6 kişilik kadroyla tek bir mekânda harika bir gerilim filmi. Filmde armatörün iflası nedeniyle Mısır'da bir limanda hacize uğrayan Sarmaşık adlı geminin içinde yaşananlar anlatılır. Bu 6 kişi ne gemiden çıkabiliyordur, ne de gemiyi hareket ettirebiliyorlardır. Bir türlü bekledikleri yardım…devamı6 kişilik kadroyla tek bir mekânda harika bir gerilim filmi. Filmde armatörün iflası nedeniyle Mısır'da bir limanda hacize uğrayan Sarmaşık adlı geminin içinde yaşananlar anlatılır. Bu 6 kişi ne gemiden çıkabiliyordur, ne de gemiyi hareket ettirebiliyorlardır. Bir türlü bekledikleri yardım da gelmez. Yiyecek stoklarının tükenmeye başlaması öfkeleri, öfkeler tartışmaları doğurur. Gemide hiçbir şey yolunda gitmemektedir. Peki çıkış yolu nedir? Bir çıkış yolu var mıdır?
Film birçok metaforla dolu. Benim en çok dikkatimi çeken salyangoz metaforu oldu. Yönetmene metaforun anlamı sorulduğunda bunu seyirciye bıraktığını söylemiş. Yani metaforun belli bir anlamı yok, siz nereye çekerseniz oraya gider. Ben salyangoz metaforunu Cenk'in nefret ettiği şeyler olarak yorumladım. Onları ezdikçe onlardan kurtuluyor, büyük bir haz duyuyordu. Tabii yönetmenin dediği gibi birçok yere çekilebilir. Filmin adını aldığı sarmaşık metaforunu da gemideki çalışanların birbirine olan bağları gibi yorumladım ve artık tamamıyla o gemiye ait olduklarını. Her ne kadar birbirlerinden nefret ediyorlar gibi görünse de birbirlerine muhtaçlar ve içindeki yaşadıkları ruh hali bir diğerinin benliğini sarmaşık gibi sarıyor. Kısacası birçok anlam çıkarabileceğimiz harika bir film.
Yönetmen tek mekânda çeken filmlerin daha kolay olduğunu belirtse de ben zor olduğunu düşünüyorum. Hep aynı yerde, aynı yüzlerle seyirciyi tatmin edecek bir yapıma imza atmak kolay değildir. Bu ekip bunu başarmış, filmin her sahnesinden, her karakterinden ayrı etkilendim.
Tüm oyuncular harika performanslar sergileseler de Nadir Sarıbacak'ın performansı hepsinin üstündeydi. Cenk karakterine bu kadar uyan bir profil daha olamazdı. Kendisi malum sebeplerden ötürü yurtdışına kaçmış olmasaydı 'keşke bir Türk dizisinde ya da filminde başrol olarak izleyebilsek' derdim. Filmin kilit ismi diyemem çünkü bütün karakterler birbiriyle bağlıydı ve hepsi de bir şekilde kilit ismiydi. Lakin bana göre Cenk karakteri ve Nadir Sarıbacak'ın oyunculuğu filmi zirveye çıkaran nokta olmuş. İzlemeye doyamadım onu, öfkesini, konuşmasını, hareketlerini.
Siyasi açısından harika bir eleştiriydi. Başkaldırış, isyan, alt üst dengesizliği, otorite, baskı, Kürt'ün suskunluğu, Beybaba'nın otoritesi, Cenk'in öfkesi, İsmail'in boyun eğişi, Alper'in bağımlılığı, son sahnelerde çıldırması, Nadir'in sakinliği ve yavaş yavaş delirmesi. Bozulan dengeler... Muazzam bir filmdi.
Filmi izlerken küfüre doydum, sanırım en son Gemide filminde küfürden bu kadar çok zevk almıştım, ama bu küfür konusunda da bambaşkaydı.