Sinemanın dahi çocuğu Steven Speilberg'in kendi yaşam öyküsünü, film tutkusunun nasıl başladığını anlattığı Oscar'a aday olmaya hak kazanmış filmi. Film Altın Küre'de en iyi drama filmi ödülünü alırken Steven Speilberg'de en iy yönetmen ödülüne layık görülmüş. Diğer adaylara bakarak Oscar…devamıSinemanın dahi çocuğu Steven Speilberg'in kendi yaşam öyküsünü, film tutkusunun nasıl başladığını anlattığı Oscar'a aday olmaya hak kazanmış filmi. Film Altın Küre'de en iyi drama filmi ödülünü alırken Steven Speilberg'de en iy yönetmen ödülüne layık görülmüş. Diğer adaylara bakarak Oscar düşündürür, lâkin ödülsüz de dönmemiş. Her neyse ödülleri kenara bırakıp biraz filmden söz edelim.
Zaten anlamlı, ilgi çekici bir öyküyü işleyen Fabelmanlar filmi otobiyografik yapım olmasıyla beraber daha da anlamlı, etkileyici bir film hâline gelmiş. Kişinin özyaşam öyküsünü sevdirmesi zordur. Fakat Steven Speilberg çocukluğunun ve ergenlik döneminin çıplak yönlerini göstererek biz sinemaseverlere 'işte ben buyum, benim büyüdüğüm aile bu.' demiş. Pek bir şey saklamak gereği duymadan... Filmi izlemeye devam ettikçe, Sammy'nin film tutkusunu daha derinden hissetmeye başlayınca şu sorunun cevabını da otomatik olarak almış oluyoruz. ''Neden Speilberg'e sinemanın dahi çocuğu denildi?'' Sadece bu sorunun cevabını değil şu ana dek çekmiş olduğu tüm şaheserlerin, tüm başyapıtların da nasıl bir aklın süzgecinden geçtiğini, o filmleri yaparken neler hissettiğini de daha iyi kavratıyor Fabelmanlar bizlere. Sadece bu filmin ruhunu değil Speilberg sinemasını daha iyi anlıyoruz.
Filmde sadece film tutkusu yoktu; aşk vardı, ihanet vardı, çaresizlik vardı, sorunlar vardı, psikolojik sorunlu aldatan anne vardı, karısını mutlu etmek için her şeyi yapmaya hazır saf baba vardı, ihaneti görmezden gelmeye çalışan çocuklar vardı... Sadece film tutkusuna, film çekmeye yönelseydi sanırım basit bir film olurdu. Fakat işin içine aile öyküsü, aile draması girdiği zaman her şey değişiyor. Bu filmde de çok büyük etkiler yaratmış özellikle ihanet durumu.
Beni en çok etkileyen sahne annenin kampta dans ettiği, kızının da çaresizlik içinde annesini durdurmaya çalıştığı, babasının arkadaşının bakışlarından rahatsız olup gözlerini kapatmak istediği, annesi, belki de tüm ailesi adına utanç duyduğu sahne oldu. Annenin dansı muazzamdı, müzik harikaydı. Fakat kızın utancı zirve noktasıydı. Unutamayacağım, bir şekilde aklıma gelecek sahneler arasına eklendi bu dans sahnesi.
Filmin sadece senaryosu değil, ışıklandırması, dekoru, çekimi, kurgusu da fazlasıyla iyiydi. 2022 yapımı filmde 60'lar 70'ler havasını hissedebildim.
Oyunculuklara da değinmem gerekirse anneyi biraz abartılı, babayı ise biraz yavan buldum. Fakat filmin senaryosunun iyi olması bunların gözüme pek fazla batmasını engelledi.
Sinemanın dahi çocuğunun hayat öyküsünü, sinema tutkusunun nasıl başladığını kesinlikle izlemelisiniz. İzledikçe daha anlamlı hale geliyor film. Bu deneyimi tatmazsanız olmaz.