Spoiler içeriyor
Sherry Jackson: "Meclise sordum, birçok insana sordum, vergi dairesi danışmanlarına sordum, cevap veremediler, çünkü biliyorlar ki cevap verirlerse tüm Amerikan halkı bunun bir dolandırıcılık olduğunu öğrenecek." Bu, Amerikan iş dünyasının 2.Dünya Savaşı'nda her iki tarafı da nasıl finanse ettiğini gösteren…devamıSherry Jackson: "Meclise sordum, birçok insana sordum, vergi dairesi danışmanlarına sordum, cevap veremediler, çünkü biliyorlar ki cevap verirlerse tüm Amerikan halkı bunun bir dolandırıcılık olduğunu öğrenecek."
Bu, Amerikan iş dünyasının 2.Dünya Savaşı'nda her iki tarafı da nasıl finanse ettiğini gösteren ufak bir örnek sadece.
Ama 11 Eylül aslında başka bir savaşın bahanesidir. Size karşı yapılacak savaş.
Bu savaş uzatmalı ki; bölge parçalanabilsin, petrol şirketleri kurulabilsin, silah üreticileri için karlı sözleşmeler devam edebilsin ve en önemlisi, İran ve Suriye gibi petrol sahibi diğer aykırı ülkelere zıplama tahtası olarak kullanılabilecek kalıcı askeri üsler kurulabilsin.
Sevginin gücü güce olan sevgiyi yendiğinde, dünya barışı tanıyacak.
-Sri Chimnoy Gose
Ne ırkçılık, ne cinsel ve dinsel istismar ne de aşırı milliyetçi hareket eskisi gibi işlememeye başladı. Dünyayı tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti, ve bu bilinç farketti ki, savaş içindeki bir organizma kendini yok eder.
Şimdi seçim yapın korku ve sevgi arasında.
Totalitariteyi kavram olarak bu belgeselde öğrendim. Ve hala gerçekleşmeyen şu malum çip takma işlemlerini (RFID çipler)... Hep duymuşuzdur. Ama hala icraat yok. İstediğimden değil sadece bir serzeniş ya da yakarış. Gelecek ne gösterecek bakalım. Özellikle önümüzdeki şu son 7 sene çok kritik o güçlerin emellerini gerçekleştirmeleri açısından. Son olarakta şaşırdığım bir noktaysa Hristiyanların içindeki köktendinci Hristiyanların inandığı inançlar ve inançlarını korumak için ürettiği bahaneler. (Dünyanın 12.000 yaşında olduğu,dinozor fosillerinin şeytanın bir işi olduğu, İsa'dan önce gerçekleşen Mithra, Horus doğumlarının-25 Aralık- İsa'dan önce yine Şeytanın yaptığının söylenmesi) Demek ki sadece İslam camiasında yokmuş bu tipler.
Ve bütün bunlar gerçekleşse dahi Hz. İsa'nın tekrar yeryüzüne inmeyeceği gerçeği. Bu eminim ki Hristiyanlara çok koymuştur. Yine dinlerarası diyalogdan hareketle Müslümanlarında İsa beklentisi ve mehdi beklentisinin fos çıkacak olması yani gerçekleşmeyecek olması. Yalnız Zeitgeist belgeseli tek bir şeyde yanıldı. O da dinin yalan veya siyaset olduğu gerçeği. Dine siyaset karışır ama bu her dinde olsa bile o dinin hakikatini bozmaz, gerçek kendini korur. Tanrı yok diyorlar tek yanıldıkları nokta orası. Tabii BENCE. Bu arada Sargon'un da Musa'dan önce aynı olayları yaşadığını yine bu belgeselde de gördüm. Öncesinde de Muazzez İlmiye Çığ'ın eserinde görmüştüm. Tekrar ve tekrar izlenesi belgesel, yapım.
(Bu arada belgesel insana hayat ve siyasi görüşünü sorgulatabilir cinsten. Üstelik liberal olduğum halde. Aslında her şey bir yanılsama mı? Hepimiz köle miyiz? Özgürlük sadece bir kelime mi?)
Wake UP! Wake UP Neo.
Bu arada keşke anlatılanlar yalan olsaydı.
İnsanların hayatının nasıl cehenneme çevrildiğini anlatan belgesel serisi.
ne bu belgesele körü körüne inanın ne de size dayatılan başka şeylere. (Bu arada anlatılanlar dezenformasyon demiş bazı Ekşi Sözlük yazarları, işkillenmedim değil)
Ekşi yazar
uyanış filmi.
bir film izledim hayatım değişti diyebilirim.
hayata bakışınızı, inançlarınızı, dininizi, işinizi, bankadaki paranızı, savaşları, güneydoğuda yıllardır yaşanan olayları,tüm dünyayı, hayatı, herşeyi, bambaşka bir bakış açısıyla görmenizi sağlayan, aslında tek yaptığı şey zaten varolanı ortaya koymak olan bir belgesel. bu filmde görülenlere komplo teorisi denemez, çünkü yüzlerce kaynaktan toplanan, gerçek bilgiler üstüste getirilmiş, pekçok düşünürün, bilim adamının, siyasetçinin yorumları alınmış ve bir kolaj yapılmış. sahte olan, iddia olan hiçbirşey yok! acı olan da bu zaten.
neden bu filmi hiçkimse konuşmuyor, basında yer almıyor, madem o kadar iyi neden hakkında hiçbirşey duymadık sorularının cevabı da vardır filmde. filmde de söylendiği gibi, din ve toplum önderleri komplo teorisi diyip geçer, ciddiye almazlar bu anlatılanları. ondandır ki bu filmin hiçbir basın organında büyük puntolarla bahsi geçmez, gazeteciler bu film hakkında siyasi ve dini liderlere soru sormaz, bu sıradan bir film olarak kalır, unutulması sağlanır. hakkında doğrudüzgün site bulmanın bile zor olduğu bu belgesel, hala kapatılmamışken http://www.zeitgeistmovie.com/dloads.htm adresinden indirilip divxplanet''den de mükemmel çevirisiyle altyazısı indirilmeli, acilen seyredilmeli ve dağıtabildiğimiz herkese dağıtılmalıdır.
filmin sonunda bazı filozofların motive edici sözleri yer alıyor, böylesine karanlık bir tablo ortaya konduktan ve "neden hala bu dünyada yaşıyorum" dedirttikten sonra insanın mükemmelliği, kendi zekasıyla nasıl herşeyi keşfedip, onu sınırlamaya çalışan tüm güçlerin üstesinden gelebileceği çok güzel ifade ediliyor, "ben değerliyim" dedirterek de bitiyor.
gerçekten izlenmeli ve izletilmeli denilebilecek belki de tek film.
(Ekşi sözlük yazarlarından alıntıdır.)
ancak asıl bomba üçüncü bölümde. dinin ve politikanın hazırladığı körleştirmenin sonuçları gösteriliyor. asıl amacın benim o yıllar evvel okuduğum ve sonunda '' ne lan bu'' diyerek bir kenara attığım - ki iyi ki de atmışım insan maymundan gelir mi yauu- harun yahya kitabından farksız bir sonuca ulaşıyor; tek dünya devleti kurmak. bunca senedir salak saçma bulduğum ve insanlara resmen salak muamelesi yaptığım bu düşünce çat diye önüme konulduğu zaman yine de şüphelerim var. çünkü şüphe etmezseniz, yok olursunuz. onca geyik, onca saçmalık, onca berbat kitabın ardından yine aynı yere geliyorum ancak bu kez bu fikri ortaya koyanlar derslerine çok iyi çalışmışlar. nerdeyse söylemlerinde tek bir eksik bile yok. belgeseli sunan adamın sesi son derece emin ve sakin. sanki öbür dünyadan anlatıyor tüm bu olan biteni. nihai sonucu söylüyor sanki insana.
ve tüm bunları en fazla neye dayandırıyor biliyor musunuz? söylene söylene sıradanlaştırılan binlerce şeye. televizyon izlemenin, televizyondaki saçmalıkların insanın hayatını nasıl kıstırdığını söylüyor mesela. the network filminden alınan o hitap sahnesinde konuşan kişinin tek bir sözüne ''yok artık '' diyebilecek var mı? tüm insanlık, resmen bir medya ağıyla sarıp sarmalanıp sadece ''gösterilenlere'' inanmıyor mu gerçekten de? insanlar asla başlarına gelen korkunç olaylardan dolayı hükümetleri suçlamıyor. ancak ya gerçekten hükümetler iğrençse? -ki öyleler-. tek umursadıkları gerçekten de sadece yönetmek ve güce sahip olmaksa? (bkz: niccolo machiavelli).
filmde bahsedilen amero, kuzey amerika birliği gibi kavramlar gerçekten şaşırtıcı. ancak bu kavramlarla ilgili nerdeyse nette bile çok fazla veri bulunmuyor. araştırmak için gerçekten uğraşmak gerek. üstelik de nicholas rockefellar'ın aaron david'e söylediği adamın canını fena halde sıkan sözleri ise hiç de mantık dışı değil. insanlara çip takılması hiç de yabancı değil aslında. yine klasik şeylerle ve komplo teorisyenlerinin yıllardır sata sata bombok ettikleri lafları bu kez farklı şekilde söyleyeceğim. nerdeyse hepimizin birer cep telefonu yok mu? artık nerdeyse tüm alış verişlerimizi, emeğimizi depoladığımız banka hesaplarımızı tek bir karta sıkıştırmıyor muyuz? nerdeyse herkesin evinde bir televizyon yok mu? şu yazıyı okuyabilen çoğunluğun nerdeyse tüm özel hayatı nette gezinmiyor mu? kişisel bilgileri hükümetin elinde değil mi? bunlara hayır diyebilir misiniz? bugün sizi birisi ''gerçekten'' bulmak istese ve sizi oturduğu yerden mahfetmek istese bunu yapamaz mı? bütün bu sorulara yanıtınız evetse neden insanların çip takılmasına sıcak bakabileceğini düşünmüyorsunuz? insanlar toplu histeriyle bugün bizkaçkişiyiz gibi bir oluşuma milyonlarca üye bulabiliyorsa, kaç kişi sizce bu çiplere hayatını sıkıştırmayı düşünür? toplumun gerçekten ne kadarı tüm bunlara kuşkuyla bakar? ben söyleyeyim; çok az. aynen de bu söyleniyor zaten. ''insanlar bütün bunları kendileri isteyecek''.
hayatlarımızı kıstıran, kapalı kapalar içinde bize yaşatan, bizleri doğadan uzaklaştıran binlerce şey var. üstelik de bunları bile isteye yapıyoruz. eğlenmek için tv seyrediyor, yine eğlenmek için dizilere filmlere onca parayı veriyor, tüketmenin mükemmeliğini yaşarsan ''boksun kapitalizm'' derken bir yandan da ''battı balık yan gider '' diyebiliyoruz rahatça. sizce de bir şeyler bombok değil mi? hayat gerçekten bombok değil mi? tüm bütün bunların üzerine bir de ''sevgi'' den bahis açsak mesela tam şu anda, hepiniz yüzünüzü ekşittiniz değil mi? çünkü sevgi bile ayaklar altında. iki paralık. her şey gibi. kendimizi birer et parçası olarak görmenin korkunçluğunu hissedip, hayatımızın giderek amaçsızlaştırıldığını gördükten sonra bile tüm bütün bu manzaraya bakamayacak kadar körüz. insanlık, elinde olan fırsatı kaçırıyor. her ''körsünüz'' yada ''aptalsınız'' diyene sadece şiddetle yanıt veriyor. oysa ki karşınızdaki belki de gerçekten egonuza çizik atmaya çalışmadan sadece sizi uyarmaya çalışıyor. aynen bu yapım gibi..
bu yapımın benim için ayrı bir yeri daha var. çünkü bu yapım deliler gibi sevdiğim bir adamın konuşmasıyla bitiyor. bill hicks. hemen öncesinde de lost dizisinde bir karakter olarak gördüğümüz ''gerçek'' richard alpert'ın sözleri yer alıyor. carl sagan'a da buradan selamlarımı gönderiyorum artık hangi galaksideyse. tüm bu adamların söyledikleriyle bitiyor bu yapım. bu bile, bence bu iki saatlik serüveni izlemeniz için bir neden. sürekli saçmalık olarak örneklerini gördüğümüz o yaşlı gözlerle ve içi bomboş mesajlarıyla insana duyarsızlığını bir anlığına anımsatmaktan başka bir şey yapmayan yapımlardan değil. çok eksiği var. hatta az bile söylemiş söyleyeceklerini. ama bu kadarı bile bir çok insana yeter bence.
klişeyse klişe abicim, bence de izleyin, izletin. bu gece hep küçük açacakmışsınız gibi izleyin!
belgeseli izlerken kimsenin fark etmediği olgu; daha çok amerikan halkına hitap ettikleri. ha, biz amerikan menşeili bu yaşamımızda nice filmlerden akıllarımızda kalan empoze edilmiş duygularla yaşarken salt kendi problemlerini dünya'ya sunmaları aslında onların da eleştirdikleri gibi olmaları demek. yine de izlenilebilir belgeseldir, bu iddialar parçalarının btnlştrlmş karelerinden yapılan.