Aftersun - Güneş Sonrası Aftersun, herkesin bence bu sene en çok merak ettiği tek filmdi. Herkes Mubi'de çıkmasını bekliyordu ama beklemeye dayanamadım ve izledim. Çok beğendiğim bir film olması dışında, ağır konusunu asla sıkmadan arka da ki müziklerle desteklemesi ve…devamıAftersun - Güneş Sonrası
Aftersun, herkesin bence bu sene en çok merak ettiği tek filmdi. Herkes Mubi'de çıkmasını bekliyordu ama beklemeye dayanamadım ve izledim. Çok beğendiğim bir film olması dışında, ağır konusunu asla sıkmadan arka da ki müziklerle desteklemesi ve Türkiye'de Antalya'da geçmesi filmi izleyen beni daha çok heyecanlandırdı. Bayağı zevk aldığım film, özgür anlatımı ve akan konusuna her türlü unsuru eklerken sıkmaması da filme bir artı puan eklettirdi. Mekanlar, kendinden emin iki ana karakter ve çok güzel sinematografisi ile büyülendiğimiz film bittiğinde tonla soru ile kafamdan çıkarken hayatımızda nelerin değerli olduğunu çok net hissettirdi. Bunları uzun uzun açacağım film hakkında gelin neler yazmışım beraber bakalım.
Kendimizle ve babalarımızla yaşadığımız en mutlu anımız, babamızın bize vermek uğruna uğraştığı hayat ne? Ben bunları düşünürken, film baba-kız ilişkisini ve kızına yetebilmek için vermekte olduğu büyük çabasını bizlere gösterirken Calum kendi acılarından, bıkınlıklığından sıkılan bir baba boyutunu da gösteriyordu. Calum'u canlandıran Paul Mescal'nın oyunculuğunu beğenirken, kendinden emin ve akıllı olan kızı Sophie'yı, Frankie Corio'nun oynadığı film 1990'ların Antalya'sın da geçmesi ve birkaç günlük tatilden derslerimiz ile "Güneş Sonrası" yapacaklarımızı artık daha iyi bilmemiz ile biterken, kendimiz ile babamızla ne yapmamız gerektiğini de gösteriyordu. Kendini ve babasını kamera ile çeken Soph, herşeyi bizlere saf ve temiz gösterirken, babası ile yaşadığı kötü durumları nostaljik anıları ile de aktarmasına bayıldım.
Bazen geleceğe gittiğimiz zamanlarda kendini kaybolmuş ve baba özlemi çeken bir Soph görüyordum. Bu durumdan bir anda geçmiş tatile gittiğimiz film belki de baba özlemi çeken bir Soph gösteriyordu çok net. Yönetmenin her şeyi anlatırken çok sıkmadan anlatması ile de dikkatimi çekti. Yönetmen Charlotte Wells'ın manzaraları kullanırken, bebeksi karakterleri ile bir bebeğimizi büyütür gibi his vermesi de gerçekten güzeldi. Bakıyorum çok spoiler vermeden sona gelmem lazım. Aslında çok fazla detayla anlatımı ve empatisi ile bayıldığım film, beni hem duygusal hem de yüzümde tebessümle bittirtiyorken, "Güneş Sonrası" nelerin elimizden gideceğini bilmediğinizi de gösteriyordu. Hayatı yaşayalım, anılarımızı yaşayalım yoksa hiçbir anımız olmadan üzülmeyiz diyordu. Daha tutmadan, keyifli izlemeler.