Spoiler içeriyor
Borç toplumları feth etmek ve köleleştirmek için kullanılan bir silahtır, ve faiz onun birincil mermisidir. Bir ulusu feth etmenin ve köleleştirmenin 2 yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla. -John Adams Dünya, yaşamak için gereksindiğimiz kaynaklara hakim olan bir avuç iş…devamıBorç toplumları feth etmek ve köleleştirmek için kullanılan bir silahtır, ve faiz onun birincil mermisidir.
Bir ulusu feth etmenin ve köleleştirmenin 2 yolu vardır. Birisi kılıçla, diğeri borçla.
-John Adams
Dünya, yaşamak için gereksindiğimiz kaynaklara hakim olan bir avuç iş adamı tarafından ele geçiriliyor.
Dünyanın gerçek teröristleri 5000 dolarlık takım elbise giyerler, ve finans dünyası, hükümet ve iş hayatının en yüksek pozisyonlarında çalışırlar.
Parasal düzende insanlara güvenmek zordur.
Büyük şoklarla izlediğim belgesel, yapım. İnsanın para ve kar için ne kadar çirkinleşeceğini biliyordum, az buçuk tahmin edebiliyordum ama bu kadar çirkinleşeceklerini de tahmin etmezdim. Nasıl köleleştiğimizi, köleleştirildiğimizi anlatmış adamlar. Kaynak bazlı ekonomide kullanılsaydı, bugün bu halde olmayacağımızda belirtiliyor. Doğayı kullansaydık-ki böyle bir şey şu an mümkün değil-bugün ne benzine, ne farklı türde kullanılan materyaller gerek kalırdı. Yani %1'in dünya parasının %40'ına sahip olduğu bir düzende rant uğruna herkes daha da köleleştiriliyor. İnsanların politikacılar, din adamları veya para sahiplerinden medet ummalarının boşuna olduğu; onun yerine makine ve teknikte ileriye gitmiş, teknisyen veya teknik bilen insanlardan çözüm yaratabileceği belirtiliyor. Ve teknik ve teknolojiyi uluslararası bankerler veya şirketokrasiyle yönetilen imparatorluk hanedanındaki para babaları için sırf kâr uğruna nasıl erteleyebildiklerini, paralarına para katarken insanlığın geldiği seviyenin umurlarında olmayacağı çok iyi gösterilmiş. Kısacası amerikan Rüyası değil amerikan kabusu var. Ve küreselleşme bile bu bozuk düzenin bir parçası. Teknolojiyle daha neler başarılabileceğini duyunca ağzım açık kaldı. Tüm Amerikan halkının izlemesi gereken belgesel. Nasıl köleleştirildiklerini, aptal yerine koyulduklarının farkına varsınlar. Tabii böyle diyorumda bu sadece bir hayal. Ancak belki - o da belki- o zaman bu sistem, düzen değişebilir ama görüldüğü üzere önlerinde bir direnç dahi yok. Kaldı ki bir avuç insanın izlemesi neyi değiştirirse o kadar etki edebilir ancak. Terörizm kelimesiyle, kavramıyla Amerika'nın nasıl oynadığını, üzerinden kirli emellerini gerçekleltirdiğini gösteren yapımda daha niceleride var. Eğer bir Tanrı varsa, bunların(para babalarının) daha bu dünyadayken de bu bedellerini ödemeleri temennisiyle... Bu arada on numara ekonomi filmi.
Evet sayın okuyucular bu belgeselinde açığını buldum(k) yine bir manipülasyonla ama aynı zamanda da dezenformasyonla karşı karşıyayız. Yani ölümü gösterip sıtmaya razı etme gibi bir olay. Çok fazla konuşmadan sözü Ekşi Sözlük yazarı Tolstoyevski beyefendiye bırakıyorum:
-parayi hazine basmiyor, merkez bankasi basiyor. ve faizle hukumete veriyor cunku bono satin aliyor tipki normal yatirimci gibi. bu mekanizma hakikaten sol kulagini sag elinle tutmak gibi ama belgesel de, abd merkez bankasinin yari ozel yari devlet kurulusu oldugunu ve operasyonel masraflari ciktiginda karinin hazineye aktarildigini anlatmamis. bilmeden izlesen o faizler aynen rockefellerin torununun cebine gidiyor sanirsin
-basilan para bankada duruyor ve fractional reserve banking (frb) sistemi yuzunden katlana katlana piyasaya geciyor, bu da enflasyonu epey arttiriyor.
[frb nedir? bu frb'yi de abdye ozgu gizli sakli bir komploymus gibi anlatiyor; halbuki butun dunya bankacilik sistemi boyle ve bu iyi birsey. zira butun mevduat sahipleri ayni gun gelip bankadan paralarini cekmeyecekleri icin bankalar paranin coguyla yatirim yaparlar, bu sekilde hem girisimciye sermaye olur hem de anapara sahibine faiz oderler. herkesin parasinin yuzde yuzu her an o banka kasasinda yatsaydi yatirimin icin sermayeyi sana kim verecek, 500 sene para mi biriktireceksin? neyse ilk bankanin yatirimlari eninde sonunda baska bankalara gider, onlar da paranin coguyla yatirim yaparlar, vs. sonucta her banka orjinal depozitini o an kendi hesabindaymis gibi gosterdiginden ortadaki toplam nakit hacim katlanmis oluyor. tabii bu nakit fiziksel degil, elektronik ortamda, o yuzden "100 bastik, nasil 900 oldu" demeyiniz]
-sonra da belgesel sunu diyor: bu oyle salak bir sistem ki, butun parayi fed borcla bastigindan, o borcun faizini de kendisi basacak ve o faizin de faizi olacak. yani piyasadaki toplam para, hazinenin fed'e borcundan hep az olacak, boyle bir fasit daire. surekli para basmak zorunda kalacagimiz icin de ve frb sagolsun bu basilan paralar enflasyona etki ettigi icin de cebimizdeki paralar deger kaybediyor.
haaa simdi benim derdim ne?
bir kiere abd enflasyonu yuzde 2-4 arasi, dusuk bir "vergi" orani, yaygaraya luzum yok. ikincisi daha bir adim once basilan para miktarinin frb sayesinde 9'a 10'a katlandigindan bahseden sen degil miydin? e 100 lira bastik, ortadaki toplam para bu. fed'e borcumuz faiziyle 105 lira. fakat basilan 100 lira piyasada 900 lira yaratiyor. 105 < 900. faizini odeyebilmek icin bir daha para basilmasina gerek kalmadi, ortada yeterince nakit var. fasit daireyi kirmis olduk. yani cok basit bir seyi mi gozden kaciriyorum yoksa herkes mi angut? (not: herkes derken herkesi degil seni kastettim)
Bu arada Ekşi Sözlüğe erişim engeli kalkmış ortamımız şenlendi...