Spoiler içeriyor
tekeşlilik metni daha doğrusu sadakat ve ihanet üzerine aforizmaları'nı ne zaman insan ilişkileriyle ilgili bir sorunla karşılaşsam açıp tekrar tekrar okuyorum. bu metin kesinlikle bir bibliyoterapi niteliğinde. beni iyileştiriyor, kendi zihnimde yarattığım ilişkiler ile gercekte olan biteni birbirine yeniden bağlamamı…devamıtekeşlilik metni daha doğrusu sadakat ve ihanet üzerine aforizmaları'nı ne zaman insan ilişkileriyle ilgili bir sorunla karşılaşsam açıp tekrar tekrar okuyorum. bu metin kesinlikle bir bibliyoterapi niteliğinde. beni iyileştiriyor, kendi zihnimde yarattığım ilişkiler ile gercekte olan biteni birbirine yeniden bağlamamı sağlıyor. yanlış sorular sormamı ve yanlış acılar çekmemi önlüyor. ilişkilerimizin ne denli hassas bir dengede gelişip serpilip yine solduğunun kabulünü kolaylaştırırken hiç düşünmediğimiz bambaşka olanaklara da kapı aralıyor. hepimizin nasıl da benzer nasıl da bambaşka olduğunu hatırlatıyor.
psikanalist olduğu için öncelikle tekeşliligi ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişkide temellendiriyor yazar:
en başında her çocuk tek çocuktur
neden tek eşlilik bu denli bizim için vazgeçilmez geliyor? çünkü en başında anneye sahiptik hepimiz. o bizimdi ve bizim hakkımızdı. onun için mücadele etmemiz gerekmiyordu, veriliydi. başlangıçta gözümüzü açtığımız her şeyi tek eşli algılıyorduk. ayrıcalık, mahremiyet sahiplik ve aitlige dair tüm özlemlerimiz ve tek eşli ilişki çabalarımız yeniden anne ile bu başlangıç ilişkimize dönmek ihtiyacıyladır. aşık olduğumuzda bu nedenle yeniden tam, bütün, bir hissederiz. tıpkı anne karnındaki gibi, huzurlu.
sadakatsizliğin kaçınılmazlığı
"ama eğer tekeşlilik işe başladığımız noktaysa, ilk bilgimiz de sadakatsizlik hakkındadır; bilgi de budur zaten. anne geçici olarak çocuğun her şeyi olabilir, ama çocuğun annenin her şeyi olması imkansızdır."
anne daima bizimle kalamaz. üçüncü bir alan vardır onun için. annenin gözünde bizim dışımızda kalan her şey olan: baba. çok yakında fark edeceğiz ki anne bir çok eşlilik modelidir. bizim dışımızda birçok ilgisi, işi, eşi, başka çocukları vd. vardır.
bu noktada eğer hickimseye asla sahip olmanın mümkün olmadığını, arzunun yanında garanti belgesi getirmediğini, başkalarına bağımlı olsak bile onların önceliği olmadığımızı kabul etmemiz gerekir. zira bu imkansızlığın reddi yüzünden işlenir bütün cinsel suçlar.
ihanet esasen bizi gerçekle yüzleştirir, kendimize getirir. karşımızdakinin bana ait bir nesne olmadığını fark etmemi sağlar. üstelik tersine ihanet etme ihtimali olanaksız olan birisi bizim için görünmezleşecektir. bu özgür olmayan insanlar sevişemez, demektir aynı zamanda. ilişki için mesafeyi bilmek onun bir başkası olduğunu kabul etmek önemli oluyor haliyle.
tek eşlilik vs. çok eşlilik ikilemi
tek eşlilik zamanı sürem olarak deneyimleme, dayanaklar kurma ve kök salma imkanı verir. beraber ölünecek birisini bulmak veya beraber yaşamın dehşetini göğüsleyip yatışmak olanağını. rahatlatıcı güven, alışkanlık, bağlılık ve şefkati. bizi sürekli başkaları ile kıyaslamaktan, karşılaştırmaktan kurtarır. riskten ve tehlikeli ilişkilerden korur, güvenli sekstir.
öyle mi?
fakat aynı zamanda zamanın akışını, değişimi reddetmek, konfor alanına gömülerek uyuşmak arzuyu alışkanlığa, erotik hayatı heyecansız bir tür masturbasyona da dönüştürebilir. bizi sıkar. kıskançlık ve eşten ayrılma, kayıp veya aldatılmanın dehşeti ile dayanılmaz bir şiddete maruz bırakabilir. başka arzulardan, başka kişilerle başka birileri olma deneyimini kaçırmamıza neden olabilir.
o halde ne yapacağız?
belki de bu ikili kategorilere çok fazla bel bağlıyor ve iki türlüsünü de abartarak yaşamaya çalışıyor olabiliriz. belki de tek eşlilik doğanın harikalarından yalnızca biridir. ya da seks o kadar da önemli mi? sadakatsizlik çok mu çirkin? katlanılamaz mı? tüm dünya tek eşli olsa daha mı iyi? ya da hepimiz şehvet peşinde koşsak?
jung hepimizin karanlık tarafları olduğunu ve gölgemize sahip çıkmamız gerektiğini söyler. belki de hem başkalarının hem de bizim bu ikilemi hayat boyu taşıyacağımızı fakat yine de bir yetişkin olarak kendimizin, ilişkilerimizin sorumluluğunu almamız gerekiyordur. hiçbir zaman kendimizi kaybetmeyiz çünkü. yanlışlıkla sadakatsizlik yapmaz. olan sadece bazen kuralları esnettiğimiz, uymak istemiyor oluşumuz.
neyi kazanırken ne kaybedeceğimizi bilmek ve bunu yaparken aslında hepimizin aynı koşullara, aynı özgürlüğe ve aynı şiddete mahkum olduğumuzu anlamamız gerekiyordur.
biri bizi dışarıda bıraktığında, artık sevilmez olduğumuzda bununla başa çıkmak ve yeniden arzu duyabilmek, sürdürebilmek, dengede kalabilmek ve doğanın döngüsü gibi gerektiğinde bırakabilmek belki daha az acı ve şiddet hissettirebilir.
ama hiçbir şey bizi koruyamaz. hiçbir şey şiddetin kendisinden çekip alamaz. hiçbir yer hiçbir söz vaad bizi rahatlatamaz. ve tam da bu nedenle, bu belirsizlik bizi aşık eder bu açıklık ve ihtimaller her şeyi mümkün kılarak bizi zenginleştirebilir.
* "dışarıda bırakılmak araftır belki; ama içeri alınmak mutlaka cehennemdir."
* "gizli kalmış hiçbir şeyin olmaması ihtimalinden daha dehşet verici bir şey yoktur. mutlu bir evlilikten daha büyük bir skandal olamaz."
* "her çifti bekleyen en zorlu iş, doğru miktarda yanlış anlamayı sağlamaktır. yanlış anlama çok az olursa birbirinizi anladığınızı varsayarsınız. fazla olursa bir yerlerde sizi gerçekten anlayacak birinin var olduğuna inanmaya başlarsınız."