Farklı hayat hikayelerinin tek bir noktada keşiştiği masalsı roman. Kırmızı kayıklı Zaman Dayı'nın, bir sabah Balat Sahili'nde belirmesiyle başlıyor. Ve o günden sonra o sahilde ki hiçbir balıkçının kayığının rengi Zaman Dayı'nın kayığının rengi kadar canlı olmuyor. İnsanlar alışıyor bu…devamıFarklı hayat hikayelerinin tek bir noktada keşiştiği masalsı roman.
Kırmızı kayıklı Zaman Dayı'nın, bir sabah Balat Sahili'nde belirmesiyle başlıyor. Ve o günden sonra o sahilde ki hiçbir balıkçının kayığının rengi Zaman Dayı'nın kayığının rengi kadar canlı olmuyor. İnsanlar alışıyor bu nereden geldiği belli olmayan ıssız adama.
Halat, Balat Sahili'nin delisi. Halatlara özel bir merakı var. Barakasını bile oradan burdan topladığı halatlar ile inşa etmiş. Adı da bu yüzden Halat. Niye halatları sevdiği sorulunca ağlar. Ne zaman gelmiştir Balat'a bilinmez ama kesindir ki Halat'ın da bir hikayesi var. Delilerinde bir hikayesi olur. Hatta onların hikayesi daha esrarengizdir ve ağırdır.
Ailesi olmayan ve 19. Yy'da Osmanlı da cellatlık yapan aslında adaletin simgesi olan (çünkü hep öldürmüyor, gerektiğinde suçsuzları da kurtarıyor.) Leon. Deligavur derler. Acımasız, ama şefkatli. Annesi yahudi babası çingene. Dedesi gururuna yedirememiş ki Leon doğduğunda annesini Paris'e sürmüş, Leon'u da çingene babasının kapısına bırakmış.
Herşeye alerjisi olduğu için geçimini çöpten topladıkları ile idame eden ailesinin tek odalı evinde hapis hayatı yaşayarak geçiren Hüsran. Babasının doğumdan önce çöplükte bulduğu çekyatta doğdu. Daha önce ölen kardeşleri Neşe, Sevinç ve Umut'tan sonra adını Hüsran koymuş babası Aziz. Adı Hüsran olur ama bahtı güzel olur diye düşünmüş. Yanılmış. Hüsran'ın tek dünyası babasının çöpten bulup getirdiği kitaplar. Özellikle kırmızı kaplı kitap.
"Yirmidört yaşındaydı ama yirmidört kere yirmidört yaşında gibi hissediyordu Botan kendini". Onun da bir ailesi vardı yalnız değildi ama gel gelelim ailesi yoktu. Yalnız mıydı yoksa. Babasının ölümünden sonra annesi onu unutmuştu, babasının mezarını arayıp duruyor kimsesizler mezarlıklarında.
Kimsesizler mezarlığı sadece Botan için önemli değildi, tüm bu karakterlerin ve olayların tek ortak noktası bu mezarlık. Kimi babasının mezarını ararken, kimi gizlice gömülen kesikbaşa şahit olduğu için, kimi de evinin duvarında bulduğu mahzen yüzünden bir şekilde düşmüştü buraya. Farklı zamanlar ve farklı hayat hikayeleri birbiri ile bağlantılı mıydı değil miydi söyleyemeyeceğim spoiler olmasın.
Toplumdan soyutlanmak zorunda kalmış beş farklı karakter ve beş ayrı hayat.
Kitap zaten çok akıcıydı ama en güzel yanlarından biri de diğer bölüme geçmeden bölüm ile ilgili bazı kavramları sözlük niteliğinde örneklerle anlatmasıydı yazarın. Sürükleyici masalsı roman. Başta uçuk kaçık masalperest anlatımlar sıkıcı olabiliyor ama ilerledikçe yetişkinlerin de masala ihtiyacı olduğunu anlıyorsunuz.
Okuduğum ilk Mine Söğüt kitabı. Yazar tam bir efsaneperdaz ustası. Son olmayacağı kesin :)