"Arzum gitmek, hiçbir şey düşünmeden, sözler vermeden gitmekti. Hayat hiç durmadan peş peşe dizilen trenlerden, yollardan, gemilerden, ibaretmiş gibi. Derdimi nasıl anlatacağımı bilemiyordum. Hep daha uzağa gitme arzusu. Ama asla geri dönülemeyecek kadar uzağa. Hep ilerlemek." "Monptit, hayat budur işte.…devamı"Arzum gitmek, hiçbir şey düşünmeden, sözler vermeden gitmekti. Hayat hiç durmadan peş peşe dizilen trenlerden, yollardan, gemilerden, ibaretmiş gibi. Derdimi nasıl anlatacağımı bilemiyordum. Hep daha uzağa gitme arzusu. Ama asla geri dönülemeyecek kadar uzağa. Hep ilerlemek."
"Monptit, hayat budur işte. Hep giden birileri olur. Ne yürek unutur ne özlemler ölür. Bunlar sevgimizde yaşamaya devam eder. Ama birileri, zamanı geldiğinde gitmek zorundadır."
"Mutlu oldun mu Adam? Mutlu olmak nedir? Kim bilir? Mutluluk tıpkı zamana benziyor: O değil, İnsanlar hareket ediyor, insanlar gelip geçiyor. Geçiyor. Geçiyor. Yıldızlarla dolu bir gece isterdim, Adam. Ayın nehirdeki yansımasında uyumak. Benim gecemde bunların hiçbiri yok, değil mi? Varsa yoksa genzi yakan, saçları kirleten bu sis."
"Aslında kimse başkalarının acıya katlanma gücünü bilemez. Bir tek yüreğimiz bilir. Bu neye yarar?"
"Canım Zezé, bu dünyada herkesin bir kaderi var. Sana baştan her şeyi bilerek geldim."
"Unut Zezé, bir faydası yok. Yavaş yavaş unutacak, unutacaksın, ileride hatırladığında her şey o kadar uzak gelecek ki acı duymayacaksın."
"İnsanları çok sevmeyi sevmiyorum. Sevince de ölmelerinden korkuyorum."
"Derler ki insan yüreği acımazmış, ama benimki acıyordu."
"Daha da büyük başka bir güneşten bahsediyorum. Her birimizin yüreğinde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimiz uyansın diye göğsümüzde uyandırdığımız güneşten."
"Senin güneşin hüzünlü Zezé. Yağmur yerine gözyaşlarıyla kuşatılmış bir güneş. Sahip olduğu gücü, yeteneklerini henüz kavrayamamış bir güneş. Senin bütün anlarını henüz güzelleştirememiş bir güneş. Küçük, biraz mızmız bir güneş."
"Sen başkaları için, dış dünyaya ait bir müzik yapıyorsun. Bunun bir yere varacağı yok. Müzik ruhunun derinlerinden gelmeli. Başkaları için, buz gibi bir müzik yapmak yerine, sen yüzmelisin müziğin içinde."
"Zezé, önemli olan hayatın güzel olduğunu, göğsümüzde ısıttığımız güneşe Tanrı'nın bize bütün bu güzellikleri çoğaltalım diye vermiş olduğunu keşfetmek."
"O an, keşke hiç büyümesem, diye yakıcı bir arzu yükseldi içimde. Maurice hep yüreğime yakın olsun, pijamamın da iki yüz seksen iki bin düğmesi olsun."
"Güneşe bak Zezé, güneşi uyandıralım."
"Günün birinde onu olduğu gibi seveceksin. Çünkü insanlardan, verebileceklerinden fazlasını bekleyemeyiz."
"Çünkü insanları hatırlamak için önce unutmak gerek. Ben bunu asla yapamam."
"Acı çok zalim bir şeydi! Neden bütün ağırlığı ile bir seferde gelip aynı hızla geçmiyordu?"
"Zor şeylerin, zor gerçeklerin dile getirilmesi gerek."
"İnsan affedince her şeyi unutur. Ama sadece unutursa çoğu zaman sonradan o şeyler tekrar su yüzüne çıkar."
"Baba dediğin böyle olur. Bütün gün deli gibi çalışmış, yorgunluktan tükenmiş ama yine de günün nasıl geçti diye sormaya, İyi geceler demeye gelmiş. Baba dediğin böyle olur."
"Hayat, bazı şeylerin olabilmesi için birtakım yollar hazırlardı."
"Başka bir hayatta düğme olarak dünyaya gelsem keşke. Herhangi bir düğme. Don düğmesi bile olur. İnsan olup sefil gibi çile çekmekten iyidir."
"Ormanın gecesini, yıldızların gecenin hamağına asıldığı, ayın ağaçların saçlarını okşadığı andaki halini derinlemesine öğrenmeye karar verdiğinde, evet, işte o zaman çok güzel şeyler keşfedeceksin."
"Dünyanın en yüz kızartıcı şeyiydi, fakat aşk, yüreğime altı yüz metrelik atlayışlar yaptırıyordu."
"Konuşmanın ne gereği vardı? Gelecek planları yapamayacak kadar gençtik. Gençliğimiz hayalleri, olasılıkları yasaklıyordu..."
"Sevgiyi dillendirmenin ne anlamı var? Sevgi, hayatta pek az karşıma çıkmış bir şeydi."
"Bu bir tohum. Bir başlangıç. Gerçekten âşık olduğunda, dünyada daha mutluluk verici, daha güzel bir şey olamayacağından hiç şüphe etmeyeceksin."