Yine çok güzeldi. Bazı yorumlarda birinci kitaptan daha kötü olduğu söylenmiş ama ben katılmıyorum. Başlarda gerçekten biraz daha sönüktü ama oralarda da daha ilk sayfalardan edindiğimiz merak unsuruyla birlikte topladı bence. Son sayfaları zaten efsaneydi. İlk kitaptan aşağı kalır yanı…devamıYine çok güzeldi. Bazı yorumlarda birinci kitaptan daha kötü olduğu söylenmiş ama ben katılmıyorum. Başlarda gerçekten biraz daha sönüktü ama oralarda da daha ilk sayfalardan edindiğimiz merak unsuruyla birlikte topladı bence. Son sayfaları zaten efsaneydi. İlk kitaptan aşağı kalır yanı yoktu kesinlikle.
Bu kitap ilk kitaba nazaran daha az olay ağırlıklıydı. Karakterlerin iç dünyaları ve felsefi düşünceler daha ağır basıyordu. Bu benim için hiçbir sıkıntı oluşturmadı. Hatta bu özelliğini daha bile çok sevmiş olabilirim.
İkinci kitabı da ilk kitap gibi çok beğendim, serinin devamına yakışan bir kitap olmuş.
Spoiler!!!
Son sayfaları o kadar iyiydi ki... Baştan beri kurulan örgünün beklenmedik biçimde sonlanmasını gördük. Paul'un çöle yürüyüşü de müthiş bir finaldi.
"Ben sadece bir sembolüm. Tanrıcılık verildiğinde, sözde tanrının kontrolünde olmayan tek şey budur."
"İmparatorluklar doğarken amaçsızlıktan mustarip değildir. Ama kökleştiklerinde hedefleri kaybolur ve yerini anlamsızlaşmış ritüeller alır."
"Paul, Her yerde barış var, diye düşündü. Her yerde huzur var; bir tek... Muad'Dib'in yüreğinde yok."
"İnsan güçlendikçe yalnızlaşır. Sonunda gerçeklikle bağını yitirir.... bu da onun sonu olur."
"Beden teslim olur, diye düşündü. Sonsuzluk kendine ait olanı geri alır. Bu suları kısa süreliğine dalgalandırmış bedenlerimiz, hayata ve kendilerine karşı besledikleri sevgiyle sarhoş olup dans ettikten ve birtakım tuhaf fikirler düşündükten sonra Zaman'ın araçlarına teslim olur. Buna ne diyebiliriz ki? Ben belirdim. Yokum... ama yine de belirdim."
"Güneşten merhamet dilenmez."
"'Sevdiklerimiz ölüp gitmeden onlar için üzülmemeliyiz,' dedi. Paul, 'Ölüp gitmeden ha?' diye fısıldadı. 'Söylesene kardeşim, ölümden önce ne var ki?"'
"Sevgi üzerinden siyaset yapılmaz,' dedi. 'Halkın istediği şey sevgi değildir, çünkü sevgi fazla değişkendir. Halk despotizmi yeğler. Özgürlüğün fazlası kaosa yol açar. Kaosa izin veremeyiz, değil mi? Despotizmi de nasıl sevilir hale getirebilirsin ki?"
"Alia, 'Tarihe geçmek istemiyorum,' diye fısıldadı. 'Ben sadece sevilmek... ve sevmek istiyorum."'
"Basit yaşamayı unuttuk. Bir şey şişeleyemezsek, çırpamazsak, anlamlandıramazsak veya biriktiremezsek, ona önem vermiyoruz."
"Ama zaman üstünde fazla deney yaptım. Sanırım... sanırım hayatı icat etmeye çalıştım; zaten icat edildiğinin farkında değildim."
"Siyeç girişine toplanmış bekleyen yaverler kalabalığına dönüp şöyle seslenmek istedi: Tapacak bir şey arıyorsanız, hayata tapın... Hayatın tümüne, en ufak kırıntısına bile tapın! Hepimiz bu güzelliğin içinde bir arada yaşıyoruz!"
"Kendi kehanetimi inkar mı edeyim? O hayali binlerce kez görmüşken bunu nasıl yapabilirim? İnsanlar kahinliğimin bir güç, bir armağan olduğunu söylüyor. Oysa bir felaket! Hayatımı bulduğum yerde bırakmama izin vermiyor!"
"Hiç kimsenin dayanamayacağı şeyler vardır. Yaratabileceğim tüm muhtemel geleceklerle uğraştım, ama sonunda onlar beni yarattı."