Sovyet yazar Aleksandr Balyayev'in bilim kurgu romanı. Kitaba ilk başta konusunu beğenmediğim için önyargıyla yaklaşmış, okuma grubumuzda seçildiği için kendi kendime biraz hayıflanmıştım doğrusu. Okumaya başlayınca ön yargılarım kırılır gibi oldu, ama yine de kitabı pek fazla sevemedim. Aslında üzerinde…devamıSovyet yazar Aleksandr Balyayev'in bilim kurgu romanı. Kitaba ilk başta konusunu beğenmediğim için önyargıyla yaklaşmış, okuma grubumuzda seçildiği için kendi kendime biraz hayıflanmıştım doğrusu. Okumaya başlayınca ön yargılarım kırılır gibi oldu, ama yine de kitabı pek fazla sevemedim.
Aslında üzerinde düşününce derin anlamlar çıkarabileceğimiz bir kitap. Fakat bu eser o kadar basit bir dille yazılmış ki o derin anlamları çıkarmak da epey zor oldu. Kitaplarda zorlu dili seven pek az kişi vardır, akıcılığı engellediği için. Ben de zor bir dili pek sevmem. Lâkin bu olması gerektiğinden de basitti. Olayın içine bir türlü giremedim. Adam geldi, adam gitti, adam yüzdü, yemek yedi bilmem ne. Bir olay oluyor, tamamlamadan anlatmadan yeni birisini peydah ediyor kitap. Bu kadar eksiklik ve basitlikte haliyle okurken sıkılmama sebep oldu.
Betimlemeleri de yetersizdi. Kitapta anlatılanı zihnimde canlandıramadım. Çünkü kitap buna izin vermedi. Kitabın ana karakteri Ihtihandr'ın neye benzediği kafamda oluşmadı mesela. Evet kitap bunu resimlerle desteklemiş ama anlatılanla resim de uyumsuz gibiydi. Parçaları birleştiremedim.
Kitabın iyi yanları da vardı elbet, sevdiğim yönleri. Salvator'un mahkeme sahnesi en iyi kısmıydı kitabın. Tabii bu noktada beni rahatsız eden bir şey oldu. İlk önce neden en iyisi olduğundan söz edeyim, sonra rahatsız eden kısımdan.
Kitabın bir şekilde evrime bağlayacağı aşikardı. Hatta okurken neresinde evrime geleceğiz diye düşündüm durdum, çünkü Su Adamı karakteri, konuşan maymunlar hep evrimi anlatan bir kitap olduğunun göstergesiydi. Mahkeme sahnesinde de buna değinmiş. Uzun uzun bilimsel cümleler, Salvator'un savunması, değindiği nokta ve bunu anlatış tarzı bir harikaydı. Geçen onca bölümde yapamadığını tek bir bölümde yaptı yazar ve bir şekilde okuyucuyu en azından beni kitaba bağladı.
Rahatsız eden kısmına gelirsem de bu konuya bir anda giriş yapması oldu. Evet sinyallerini veriyordu, fakat mahkeme sahnesine kadar olan bölümlerde bilimkurguya yakışır biçimde evrimle alakalı bilgiler, cümleler serpiştirmesini isterdim. Tabii çok fazla bilimsel dile girip kurguyu bozmadan. En başından beri aşk, entrika, ihanet, kötülük gibi kavramları işleyip işi evrime bu kadar hızlı bağlaması bir eksiklik göstergesiydi. İyi bir bölümdü, ama öncesi olmadığı için yetersizdi. Bunun en büyük sebebi de kitabın kilit ismi Salvator'u bir anda ortadan yok etmesi.
Bir diğer iyi yanı da okyanusu anlatma şekli oldu. Yazar'ın okyanusa olan hayranlığını kitabın her bir köşesine yansıtmış. Betimleme konusunda yetersiz bulsam da okyanusu anlatma şekli bir harikaydı.
Uzun lafın kısası basit, eksik ama derin bir kitaptı. Fakat ne kadar derin olsa da eksik, kendini tam anlatamayan bir eser gözümde eksidir.