sadece altını çizdiğim dizelerinden: " uzaktan bir kuş çağırıyor bizi çağırıyor güneşin yemyeşil bahçelerine ellerini uzattın sen sonsuz bir akıntı gibi buselerin selamıyla dudakların dudaklarımın üzerine devrildi." (denize ait ) "ben alevlendim, inlemeler alevlendi küllerim kaldı üzerinde yatağın." (gece ve…devamısadece altını çizdiğim dizelerinden:
" uzaktan bir kuş çağırıyor bizi
çağırıyor güneşin yemyeşil bahçelerine
ellerini uzattın sen
sonsuz bir akıntı gibi
buselerin selamıyla dudakların
dudaklarımın üzerine devrildi."
(denize ait )
"ben alevlendim, inlemeler alevlendi
küllerim kaldı üzerinde yatağın."
(gece ve arzu)
"ah, ey dudaklarımı
öpücüklerinin kıvılcımlarıyla yakan adam
sonu olmayan bir kitap bu ve sen
ondan kısacık bir sayfa okuyan adam."
(saklı iz)
"esen rüzgar kulağıma fısıldadı:
onun güneşi bir başka mutlunun renginde."
(susamış)
"ben senim, sen
gönül vermiş biri
kendi içinde ansızın
binlerce tuhaf muamma ile
belirsiz bir bağlılık buluveren biri
ben baştan aşağı şehvet yüklü yeryüzüyüm
tüm ovalara mahsul vermek için
tüm suyu içime çekiyorum
konuş benimle
onu gecenin soğuk caddelerinde
aynı aşık gözlerle bulacağın
mahcup
bir başka benle konuş
ve onun kederli öpücüklerinde
gözlerinin altındaki şefkatli çizgilerde
hatırla beni"
(gecenin soğuk caddelerinde)
"şimdi memelerimin uçlarında
kırlangıçlar uçuyor
şimdi dudaklarımın kozasının içindeki
öpücük kelebekleri
dalmış uçup gitme düşüncesine"
(sınırın duvarları )
"ah
bana düşen budur
bana düşen budur
bana düşen
asılan bir perdenin benden aldığı gökyüzüdür
bana düşen
terk edilmiş bir merdivenden aşağı inmek
ve yalnızlık içinse çürüyen bir şeye ulaşmaktır
bana düşen
hatıralar bahçesinde hüzne dalıp dolaşmak
ellerimi ekiyorum bahçeye
biliyorum yeşereceğim
biliyorum
biliyorum
ve kırlangıçlar
mürekkepli parmaklarımın arasına bırakacaklar
yumurtalarını
hüzünlü
küçük bir peri tanıyorum ben
okyanusta yaşayan
yüreğini ahşap neyde
usul usul üfleyen
hüzünlü
küçük bir peri
gece bir öpücükle ölen
ve seher vakti bir öpücükle doğacak olan"
(yeniden doğuş)
"sokakta rüzgar esiyor
yok oluşun başlangıcıdır bu
ellerin yok olurken de rüzgar vardı
sevgili yıldızlar
sevgili kartondan yıldızlar
gökyüzünde yalan esmeye başladığında
nasıl sığınılır artık mahcup peygamberlerin surelerine?
kavuşunca birbirimize yüz yıllık yüzlerce ölü gibi
işte o zaman verecek hükmünü güneş
çürümüş cesetlerimiz hakkında
üşüyorum
üşüyorum ve sanki hiçbir zaman ısınmayacağım
ey sevgili
ey biricik sevgili
o şarap acaba kaç yıllıktı?
bak burada
zaman ne kadar da ağır
ve balıklar nasıl da saldırıyorlar etime
beni niçin hep deniz dibinde tutuyorsun?
yine rüzgarda saçlarımı tarayabilecek miyim?
yine bahçelere menekşe ekebilecek miyim?
ve sardunyaları pencerenin ardındaki göğe
bırakabilecek miyim?
bak
nasıl bir kar yağıyor
ey biricik sevgili
inanalım soğuk mevsimin başlangıcına"
(inanalım soğuk mevsimin başlangıcına)
"neden durayım, neden?
mavilikleri aramaya gitti kuşlar
neden durayım?
hayatın kılcal damarları arasından geçiyor yol
zaman kırıntılarını kendine çeken bir ses
neden durayım?
ve bir hamamböceği, ah
bir hamamböceği konuşurken
ben neden durayım?
neden durayım?
ben olgunlaşmamış buğday başaklarını
memelerime dayayıp emziriyorum."
(yalnızca sestir kalan)