Huh, günaydın. Bu filmin üzerine bi yorum yazabilmek için uyuyup uyanmam ve arkada sakin müziğin eşliğiyle düşünmem gerekti. Açıkçası, dün akşam iki saatlik filmi üç saatten uzun bir sürede bittirince kalpten gidiyordum. Ben bu filmi bombok bir çeviriye, nereye tıklasam…devamıHuh, günaydın. Bu filmin üzerine bi yorum yazabilmek için uyuyup uyanmam ve arkada sakin müziğin eşliğiyle düşünmem gerekti. Açıkçası, dün akşam iki saatlik filmi üç saatten uzun bir sürede bittirince kalpten gidiyordum. Ben bu filmi bombok bir çeviriye, nereye tıklasam yönlendirildiğim reklamlara, yavaş internete ve tıklamama gerek bile duymayan, çıplak insanlı reklamlara rağmen bitirdim. İşte, bu film o kadar güzel.
Hazine şehrini bu kadar güzel kılan o kadar çok şey var ki. Film kesinlikle Siyah ve Beyaz adlı iki çocuğun; yaşadıkları şehri gangsterler ve diğer çetelerden korumasından ibaret değil, ki ondan ibaret olsaydı işleyişi yüzünden yine ortalamanın üzerinde bir film olurdu.
Her şeyden önce animasyon tekniğinden bahsetmek istiyorum, cidden ne siyah ile beyaz, ne de diğer karakterleri yüzünün yarısı göz olmuş bir şekilde hayal edemiyorum. Olmazdı, bu animasyon tekniği filme cuk oturmuş. Bir de seslendirmenler, ortam sesleri ve müzikler eşlik edince bu animasyon pornosuna... ortaya inanılmaz bir şey çıkıyor. Arka plandaki kültür cümbüşü, detaylar ve bir anda sizi bambaşka yerlere sürükleyen ya da başınızı döndüren o çizimleri yönlendirme yeteneği, cidden harika.
Şimdi karakterlerden bahsetmek istiyorum ama nasıl yapacağımı inanın ki bilmiyorum. Öncelikle film bir çok karakterin hayatına giriyor iki saat boyunca, sadece bir hikaye yok ortada ama ben canım balım Siyah ve Beyazdan bahsedeceğim. Farkettiniz mi bilmiyorum ama Siyah herkese siyahken(?), iş Beyaz'a gelince beyazlıyordu ve aynı şekilde Siyah'ın başına bir şey gelince, Beyaz tabiri caizse kudurup siyahlaşıyordu, film boyunca en hoşuma giden şeylerden biri bu oldu. İkisi arasındaki bağ bazı şeylerin ötesindeydi ve seyirci olarak bende bu bağın içinde hissettim kendimi. Siyah ve Beyaz'ı zıtlıkların savaşını sembolize etmek için kullanan zihni öpesim var. "ben beyaza inanıyorum" repliği ve normalde eve girilirken kullanılan -okarinasai - tadai ma diyoloğunu kavuşunca söylemeleri, birbirleri için ev olduklarını cidden net bir şekilde anlatıyor. Şimdi bunlar olurken arkada bi de Mafya hikayesi dönüyor, yani yorucu ama yorucu olmadan asla olamayacak, ağır bir yemek hissiyatı veren bir filmdi.
Şimdi beş dakikadır bahsetmeyi unuttuğum bir şey var mı diye düşünüyorum çünkü FİLMDE ÇOK ŞEY VAR. Heh, @b.baduman bu filme @_hafsa_'nın izlemesini sağlayacak kadar güzel bir gönderi yazdığın için teşekkür ederim ve canım balım hafsa, ilk kez bir filmi söylediğin günün gecesinde izlediğim, daha doğrusu izlediğim için beni tebrik eder misin, hehe.
Ve bu kadardı, tşkler.