Kate Winslet'ın muhteşem performansıyla Altın Küre Ödüllerinde En İyi Yardımcı Kadın, Akademi Ödüllerinde En İyi Kadın ödüllerinin sahibi olmuştur. 1- Okuyucu, özellikle En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo kategorilerindeki adaylığını büyük ölçüde hikayesine borçlu. Film, 15 yaşında bir…devamıKate Winslet'ın muhteşem performansıyla Altın Küre Ödüllerinde En İyi Yardımcı Kadın, Akademi Ödüllerinde En İyi Kadın ödüllerinin sahibi olmuştur.
1- Okuyucu, özellikle En İyi Film ve En İyi Uyarlama Senaryo kategorilerindeki adaylığını büyük ölçüde hikayesine borçlu. Film, 15 yaşında bir delikanlının İkinci Dünya Savaşı sırasında Auschwitz'de çalışmış bir gardiyan kadınla olan gönül bağı üzerinden Almanya'nın Nazi hükümeti ile olan hesaplaşmasını konu ediniyor.
2- Hiç şüphesiz ki, böylesine trajik ve beyazperdede sıkça işlenen bir konuyu, Ralph Fiennes ve Kate Winslet gibi yıldız oyuncular ve Stephen Daldry gibi daha önce iki kez Oscar yarışına girmiş bir yönetmenle filme aldığınız zaman Oscar Akademisi'nin ilgisini çekmemeniz olanaksız. Anlayacağınız, "Okuyucu"nun paketi yeterince şaşalı ve göz alıcı. Film yarıştığı bir çok ödül töreninden toplam 15 ödülle döndü.
3- "Okuyucu" bütün gücünü Kate Winslet'in etkili performansından alan filmin, başrol oyuncusu seçiminde oldukça başarılı olduğunu söylememiz gerek. Zira filmin, Kate Winslet'in performansından yoksun kaldığı takdirde, İkinci Dünya Savaşı üzerine çekilmiş binlerce filmle birlikte rafa kaldırılacağına şüphe yok.
4- Winslet, geçmiş icraatlarını (en azından bilinç düzeyinde) sorgulamadan, makinevari bir hayat süren Hanna'nın mesafeli tavrını ve çocuksu heyecanlarını başarıyla yansıtıyor ve canlandırdığı karakterin İkinci Dünya Savaşı'dan sonra bloke ettiği iç dünyasını bütünüyle görünür kılıyor.
5- Bununla birlikte, filmde başkarakter Michael Berg'ün gençliğini canlandıran David Kross'un performansı da son derece güçlü. "Okuyucu," Michael'in tedirginliğini, korkularını ve Hanna'ya olan tutkusunu içtenlikle canlandıran David Kross'u ileride daha sık göreceğimizin en açık kanıtı.
6- Diğer yandan, Hanna ile ilgili gerçeklerin açığa çıkmasıyla beraber kendi kişisel geçmişini sorgulamaya başlayan Michael'ın, bir yandan da Nazi hükümetinin korkutucu icraatlarıyla yüzleşmesini iç içe anlatan filmin senaryosu da aslında oldukça zekice tasarlanmış. Tabi ki, Okuyucu bu zekice tasarıyı filmin uyarlandığı çok satan romanın yazarı Bernhard Schlink'e borçlu. Ancak uyarlandığı romana sadık kalmayı seçen film, belli ki oldukça yerinde bir karar vermiş.
7- Stephen Daldry de, Okuyucu'nun sembolik anlamlara açık, çok katmanlı senaryosunu, olabildiğince akıcı bir biçimde görselleştirmeyi başarmış. Hanna'nın 'kirli' geçmişiyle başa çıkmak için verdiği mücadele ve Michael'ın Hanna'nın geçmiş icraatlarını mantık kuralları çerçevesinde değerlendirmeye uğraşırken yaşadığı bocalama filmin görsel diline en iyi şekilde aktarılmaya çalışılmış. Daldry'nin kimi noktalarda kendine has yöntemiyle vurgulamaya çalıştığı iç çatışmalar ve ahlaki çelişkiler, filmi üst boyuta taşımış.
8- Hanna'nın 'kirli' geçmişinden arınmak için takıntılı bir biçimde banyo yapması ve çıplaklığı "Okuyucu"nun muazzam yönünü ortaya çıkaran en önemli özellikler. Bununla birlikte, Hanna'yı bir yandan kötü karakter suretine büründürmeye çalışırken bir yandan da kurban rolüne sokmaya uğraşan film karakterin çelişkilerini çok iyi şekilde yansıtmıştır.