dalda Altın Küre ödülünü alırken ayrıca 3 tane daha Oscar ödülünü bünyesine katmayı başarmıştır.
Filmi benim için anlamlı kılan aldığı ödüller, anlattığı konu vs. olmadı. Hayranı olduğum Ingmar Bergman'ın son sinema filmi olması oldu. Dikkatinizi çekmek isterim son sinema filmi. Bundan sonraki filmlerini sinema için değil televizyon için yapmıştır. O yüzden bu film Bergman için bir zirvedir. En azından ben öyle nitelendirmek istiyorum. Tabii bu zirve muazzam bir film, çektiği en iyi film bu anlamında değil, sadece güzel zirveye yaraşır bir kapanış yapmış anlamında. Neyse bahsedeceğim, hepsinden bahsedeceğim. Kelimelerimi yetirebildiğim kadarıyla filmin bana hissettirdiklerini ve filmi anlatacağım.
Film ilk olarak televizyon dizisi olarak tasarlanmış daha sonra yaklaşık 3 buçuk saatlik bir sinema filmine dönüştürülmüş. İlk olarak 5 saat olarak tasarlanan film yaklaşık 3 buçuk saate indirgenmiş. 3 buçuk saat olduğu halde bitmeyecek gibi geldi bana, 5 saat olsaydı vereceği huzursuzluğu tahmin dahi edemiyorum. Fakat verdiği bu huzursuzluk yanında kendi içine de çekmeyi başardı. Rahatsız edici bir anlatım, bir o kadar da etkileyici...
Film ilk olarak bize Ekdahl ailesinin hayatını, İsveç'i, dönemi gösteriyor. Filmin içine yavaş yavaş çekmeye başlıyor, o sanatsal havaya, filmin verdiği ağırlığa ve huzursuzluğa alıştırdıktan sonra Fanny ve Alexander'a odaklanıyor, onların bakış açısından izletiyor bize.
İsveç'i, İsveç kültürünü fazlasıyla başarılı bir şekilde yansıtmış. Bunun yanında Hristiyanlık ve Yahudilik öğretileri de ince ayrıntıları ile işlenmiş. Bergman filmlerinde dini ön plana koyar. Bu filmde de din oldukça ön plandaydı, felsefe ve psikolojyle beraber. Film derin metaforlarla donatılmıştı, bu bağlamda anlatım görsel olarak fazlasıyla güçlendirilmiş. Beni en çok kuklaların olduğu sahne ve İsmail ile olan sahne gerdi. Filmin derin felsefesini orada yaşadım, huzursuzluğu en çok orada tattım.
Filmin uzunluğu size bahsettiğim gibi bir huzursuzluk verilebilir, sanatsal hava içine çekerken aynı anda rahatsız edebilir. Bütün bunlara dayanabilecekseniz, derin bir sanatsal anlatımı tadıp ödüllü bir filme doymak, Bergman'ın sinemaya nasıl veda ettiğine kendi gözlerinizle şahit olmak istiyorsanız izlemelisiniz.
''Her şey olabilir, her şey mümkün ve olanaklıdır. Uzay ve zaman yoktur. Gerçekliğin zayıf çerçevesinde hayal gücü kontrolden çıkarak yeni örüntüler oluşturur.''