"Çok fazla eşyamız olsa da çok mutsuz ve boş hissetmemizin nedeni yanlış şeyden daha fazla alınca elimizde daha az şey olması. Bizi tatmin eden daha derin şeyler var. Anlam ihtiyacı, ilerleme ihtiyacı, yakınlık ihtiyacı." Bizi gerçekten mutlu, toplumu da güvenli…devamı"Çok fazla eşyamız olsa da çok mutsuz ve boş hissetmemizin nedeni yanlış şeyden daha fazla alınca elimizde daha az şey olması. Bizi tatmin eden daha derin şeyler var. Anlam ihtiyacı, ilerleme ihtiyacı, yakınlık ihtiyacı."
Bizi gerçekten mutlu, toplumu da güvenli kılan şeyleri kaybediyoruz.Yani toplumluğumuzu. Bunu kaybediyoruz. Bu vakti de işe ve daha çok eşya almaya harcıyoruz."
"İstediğimiz her şeyi aldığımızda ne kadar mutlu olacağımıza dair tahminlerimiz yanlış çıkıyor. Çünkü beyin bunları normalleştiriyor. Birkaç ay sonra normalleştiriyorsun. Diyorsun ki "Bunlar eskiden harikaydı ama artık yeni arzularım, hayallerim var." ve bugün tavan olan her şey ulaşmaya çalıştığınız yeni bir seviyenin tabanı oluyor."
"Çok fazla eşyan olup olmadığını öğrenmenin en iyi yolu, saklayacak yer kalmamasını beklemek değil, onları amaçlı şekilde kullanacak bir yol kalıp kalmadığını sormak. Yapacak amaçlı bir şey kalmadığında tek bir eşyan olsa bile çok fazla eşyan var demektir."
"Anılarımız eşyalarımızın içinde değil. Anılarımız bizim içimizde."
"Bence eskiye kıyasla komşularımız veya dostlarımızın evinde olanlara dair çok daha fazla bildiğimiz veya bildiğimizi sandığımız için günümüzde hiç olmadığı kadar stresli ve yetinmeziz. Geçmiş nesillere kıyasla bu kıyaslama çok daha fazla yapılıyor ve sürekli hayatımızı başkalarınınki ile kıyaslıyoruz. Bunu yaptığımızda da genelde yeterli gelmiyor."
"Minimalizm denilen şey eşyaları bir kenara bırakıp hayattaki en önemli şeylere yer ayırabilmemizi sağlıyor ki bunlar da zaten fiziksel yer kaplayan şeyler değil."
"İçinizde bir özlem, hayal ve tutku varsa neden eskiden yaptıklarınıza, eskiden olduğunuz kişiye tutunup olmak istediğiniz kişiyi kaybedesiniz ki?"
"Daha azına giden yolun neresinde olursak olalım hep o diğer yöne çekiliyor olacağız. Karşılaştırma yönüne, medyanın baskısına yenilme yönüne. Gerçek şu ki sürekli yeniden odaklanmamız gerek."
"Hayatı gereksiz yere karmaşıklaştırıyoruz. Çünkü birazcık zaman ayırıp tek başımıza sessiz bir yerde oturmanın hayattaki yönümüzü bulmada sağlayacağı yararı ya gözden kaçırıyor ya da hafife alıyoruz. "İyi bir hayatın ne olduğuna dair fikrimi uyarıcı dış kaynaklardan almayacağım. İç sesimi dinleyip yol göstermesine izin vereceğim." demenin yararını."
"İnsanlar tamamen hayatta olmaya karar verebilse, ruhlarındaki hayatı emen her şeyden bir kurtulabilse, nihayet tutkuyu bulabilirler. Ama tutku, kişinin kendisi ile ilgili olamaz. Tutku hep dünyada yapabileceğiniz bir iyilikle ilgili oluyor."