Spoiler içeriyor
Kitabı yaklaşık8 sene önce merakla okumuştum. Şimdi kitaptan birkaç alıntı(kitaba neden köken dendiğini görmüş olucaksınız keyifli okumalar) : "Üçgen içindeki göz, ana kaynağın, yani Tanrı'nın, varlığını insan üzerinde daima hissettirdiğini, bir biçimde onu gözlediğini ifade ederdi. Bu sembol, Osiris ile…devamıKitabı yaklaşık8 sene önce merakla okumuştum. Şimdi kitaptan birkaç alıntı(kitaba neden köken dendiğini görmüş olucaksınız keyifli okumalar) :
"Üçgen içindeki göz, ana kaynağın, yani Tanrı'nın, varlığını insan üzerinde daima hissettirdiğini, bir biçimde onu gözlediğini ifade ederdi. Bu sembol, Osiris ile önce Atlantis' e buradan Hermes ile Mısır'a, Mısır'dan Yunanistan'a ve nihayet günümüzde Masonluğa kadar ulaşmıştır. "
" Mısır'ın Osiris gibi önemli tanrılarının aslen Mu kökenli olduklarını ileri süren kimi Mu araştırmacıları, bir zamanlar Mısır'da vahye dayalı tek tanrılı bir dinin görüldüğünü belirtmektedirler.
"Eski Mısırlılar birçok hatalı inanışlarından ve yüzyıllar süren ilkel tanrılar sisteminden sonra nihayet milattan önce 14.yüzyılda ve firavun Amenotep zamanında yeniden tek Tanrı inanışına döndü. Amenotep, Teb şehri rahiplerinin nüfuzunu kırıp gerçek Mısır din inanışını yeniden yaşattı. Fakat Mısır bu firavunun ölümünden sonra tekrar çok tanrılı inanışa döndü. Amenotep'ten iki yüzyıl sonra, yani milattan 12 yüzyıl önce dünyaya gelen Hz. Musa Tanrı tarafından tek tanrı sistemli din inanışını yaymakla görevlendirilmişti. Yalnız Amenotep'in bütün insanlık için istediği inancı Hz. Musa ancak kendi kavmine, yani Mısır'da esir bulunan İsraillilere yayabildi. Musevilerin ve Hıristiyanların inanışına göre Hz. Musa yalnız İsrailoğullarının doğru yola sokulması için gönderilmiş bir peygamberdir. Oysa İslam dininin kutsal kitabı olan Kur'anı Kerim, Hz. İsa'nın Mısırlıları da hak dinine davet ettiğini açıklar. Bu bakımdan Hz. Musa milliyetçi bir peygamber değil, insancı bir Tanrı elçisidir. Ne var ki kendi kavmini bile gerçeğe inandırmakta her zaman güçlük çekmiştir.
Mısır'da tek tanrı fikrini savunan ilk firavun Amenotep, böylece Hz. Musa'dan iki yüz yıl önce gerçeği ilan etmek cesaretini göstermişn oluyordu. Amenotep bir peygamber değildi. (Ya da olmadığını sanıyoruz) Fakat inanmış bir kişiydi. İnancı büyük bir ihtimalle çok eski çağlara dayanan bilgisinden geliyordu. "
Tek tanrı inancı Ra-Mub,"Kutsal Nur" adıyla Mısır'a Mu'dan gelmişti. "Mu uygarlığında tek tanrıya inanış vardı. Bu yönden incelenince insanların tek tanrıya inancı akıl almayacak kadar eski çağlara gitmektedir."
Mu uzmanlarına göre bir sevgi ve barış dini olan Mu dininde "şeytan" ve "cehennem" gibi "kötülük" simgesi kavramlar da yoktu. Mu'da "şeytan" kavramı diye bir şey bilinmediği için Mu dininin en önemli sembollerinden olan Mu Kozmik Diyagramı'nda "cehennem" diye bir şey de yoktu.
Churchward' a göre, Mu'nun batışını tasvir eden kutsal metinlerde o büyük yıkımı anlatmak için kullanılan "alevli ateş" sonraki dinlere "cehennem" olarak geçmiştir.
Alevilerin dualarını bitirirken söyledikleri "gerçeklerin demine hu" söylemi de Çınar'a göre Mu kökenlidir.
Çınar, W Niven'in Meksika'da bulduğu 1780 numaralı tabletin J. Churchward tarafından okunuşuyla ortaya çıkan anlamın"gerçeklerin demine hu" cümlesine kaynaklık ettiğini iddia etmektedir.
HERMES
Berkmen, Mu kaynaklı Hermes(şu meşhur Hermes'de var tabi) sözcüğünün "gizli, yasak, saklı" anlamına geldiğini ve bu sözcükten türemiş pek çok sözcüğün tarih içinde değişik toplumlar tarafından kullanıldığını iddia etmiştir.
Hermes sözcüğündeki HRM sessiz harfleri bugün daha çok Arapça'da karşımıza çıkmaktadır. Şöyle ki:
HaRaM: Dinin yasakladığı şeyler.
HiRaM: Yasak bilgilerin verildiği yer-Mısır piramidi.
EHRaM: Hiram'ın çoğulu yani piramitler.
HaReM: Erkeklere yasak olan yer, sarayda kadınlara ayrılan bölüm.
HüRMet: Yasak bölme, girerken alınan saygılı tavır.
HüRMüz: Hermes, Zerdüşt dininde, 'ateşe ve güneşe tapanlarda' Tanrı'nın adı.
HuMaR: Örtmek, gizlemek, kapatmak.
.. Berkmen' e göre bu "HRM" harfleri Mu kaynaklıdır.
Nitekim Churchward başta olmak üzere, birçok Mu araştırmacısı da aynı kanıdadır. Örneğin Churchward'a göre H harfi Mu'da dört büyük kuvveti simgelemektedir. MU veya MA olarak okunan M harfi ise "toprak" "ülke" anlamına gelmektedir. R ise Mu'nun tanrısı RA-MU'yu simgelemektedir.
.. Bu nedenle Mu'nun vahye dayalı dinini yaymakla görevli rahipler(naakaller) aynı zamanda birer bilim insanıdır.
... Gerekli aydınlatma sağlanmadan, inşaatın devam etmesi, daha da önemlisi duvarlardaki gösterişli resimlerin yapılabilmesi mümkün değildir. Bu da eski Mısır'da elektriğin kullanılmış olma ihtimalini güçlendirmektedir.
Ek:3
Açıklanamayan Tarihsel Bulgular
Batı merkezli tarih ve onun yerel uzantısı resmi tarihin görmezlikten geldiği çok sayıda "açıklanamayan", "anlamlandırılamayan" tarihsel bulgu vardır. Bunların bir kısmına kitabımızda "Şaşırtan Maya ve Mısır Bulguları" başlığı altında yer verdik. Burada "açıklanamayan tarihsel bulgulara" birkaç örnek daha vermeyi uygun görüyoruz.
1.Büyük Piramit'teki Bakır kulplu kapı
2.İki milyar yıllık metal küreler
3.Beşyüzbin yıllık metal cisim(geode of coso)
4.Nazca Çizgileri
5.Avustralya'daki Mısır Hiyeroglifleri(Eski Mısırlıların Avustralya'da ne işi vardı?)
6.Şaşırtan Kafatası
7.Peru'da dağa çizilmiş pervaneli uçak
8.Kolomb öncesinden kalma delta kanatlı uçak
9.Perudaki İca Taşları
10.Altın Oran Spiralleri
11.Pedro'da bulunan 35 cm boyunda 5.5 kg ağırlığındaki mumya
12.Lübnan'daki dev taş bloklar
13.Peru'daki bronz dişliler
14.Tarih öncesinden kalma astronot görünümlü küçük Japon heykelcikleri
15.Tablodaki tanımlanamayan cisim
16.Antik bronz mekanizma
17.Dev taş blokların kullanıldığı Baalbek Kenti
18.Dev taş blok
Ve daha modern bilimin cevaplamakta aciz kaldığı bu tür sorular...
Özellikle de son olarak kitapta yazan "Şaşırtan Maya ve Mısır Bulguları" bölümü de son derece okunmaya değer ve ilginç bulgular taşıyor. Üstelik kaynaklarıyla! Ve son olarak da şurayı atıyorum ve sizin yorumunuza bırakıyorum.
Eski Mısır'da, öbür dünyaya giden insanların ruh hallerini anlatmak için yazıldığı düşünülen Ölüler Kitabı, J. CHURCHWARD'a göre aynı zamanda Mu'nun batışını anlatmaktadır.
Ölüler Kitabı'nın orijinal adı "Permehuru" dur.
J. Churchward' a göre bu sözcükte geçen "Per" geri kalma, "huru" gün ve "me" de Mu anlamına gelmektedir. Yani Mısır'ın Ölüler Kitabı'nın gerçek adı: "Mu günden geri kaldı" dır.
Churchward' a göre Mısırlı rahipler Ölüler Kitabı'ndaki "ateş denizini" dejenere ederek(yozlaştırarak) bunun bir cehennem çukuru, cehennem ateşi olduğunu ifade etmişlerdir. Böylece ateş ve cehennem kavramları özdeşleştirilmiş ve zaman içinde "ateşli cehennem" diğer tek tanrılı dinlere geçmiştir. Oysaki işin aslı çok daha başkadır; cehennem çukuru ve cehennem ateşiyle tanımlanan aslında Mu'nun batışıdır.