"İhtiandr" kelimesi Yunancada Su Adam manasına geliyormuș. Sovyet Rusya'nın Jules Verne'i olarak bilinen Belyaev, Rus neslini öyle bir etkilemiș ki bir su altı evine Ihtiandr ismini vermișler. Kendi ülkesinde oldukça saygın bir yazar Belyaev. Yaşamı hakkında bazı bilgiler edindim, izin…devamı"İhtiandr" kelimesi Yunancada Su Adam manasına geliyormuș. Sovyet Rusya'nın Jules Verne'i olarak bilinen Belyaev, Rus neslini öyle bir etkilemiș ki bir su altı evine Ihtiandr ismini vermișler. Kendi ülkesinde oldukça saygın bir yazar Belyaev. Yaşamı hakkında bazı bilgiler edindim, izin verin sizlerle paylașayım. Dindar bir aileden gelse de zamanla kușkucuların fikirleri ilgisini çekerek ateist olmuș. Meslekî hayatında; oyun yazarlığı, avukatlık, polis müfettișliği ve kütüphanecilik yapmıș ve en son katıldığı gezi esnasında edebiyat ile haşır neșir olmuș. Bir tür hastalık geçirerek bacakları felçe uğrayınca 6 yıl yaşamını böyle sürdürmüș. Bu sırada Wells, Verne gibi çeşitli bilim kurgu yazarlarını okumuș. Hastalığından sonra kendisi de edebiyata dahil olup "Su Adamı" dahil olmak üzere birçok eser yazmıș. Nazi istilası sırasında pek çok insan gibi açlık ve susuzluktan yaşamını yitirmiș Belyaev.
Bilim kurgu okuyacaksak yazarların hayatlarına dair biraz fikrimiz olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü yazarın bu kurguya nasıl ayak bastığı, neden böyle konuları başlık edindiği; hayatında saklı oluyor aslında... Nitekim karakterimiz Ihtiandr'ın köpekbalığı solungaçlarına sahip olması Belyaev'in özgürlüğe karșın susuzluğunu ifade ediyor. Ve tüm insanları uzay değil de acaba okyanusta mı arasak bu gizli hazine ve bilgileri demeye çağırıyor... Çağının önemli bir yazarı olduğunu kabul ediyorum fakat diğer öne çıkan eserleri okumuș olduğum için Belyaev'i oldukça basit buldum;
Bununla kalmayıp karakterler her ne kadar kayda değer de olsalar çok fazla yüzeysel betimlendikleri için okuyucu ile iletişim kuramıyorlar. Bir eserde okuyucu herhangi bir karakterde kendisini bulabilmeli, bu durum hiçe sayılmamalı; en azından böyle bir konuda derinlik aranmalı diye düşünüyorum. Bölümlerin çok kısa oluşu, kimi okuyucuları sevindirip "Hemencik bitecek" dedirtse de "Su Adamı" benim için bu konuda da sınıfta kalıyor. Çünkü çok fazla bölüm, birbirini tekrarlayan olaylar, olayların birbiri ile bağlantısındaki acemi kopukluk fazlasıyla sırıtıyor.
Her eserde verilmek istenen mesajın yer yer sayfalarda bulunması, okuyucuya göz kırpması gerektiğini düşünüyorum. Ama Belyaev, bu kıdemli mesajını kitabın sonunda buluşturuyor bizlerle. Bir mahkeme, uzmanlar, rahipler içerisinde dik durarak konușan Salvator ile... Ama bașlarda sıradan bir üslup kullanarak șahsen özelleșmekten öteye gidiyor. Yani macera ve aksiyon kurgusu gibi duruyor daha çok... Ve yukarıya atıfta bulunarak belirtmek isterim ki karakter gelișimleri çok kötü.
Kısacası beğendiğimi söyleyemem sebeplerini elimden geldiğince yazmaya çalıştım. Okuduğunuz için teşekkür ederim, okumasaniz da canınız sağ olsun :). İyi günler hepinize.