" insan mutluluk peşinde değil, daha ziyade verili bir durumun barındırdığı potansiyeli gerçekleştirerek mutlu olacak bir nedenin peşindedir." (frankl) toplama kampı deneyimleri birinci evre : bu evreyi karakterize eden belirti şoktur. şaşkınlık ile birlikte af yanılsaması da en çok ilk…devamı" insan mutluluk peşinde değil, daha ziyade verili bir durumun barındırdığı potansiyeli gerçekleştirerek mutlu olacak bir nedenin peşindedir." (frankl)
toplama kampı deneyimleri
birinci evre : bu evreyi karakterize eden belirti şoktur. şaşkınlık ile birlikte af yanılsaması da en çok ilk evrede hissedilir, psikolojide bir kavram olarak idama mahkum edilmiş bir insanın infazlar kısa süre önce bile son dakikada affedilebileceği yanılsamasına kapılması. toplama kamplarında da başlangıçta herkes bir şekilde buradan çıkarılacağını sanır.
" anormal bir duruma anormal bir tepki normal davranıştır."
ikinci evre : duygusal ölüm, göreli tepkisizlik. tiksinti, dehşet ve acıma artık bu seyircinin hissedemediği şeylerdi. apati, yani duyguların körleşmesi ve kişinin artık hiçbir şey umrunda değilmiş gibi hissetmesi. ayrıca zihinsel etkinliğin daha ilkel bir düzeye gerilemesi olan regresyon da kamp sakinlerinde sık görülür. tifus salgını ve deliryum da en çok rastlanan hastalıklar.
" toplama kampında, yaşantının tüm fiziksel ve zihinsel ilkelliğine rağmen ruhsal yaşamın derinleşmesi mümkündü. zengin bir entelektüel yaşama alışmış olan duyarlı kişiler daha fazla etkilenseler de ( çoğunlukla daha hassas yapıda olurlar) iç benlikleri daha az hasasa uğrar. kendilerini çevreleyen korkunçluklardan, iç zenginliklerine ve ruhsal özgürlüklerine sığınarak korunabiliyorlardı."(s. 48)
üçüncü evre : toplama kampından serbest bırakıldıktan sonraki yaşanan psikolojik olaylar; hayal kırıklığı, mutsuzluk, içerleme, şiddet istemi, keyif alamama.. depersonalizasyon
" nasıl bir dalgıç devasa atmosferik basınç altında bulunduğu hücresinden aniden çıktığında yaşamı tehlikeye giriyorsa, zihinsel basınçtan bir anda kurtulan insanın da manevi ve ahlaki sağlığı zarar görebiliyordu." (s. 100)
ana hatlarıyla logoterapi
anlam odaklı bir psikoterapi yöntemidir. danışanın geçmişine değil; gelecekte içini dolduracağı anlamlarla ilgilenir ve anlam bulmasına yardımcı olmayı görev edinir. danışanın görme alanını genişleterek olası anlamların tamamının bilince çıkmasını ve görülebilir olmasını sağlar. logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz:
1) bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak.
2) bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek.
3) kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla.
" önemli olan koşullardan özgürleşme değil, koşullara karşı bir duruş alabilmektir. insan tamamen kendi belirlenimindedir, her zaman var oluşuna ne olacağını ve bir sonraki anda neye dönüşeceğini seçer. her insan her an değişmekte özgürdür. insan dünyayı mümkünse iyiye götürmeye muktedirdir ve kendisini de gerekirse iyiye doğru değiştirebilir. önemli olan herhangi bir durumda en iyisini yapabilmek:
1) ıstırabı bir insan kazanımına ve edimine çevirme
2) suçluluktan kendini iyiye doğru değiştirme olanağı
3) hayatın geçiciliğinden sorumlu bir davranış için bir teşvik edinme.
sonuç olarak nietzsche'nin dediği gibi "yaşamak için bir neden'i olan insan her tür nasıl'a katlanabilir."
evet, toplama kamplarında çıplak bir bedenden ibaretken bile sevgisini, onurunu karakterini, özgül biricik anlamını koruyabilecek ruhsal özgürlüğe sahiptir." çünkü ne olursa olsun:
" logos ( anlam) mantıktan ( logic) daha derindir."