Yıllar yıllar önce saygı duyduğum bir erkek kuzenimin önermesiyle iki bölümü tekte izleyip varlığını unutmuştum. İzlediğim anın her detayı da aklımda, yatakta uzanmış "altyazılısı yok mu lan bu neden dublaj" diye diye ama altyazılısını da bulmaya üşenerek seyretmiştim. İlgimi de…devamıYıllar yıllar önce saygı duyduğum bir erkek kuzenimin önermesiyle iki bölümü tekte izleyip varlığını unutmuştum. İzlediğim anın her detayı da aklımda, yatakta uzanmış "altyazılısı yok mu lan bu neden dublaj" diye diye ama altyazılısını da bulmaya üşenerek seyretmiştim. İlgimi de celbetmişti, yani neden üçüncü bölümü 2 yıl sonra falan izlediğimi bilmiyorum.
Görüldüğü üzere bu üç bölümlük bir true crime dizisi, açıkçası ilgimi çeken katilin zekasından çok belgeselin yapılış şekli ve sonuydu. Luca Magnottanın psikolojisini ve kurduğu cinayet senaryosunu katman katman inceleme fırsatı tanıyor belgesel bize. Katile acımaya başlayıp, katil olduğunu unuttuğunuz an sert bir tokatla karşılık buluyoruz.
Belgeselin son bölümü zihnimde gömülü olan bir soruyu tekrar gün yüzüne çıkardı. Bir insan neden vahşet, dehşet ve acımasızlığı paylaşma ihtiyacı duyar sizce?
Bir şeyin normalleşmesi veya kabul görmesi için yeterince göz önünde olması gayet yeterlidir. Buna en basit örnek olarak kadın cinayetlerini verebilirim, (uzun zamandır haber izlemiyorum gerçi) eskiden öldürülen kadın için Twitter'da tagler açılır, ciddi bir tepki gösterilirdi. Bu tepki süresi gün geçtikçe azaldı ve şimdi haberlerde gördüğümüz herhangi bir cinayete "aa.. gene biri öldürülmüş," tarzında tepkiler veriyoruz.
Evet, baştaki soruya döneyim tekrardan.
İnsanın bir vahşet ihtiyacı vardır diyelim birinci yanıt olarak. Çocukken öldürdüğümüz böceklere bakarken hissettiklerimizi buna örnek olarak gösterebiliriz ama daha sonra üzülmez miyiz? Öldürdüğümüzün bir canlı olduğunu farkeder ve buna hakkımız olmadığını anlarız ama bundan garip bir keyifte almışızdır... çünkü böcekten üstün olma düşüncesi bizi tatmin etmiştir. Şey gibi düşünün, iş yerinde ezilen bir babanın evde eşini ezmesi ve eşi tarafından ezilen annenin çocuğuna aynı şekilde tepki göstermesi. Şiddet hep şiddeti doğuruyor ve neredeyse herkes bunun farkında olmasına rağmen buna dur diyemiyor çünkü içten içe bu kaosa muhtaç.
Bu soruya ikinci cevap olarak ego tatmini denilebilir mi? "Bakın ben kedi öldürmüyorum, vicdanlıyım" tarzında bir düşünceyle mi hareket ediyoruz o videoları yayarken veya klavye delikanlılığıyla tepki göstererek gene kendimizi mi tatmin ediyoruz?
Yani kısaca eğer o kedi videosu izlendikçe izlenmeseydi belki Luca insan öldürmeyecekti. Belki insanlar vahşete bu kadar aç olmasaydı bir çok katil motivasyonunu kaybedip, cinayet işlemeyecekti.
Son olarak, düşüncelerinizi bekliyorum. Belgesel yorumu dışında her şey oldu ama belgeselin değindiği şey bence fazla tartışmaya değer, bu kadardı, tşkler.