HER ŞEYDEN KAÇIP KURTULMA İSTEĞİ... Daha ilk çıkacağı zamandan bu yana hep heyecanla beklemiştim ama gel gör ki sürekli yarım yamalak izledim. Dün oturup sessiz, sakin evde tek başıma otururken açtım ve izledim. İçim rahat ettiğine göre şimdi film hakkında…devamıHER ŞEYDEN KAÇIP KURTULMA İSTEĞİ...
Daha ilk çıkacağı zamandan bu yana hep heyecanla beklemiştim ama gel gör ki sürekli yarım yamalak izledim. Dün oturup sessiz, sakin evde tek başıma otururken açtım ve izledim. İçim rahat ettiğine göre şimdi film hakkında konuşabiliriz.
Daha çocuk iken tanışan iki çiftimizin ortak hayali var: güney amerikada cennet şelalesine gitmek. Küçükken ki hallerini İlk gördüğümde ikisininde erkek olduğunu düşünmüştüm ama zayıf olan kızmış meğer. Onu da evlendikleri zaman fark ettim. Carl yani erkek karakter kare gözlük, kafa ve vücuda sahip adeta ve hatta onun tarafında bulunan eşyalar dahi kare. Eşinin ise yuvarlar semboller hakim. Bunlar elbette yine Disneyin mesaj veren ince noktaları. Her iki karakterin ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Aslında farklı olduğu halde müthiş uyumlarını görmekteyiz.
İkisi hayellerini gerçekleştirmek için para biriktirse de pek başarılı olamazlar. İkisi artık yetişkin insanlardır ve harcama yapması gereken birçok önemli şey vardır. Çiftin maalesef çocukları da olmaz. Ancak bu iki çift ne olursa olsun oldukça mutlu ve huzurlu bir yuvası olur. İnsanın, inşallah benimde böyle bir ruh eşim olur diyesi geliyor.
Elbette her şeyin bir sonu var. Carl karısını kaybeder. Yaşlı haliyle bir başına kalır. Birgün balonlarla evini alıp uçarak güney amerikaya yol alır ama derken evinde olan küçük çocuk Russel'de vardır. Ve işte macera burada başlıyor.
Her ne kadar komik kısımlar olsa da benim için hep bir burukluk vardı çünkü Carl'ın karısını epey sevmiştim.
Disney yine bize hayallerin önemini göstermekte. Hepimizin hayallerinde illaki uzak, masalsı diyarlara gitme özlemi vardır. Uçup gitmek ya da gezgin gibi yollara düşüp doğayla iç içe olma hayali.
Aslında biz insanların hepsinde kaçma ve yalnız kalma isteği vardır. Her ne kadar sosyal varlıklar olsak da kendimizle başbaşa kalma ya da çok sevdiğimiz biriyle huzurlu bir yerde yaşama isteği var.
Bence insan ne olursa olsun arada kendiyle başbaşa kalmalı, kendiyle konuşmalı. Bazen bir parkta yürüyüş yapmak ya da göl, deniz kıyılarına gitmek lazım. Doğa bizim bir parçamız, canlılığımıza canlılık katıyor. Arada kendimizi doğaya bırakmalıyız. Ve bence bana göre bu beton yığınlarından ziyade bizim doğa içinde olmamız lazım bu yüzden park alanları arttırılmalı. Yeşillik olmazsa zamanla solup gideriz. Maalesef bu beton yapılar içinde depresyonda gittikçe artmakta. Zaten filmin bir kısmında bu inşaat kısmı da var ve anlattığımla ilgili çok iyi mesajlar aktarılır.
İzleyip tadını çıkarın filmin. Keyifli izlemeler.
Puanım: 9