Bİ İNSANİN CANI ŞU BELGESELİ İZLERKEN TATLI ÇEKER Mİ YA? Belgeseli izliyorum tamam mi? İzlerken de kendime söz veriyorum şekeri hayatımdan çıkaracağım, bir daha tatlı bir şey yemeyeceğim... Sonra annem içerden bağırıyor "YAĞMUR KURABİYE YAPTIM GEL" ahwhehhe. Napiyım şimdi? Zaten…devamıBİ İNSANİN CANI ŞU BELGESELİ İZLERKEN TATLI ÇEKER Mİ YA?
Belgeseli izliyorum tamam mi? İzlerken de kendime söz veriyorum şekeri hayatımdan çıkaracağım, bir daha tatlı bir şey yemeyeceğim... Sonra annem içerden bağırıyor "YAĞMUR KURABİYE YAPTIM GEL" ahwhehhe. Napiyım şimdi? Zaten film boyunca bir sürü tatli gördüm, canım çekti tabi yiycem o kurabiyeyi.
Neyse yarından sonra şekeri bırakcam. Belki pazartesi başlarim emin değilim.
Şaka bir yana çok güzel belgeseldi. Ciddi anlamda yorum yapıp bu konu hakkında konuşmak istiyorum.
Geçenlerde favori youtuberım Neo'nun videosunu izliyordum ve bu filmi önerdi. Çok belgesel sevmem ama bu konular biraz ilgimi çektiği için izlemek istemiştim. Bu filme benzer videolar çeken bi kanal var "Fit Yemek" diye. Onun videolarını çok beğeniyorum. Siz de bu konulara ilgiliyseniz bi bakın derim.
Ben bi ara kafamı sadece kilo vermekle bozduğum için yediğim her şeyin kalorisini sayardım. Hatta diyetisyene falan da gitmiştim. Ama o kalori saymami çok saçma bulmuş sadece yediklerime dikkat etmemi söylemişti. Ve öyle bir diyet listesi vermişti ki içinde şekerin "ş" si yoktu. Çikolata falan geç bal bile yasaktı. Ama hayatımda aldığım en doğru kararı alarak o listeye bi 6 ay uydum ve cidden çok iyi beslenmiştim. Şimdi tamamen ona uymuyorum ama hala sağlıklı besleniyorum.Belgeselde yediklerimiz ruh halimizi etkiler diyordu. Buna cidden katılıyorum. Kendimi o zamanlar daha dinçte hissediyordum. Ve ayni kiloda olmama rağmen çok özgüvenliydim. Şuanda da böyle. Şuan anladımki sorun kilo falan değilmiş. Önemli olan psikolojiymiş. Ve beyinden geçen yolda midedir. Bi insan ne yerse odur.
Belgesel aslında baya eğiticiydi. Bi adamın 60 gün boyunca günde 40 çay kaşığı şeker almasının sonuçlarını anlatıyor bize. Deneğimiz şekeri 2 yıldır hayatından çıkarmış ve oldukça sağlıklı besleniyormuş. Deneyden önce verdiği kan tahlillerinde de gayet sağlıklı. Sonrasında 60 gün şeker almaya başlıyor. Ve bu şekeri çikolata veya atıştırmalık gibi düşünmeyin. Hepimizin zararsız sandığı meyveli yoğurt, bar, meyve suyu gibi şeyler. Deney sırasında birçok ülkeye gidiyor ve şekerin insanlar üzerindeki zararını örneklerle gösteriyor. Beni en çok etkileyen şey Mountain Dew içen çocuğun dişleriydi. Günde 12 kutu içiyormuş ve günde 40 çay kaşığı şekerden daha fazlaydı yanlış hatırlamıyorsam. Ve 18 yaşındaki bu gencin dişlerini görünce çok üzüldüm. Gerçekten çok kötüydü, bakamadım bile. Dişlerinin hepsini çektirip yeniden yaptırmak için dişçiye gidiyor. Fakat ağzı tamamen uyuşmuyor. Bunun nedeni ise Mountain Dew'in içindeki kimyasallarmış. Yüzündeki o çaresizliği görünce çok üzüldüm. Ama asıl can alıcı kısmı ise çocuk Mountain Dew içmekten hala vazgeçmeyeceğini söylüyor.
"Büyük" Şirketler istedikleri şeyi gerçekten başarıyor. Bu sadece içecekle veya şekerle de alakalı değil. Birçok hazır gıda üreticisinin tek derdi para. Nasıl daha fazla kazanabiliriz? İnsanları nasıl sömürebiliriz? Milyonlarca insanın sağlığı hiçbirinin umrunda değil. Yalandan tuttukları bilim insanlarıyla hepimizi kandırıyorlar. Evet cidden böyle. Kolanın zararlı olduğunu bilmeyen kaç kişi var? Yok sanırım. Ama neden sürekli içiyoruz? Neden kola yasaklanmadi? Çünkü bunun zararlı olduğunu ısrarla reddediyorlar.
Bir de şey var. Aromalı yiyecekler. Belgeselde bundan da bahsediliyordu. Birçok ürünün reklamlarıyla bizi kandırıyorlar. Bugün biyoloji hocamız Bim'de satılan gofretteki muz oranını söyledi ve şok oldum. Bence hocamız Sadece Enes izliyor. O da dün paylaşmış çünkü bunu aheehrh. Sizin haberiniz yoksa ben oranı söyleyeyim arkadaşlar %0.05 !!!! Baya var ama de mi? İşte hocamız böyle söyleyince ben şok oldum. Nasıl ya dedim? Muz tadi geliyor ama. O da ne kadar safsın der gibi bakıp açıkladı. Tatlandırıcılarla her şeyi yapabilirmişiz. Ve bir çok ürün böyle oluyormuş.
Belgeselde çok şaşırdığım bir şey daha vardı. Küçük hap gibi bir şey var ve onu dilinin üzerine yerleştirdiğin zaman ne yersen ye tadı sana tatlı gelir. Bu yediğimiz her şeyin özeti değil mi? İçinde ne olduğunu bilmiyoruz ama tatlı geliyor. Ani bi seratonin salgılıyoruz, mutlu oluyoruz sonra hop bir daha. Çünkü bu anlık bir şey. Şeker yedikce daha fazla yemek isteriz. Bunun sonu gelmez. Bağımlı olursunuz, kilo alırsınız, karaciğeriniz yağlanır, mutsuz ve yorgun olursunuz, sağlığınız bozulur ve belki de ölürsünüz. Deneğimiz 60. günün sonunda 8 kilo almıştı. Ve yeniden verdiği kan tahlillerinde de vücudu cidden çökmüştü. Bu etkiyi 60 günde görmek beni çok şaşırtti. Veee beni en en çok şaşırtan şey. Adamımız şekeri 1haftada bırakabildi. 1 hafta biraz zorlanarak geçirdi ve sonunda eski haline geri döndü. Bu bana çok zor geliyor. Tamam hayatımın bir döneminde ben de bırakmıştım ama benim için zor olmuştu. Şimdi de bırakmayı düşünüyorum ama zorlanacağımi biliyorum.
Bir de filmde çok güzel bir söz vardı. "Ben böyle sağlıklıyım, şekerle de mutluyum diye düşünebilirsiniz ama bunu kiyaslayacağinız bir deneyiminiz yok" buna benzer bir şey diyordu. Değiştirmiş olabilirim ama ana mantık aynı. Şuan hayatınızdan memnun olabilirsiniz. Çünkü buna alıştığınız için böyle düşünüyorsunuz. Ya şekeri hayatınızdan çıkarmayi deneseniz. Buraya kadar okuduysanız siz de benimle pazartesi günü şekersiz bir hayata başlayın. Bir hafta deneyelim bakalım.