Spoiler içeriyor
Kitabı bir sene önce okumuştum. Detayları pek aklımda yok ama hatırladığım noktalar için kısaca bir yorum yapmak istedim. Okumasam da olurmuş dediğim birkaç tane kitap vardır, bu da onlardan biriydi. Romantizm türünü hiç sevmem ancak yorumları okuyunca olaylar romantizmin de…devamıKitabı bir sene önce okumuştum. Detayları pek aklımda yok ama hatırladığım noktalar için kısaca bir yorum yapmak istedim.
Okumasam da olurmuş dediğim birkaç tane kitap vardır, bu da onlardan biriydi.
Romantizm türünü hiç sevmem ancak yorumları okuyunca olaylar romantizmin de ilerisinde diyerek bir şans verdim. Kalemi daha sağlam olsa da bazı noktalar Wattpad kurgularına benziyordu. Örnek verecek olursak Anadolu'dan gelmiş bir ailedeki ana karakter olan genç kadın, zengin insanların arasına girince piano çalıp aslında Anadolu'yu yüceltmeye çalışıyor gibiydi kendince. Oysa biz gerçeği biliyoruz. Her evden bir piano çıkmaz özellikle cumhuriyetin ilk yıllarında. Insanlar savaş için her şeyini satmış iyice yoksullaşmış durumda. Onda önce de bu coğrafya tarımla ve hayvancılıkla uğraşan insanların yurduydu. Insanlar bulduğu kısıtlı zamanda dinleniyordur ya da başka işlerle ilgileniyordur muhtemelen. Zaten Anadolu insanının edebiyatta ve eğitimde hızla gelişememesinin sebebi bu değil miydi. Kaldı ki piano, keman yani herhangi bir alafranga enstrümanı çalmak tabii ki güzel bir şey ancak böyle bir imkanı olmayan insanları da küçümseyen bir güruha piano çalmayı biliyoruz, şeklinde savunma yapmak yerine bunun o koşullar içinde normal olduğunu, insanların maddesel nedenlerle küçümsenmeyeceğini belirtmek gerekirdi. Kitapta piyano modernliği sembolize etmiş gibiydi. Kadın da varlıklı adama yaraşır biri olsun diye bari piyano çalıyor olsun, madem fakir bir taşralı, diye düşünülmüş gibi hissettirdi bana.
Erkek karakter hem varlıklı hem de inkılap karşıtı, kadın ise tam zıttı. Sonra da zorlama bir senaryoyla birbirlerine aşık olup her şeyi görmezden geliyorlar. Bunun olabilmesi için iki taraftan birinin ya da ikisinin de fanatik olmaması lazım. Oysa ikisi de kendi düşüncelerini sonuna kadar savunuyorlar. Böyle bir birliktelikte kavgaların dozu da zamanla artar gibi geliyor, özellikle aşk dedikleri hevesin ilk alevleri sönünce. Düşünün ki bu kadın ve ailesi evinden yurdundan savaş yüzünden kopmuş. Babalarını, ocaklarını kaybetmiş. Sonra gittiği yerde salt varlıklı değiller diye kendi yurttaşları tarafından sürekli aşağılanıyorlar. Bir taraf birçok şey kaybetmişken, diğer tarafın sempati gösterip yardım etmesi gerektiği yerde yaptıkları okuyanın canını sıkacak düzeyde. Hem de şehit olanların kanın daha soğumadığı bir zaman anlatılıyor. Basit bir aşk uğruna gerçekler harcanmış bence.
Her şeyi göz ardı ederseniz ve bu konuda hassas değilseniz normal bir kurgu gibi okuyabilirsiniz. O açıdan bakarsak gerçekten akıcı ve dolu bir aşk kitabı derim.