🍇 SIDEWAYS 🍾🍷 2004 Alexander PAYNE Bir çok ödülün yanı sıra ; 2005 Oscar' En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü 2005 Altın Küre' En İyi Senaryo, Müzikal ve Komedi Dalında En İyi Film Ödüllerini, 2005 Bağımsız Ruh' En İyi Yönetmen, 'En…devamı🍇 SIDEWAYS 🍾🍷
2004 Alexander PAYNE
Bir çok ödülün yanı sıra ;
2005 Oscar' En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü
2005 Altın Küre' En İyi Senaryo, Müzikal ve Komedi Dalında En İyi Film Ödüllerini,
2005 Bağımsız Ruh' En İyi Yönetmen, 'En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu
2005 Satellite' En İyi Film Kadrosu Özel Başarı Ödüllerini kazanmıştır . 🏆
" Miles _ Bir gökdelenin camında kalan parmak iziyim . Milyonlarca ton lağımla birlikte denize akan bir tuvalet kağıdına bulaşmış dışkıyım .
Jack _ Bak gördün mü ?Ne güzel söyledin .
Denize akan ... bir dışkıyım . Ben asla böyle yazamam .
Miles _ Ben de. Galiba bunu Bukowski söylemişti .. "
'Sideways' karantina günlerinde insanlık hallerinin şairi Alexander PAYNE'den harika manzaralar, güzel müzikler ve şahane şaraplarla son derece mizahi ve keyifli bir hikaye eşliğinde umutlarımızı tazeleyen ve baştan sona tebessümle izleyeceğiniz bir filmdir.
Miles ve Jack üniversite yıllarında aynı odayı paylaşmış iki arkadaştır .
Miles'ın Victoria ile ömrünün sonuna kadar süreceğini sandığı evliliği iki yıl önce bitmiştir. 'Dünden Sonraki Gün' adındaki romanını da yayınevlerine kabul ettiremediği için hayatına öğretmen olarak devam edecektir ve bu her iki durum sonucu depresyondadır .
Jack yıllar önce bir kaç tv dizisinde oynamış seslendirme ve oyunculuk hayatına hali hazırda reklamlarda yer alarak devam etmektedir . Bugün cumartesidir ve bir hafta sonraki cumartesi maddi durumu iyi bir ailenin kızı olan Christine ile evlenecektir .
Bu son bir hafta iki arkadaş şarap diyarı California'ya yolculuğa çıkarlar .
Miles'in amacı kaliteli şarap içip golf oynamak olsa da Jack evlilik öncesi bir kadınla beraber olmak hedefine kilitlenmiştir. Yolda ;
" jack _ Pinot Noir'mi ? O zaman niye beyaz ?
Miles _ Şarap diyarında böyle sorular sorma seni aptal sanırlar.
Jack _ Anlat bana !
Miles _ Kırmızı şarabın rengi kabuklarından gelir. Bu ise üzümün kabuksuz halde sıkılmışından elde edilir. "
California , Santa Barbara Buellton'da
Windmill oteline yerleşirler.
Bu gezi sırasında Miles'in daha önceden de tanıdığı restoranda çalışan Maya ve yine Jack'in çabalarıyla bir şarap tadımevinde satış görevlisi Stephanie ile beraber takılmaya başlarlar . Tabi Jack'in nihai hedefine doğru giden yol yalan taşlarıyla döşenmiştir ❗
Bu süreç içerisinde Jack , Miles'e eski eşi Victoria'nın yeniden evlendiğini ve kendi düğününe de eşiyle geleceğini anlatır . Bu bilgi karşısında Miles büyük bir şoktadır .
Maya ve Miles'in buluşma noktaları şarap ve edebiyattır gece Stephanie'nin evinde birbirlerinden etkilenecekleri bir sohbetin içine girerler biraz da ele dokunuş ve öpüşme ... Miles'in buzları çözülmektedir .
" Maya _ Pinot'u niye bu kadar seviyorsun ? Saplantı gibi.
Miles _ Yetiştirilmesi zor bir üzüm, değil mi ? Ince kabuklu, kaprisli, erken olgunlaşıyor . Cabernet gibi her koşulda yetişmiyor ve her yerde ihmal edilse büyümüyor.
Hayır, Pinot sürekli bakım ve ilgi ister.
Aslında dünyanın yalnızca özel ve gözden uzak köşelerinde yetişir ve onu yalnızca çok sabırlı ve sevgi dolu üreticiler yetiştirebilir .
Sadece Pinot'un potansiyelini gerçekten anlamaya çalışan biri onu tam verim vermeye ikna edebilir. Yani o zaman ondaki tatlar dünyanın en güzel, en muhteşem, en eski ve en heyecan verici tatlarıdır.
Cabernet'ler de heyecan vericidir ama nedense bana o kadar şiirsel gelmezler. "
Etkilenmiştir Maya " çünkü bir şişe şarap canlı gibi bir şeydir " diye düşünür.
Film anlatısını pazar, pazartesi diye günlük bölümlerle sürdürür, o bölgede pasifikten gelen soğuk havanın üzüm tanelerini serinletmesinden, şarabın kıvamına ve Miles'in içmek için özel bir gün beklediği 1961 Cheval Blanc şarabına kadar anekdotlarla.
Bu iş bu kadar şarap eşliğinde nereye varır ? Artık bunları da bir kadeh şarap eşliğinde filmi izlerken öğrenelim . 🍷🎬 ♥️🍇
_ Rex PICKETT'in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanmıştır . 🙏