Spoiler içeriyor
izlemesi zor bir film. başka olana nefretin bu denli işler olduğu bir dünyada güncelliğini koruyacak gibi görünüyor. agah aydın hocanın melanie klein kuramı üzerinden filmi okuyuş biçimini dinlerken yine o kadar keyif aldım ki bir not olarak elimin altında durması…devamıizlemesi zor bir film. başka olana nefretin bu denli işler olduğu bir dünyada güncelliğini koruyacak gibi görünüyor.
agah aydın hocanın melanie klein kuramı üzerinden filmi okuyuş biçimini dinlerken yine o kadar keyif aldım ki bir not olarak elimin altında durması maksadıyla buraya anladığım kadarıyla aktaracağım. yazıya ilgi duyanlar sonuna dek okuyabilir veya bırakıp agah hocadan dinleyebilir, altta link bırakacağım. o da yetmezse söz konusu psikanalistlerin yapıtlarını alıp okuyup yeniden düşünebilir. ki benim genellikle yetinmeyişim böyle bir metinlerarası serüvene dönüştüğü için de bu kesişmeleri elden ele dolaşma biçimlerini yerçekimli karanfil misali seviyorum.
" john'un teena'ya şiddeti bana verilmeyen hazzı başkasına veriyor ( lana): yok etme isteği. klein'a göre bebek birbiri ile çatışan iki itki ile doğar. sevgi- nefret, yok etme/ yıkma/ haset/ ölüm dürtüsü ile yaşam dürtüsü. freud'ta bastırma bilinçdışının yapılanmasında en önemli savunma mekanizmasıdır. duygu ile ilişkilidir, kastrasyonla yeniden şekillenen rahatsız edici temsil ve imgelerin bilinçdışına sürülmesini sağlayan savunmadır. ama klein bastırmadan önce olduğunu varsaydığı savunma mekanizmalarından söz eder:
* bölme
* inkar
* yansıtma
* yansıtmalı özdeşim
nefreti, şiddeti anlamamız için önemli mekanizmalardır bunlar. bölme işlemi memenin iyi meme ile kötü meme olarak ikiye ayrılması. bebeğin ilk üç ayında gerçekleşir. bu paranoid-şizoid pozisyondur. ikinci aşama ise depresif pozisyon, içindeki iyi ile özdeşimi daha sağlam olduğundan bu durum özgüvenin artmasını sağlayacağından kötü olanla, diğer bir deyişle kötülük yapacaklarla daha kolay ilişki kurar. yani depresif pozisyon iyi ile kötünün birbirine buluşmaya başladığı aşamadır. burada filmi hatırlayalım. lana'nın annesi teena'nın lana'yla arkadaşlığında cinsel yönelimiyle ilgili kuşkuya kapıldığında 'kızıma bunu bulaştıramazsın.' der. tahammül edemez ve bunun için de yok etmek, uzaklaştırmak ister.
iyiye tutunması güçlü olan bebek kötüye bulaşma konusunda rahat hisseder. filmde candace başlangıçta teena ile flörtöz ilişkiye girmesine rağmen sonradan bunu kabullendi. teena'yı zor durumdayken evine kabul etti. daha olgun ve dengeli. gelişimsel olarak olgunlaşan ego iyi- kötü yanlarıyla kişiyi bütün olarak içine almayı başarır.
annenin yol açtığı engellemeler karşısında bebek anneye karşı hiddet duymayı sürdürür, ancak paranoid-şizoid pozisyondaki misilleme korkusunun yerini fantazide suçluluk duygusuna bırakır. john ve tom tecavüz sahnesinden sonra teena'ya iyi davranır, suçluluk hissederler. birden iyicilleşirler fakat korkunca yine yok etmeye girişirler.
aç bırakan, eziyet eden meme ile besleyen, şefkat gösteren memenin aynı imgede birleşmesi olan depresif pozisyon en kritik noktadır. iyi ile kötüyü ayırt edebilme, kendindeki kötüyü ve ötekindeki iyiyi görebilme becerisine ölümcül kavşak diyor, melanie klein. kötüye bulaşmak demek insanın kendindeki ve nesnedeki yetersizliği fark etmesi ve kabullenmesi anlamına gelir. paranoid-şizoid pozisyondaki bebek nesnedeki iyiyi kendinde toplamak, kendindeki kötüyü de nesneye yüklemek, yansıtmak çabasındadır. depresif pozisyonda ise daha önce saldırganlık ve yıkıcılık olarak nitelenmiş olan nesnenin iyi yönleri ortaya çıktığı için bir anlamda gerçekle karşılaştığı için suçluluk duyar.
klein'ın freud'tan bir diğer farkı zamanın uzaysallığıdır. freud'ta oral- anal- fallik gibi çizgisel bir gelişim aşaması varken klein iki pozisyonu tarif eder ama bunların uzaysal olduğunu söyler. ne anlama gelir bu? aslında hepimiz delilikten geliyoruz. başlangıçta yıkıcılık, nefret, haset ve kötüyü dışarıda tutma gibi bir pozisyondan geliyoruz ve bunun ne zaman ortaya çıkacağını bilemeyiz, demek oluyor. başlangıçta da filmde iyi iyicil dostluklar varken birdenbire deliliğin sınırına giden bir john.
[ devamında düşüncenin kökeninde fantazinin bulunduğunu bu fantazinin de çocuğa ait olduğu gerçek anne ile karşılaşıp test edildikten sonra bir pozisyon alınacağından söz ediyor agah aydın. egonun oluşumu, nefretin insanın insanlaşmasında ve kültüre girmesindeki işlevi, empati ve ideallaştirmeye değinir. dinlemek isteyenler için nefret ne işe yarar? ]
agah hocanın kendine özgü bir dili, aforizmaları var ki çok hoşuma gidiyor leitmotif gibi konuşmalarını sonlandırış biçimini seviyorum bu tarz has söylemleriyle. yine öyle bitsin bu alıntı da:
'demokritos m.ö. 400 yılında söyle diyor: " her şey yalnızca bizim için iyi ya da kötü, doğru ya da yanlıştır. gerçekte ise atomlar ve boş uzay vardır." nefretimizin bu boşlukta tutunacak iyi nesneler yaratabilecek kadar güçlü, gerçeğe direnmeyecek kadar güçsüz olması dileğiyle..' agah aydın