İncelenen kitap: Türkiye'de Okuma Alışkanlığı Yazarın adı: Ferhat Özen Yayının adı: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (kitabı ekletmek için istekte bulunmuştum ancak askıya alınmıştı. Ben de buradan paylaşayım dedim.) Öncelikle kitap müko. Üzerinde ilköğretimden başlamak üzere(9yaş ve üstü)lise…devamıİncelenen kitap: Türkiye'de Okuma Alışkanlığı
Yazarın adı: Ferhat Özen
Yayının adı: T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
(kitabı ekletmek için istekte bulunmuştum ancak askıya alınmıştı. Ben de buradan paylaşayım dedim.)
Öncelikle kitap müko. Üzerinde ilköğretimden başlamak üzere(9yaş ve üstü)lise sona kadar yaş gruplarına önerilen kitap listeleri var. Sonra sinema ve televizyonun kitabın yerini alamayacağı söyleniyor. O pasaj çok güzeldi. Ki bencede öyle sinema hiçbir zaman kitabın yerini tutmaz alamaz.
Eğitilmiş nüfus arttıkça "okuyan" nüfus azalıyor.
Demek ki eğitim sistemi sorunlu.
Devlet kitaba yasakçı hatta dönem dönem düşmanca yaklaşıyor.
Aileler "ders dışı kitap" okumayı engelliyor.
Televizyonlar da tam bir aptal kutusu gibi, "yarışmacılara" anasının adını soruyor.
Okuyanlar okuduklarını paylaşamıyor, giderek yalnızlaşıyor.
Christopher Morley(1890-1917)şöyle yazar: Bir insana kitap sattığınız zaman, ona yalnızca, kağıt, mürekkep, zamk ve cilt satmış olmazsınız, o insana yeni bir hayat satmış olursunuz.
"Kitaplar, ömür boyu yanı başımda elimin altındadır. Yaşlılığımda ve yalnızlığımda avuturlar beni. Sıkıntılı bir avareliğin baskısından kurtarır, hoşlanmadığım kişilerin havasından dilediğim zaman ayırıverirler beni. Fazla ağır basmadıkları, gücümü aşmakdıkları zaman acımı törpülerler. Rahatımı kaçıran bir saplantılı başımdan atmak için kitaplara başvurmaktan iyisi yoktur; hemen beni kendilerine çeker, içimdekinden uzaklaştırılan... İnsan hayatı denen bu yolculukta benim bulduğum en iyi nevale kitapları ve ondan yoksun anlayışta insanlara çok acırım. "
Montaigne
Edebiyat derslerinin amacı kronolojik sırayı ezberlemek midir, yoksa edebiyat zevki aşılayarak bilgilendirmek midir?
Canım Kitap
Suat Kemal Yetkin, "Canım Kitap" adlı denemesinde, "Niçin Okumalıyız?" sorusuna yanıt arıyor:
Nedir insanların kitaplara olan bu düşkünlüğü? Kitaplar, hele romanlar, şiir kitapları, neden insanların hayatında bu derece büyük bir yer alıyor? Bence bunu cevaplandırmak için, "İnsan niçin okur?" sorusunu ilkin cevaplamak gerekir. İnsanlar toplu olarak yaşadıkları halde, gene de yaratıkların en yalnızlarıdır. Sıkıntımızı unutmak, donuk hayatımıza biraz renk, biraz ışık vermek, daracık dünyamızda bulamadığımız şeyleri yaşamak için tek çaremiz; kitaplara sarılmaktır. Bırakınız ıssız bir adaya gitmeyi, herhangi bir yolculuğa çıkarken bile hangi okur yazar yanına bir roman, bir iki şiir kitabı almayı düşünmez! Yolculukta, çoğu zaman olduğu gibi çevremize bakıp kalmaktan yanımıza aldığımız kitapları okuyamazsak bile, onları gene de elimiz altında bulundurmak isteriz. Çünkü onların can yoldaşı olduğunu biliriz.
Düşünmeden öğrenmek yararsız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.
Konfüçyüs
Okuma onun için "hobby" olmaktan çıkmış, hayatın bir nimeti olmuştur. Kitapları elinin altındaki en yakın dostlardır. Onun kitaptan duyduğu tadı belki bir müzik parçası çalanın, açık havada bir gezi yapanın ya da bahçeyi seyre dalanın zevkine benzetebiliriz. Bu anlamda bir okuma iki insan ruhunun en yakın teması demektir. Okuyucu "güzel"in yetiştirici etkisi altında, dünya üzerine bilgisini arttırmak ve derinleştirmek amacıyla yanar. Fikirlerinde yanılmadığını görür. Çevresindeki insanlarda bulamadığı anlayış, olgunluk ve avunmayı kitaplarda bulur. Kendini tartar. Kişiliğini ve kaderini tanır.
Okuma alışkanlığını sürdüren gençler gözlemci, araştırıcı, eleştirici bir kafaya sahip olur. Böyle kafalardan ilerde yalnız yazınsal alanlarda değil meslek dallarında da kitap yazan insanlar ortaya çıkar.
Kütüphane Biliminin Beş Yasası
1- Kitaplar okumak içindir.
2- Her okuyucuya göre bir kitap vardır.
3- Her kitaba göre bir okuyucu vardır.
4- Okuyucunun zamanını boşa harcamamak gerekir.
5- Kütüphane gelişen bir organizmadır.
S. R. Ranganathan
(Ray Bradburry) Bu kitabın yazılışından 40 yıl sonra 1993'te yazdığı önsözde, kitapların kibrit veya ateş olmadan da yakılabileceğini söyler ve bunu şöyle açıklar:
"... Çünkü, eğer dünya kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazsınız, değil mi? Eğer dünyanın geniş ekranı basketbolla ve futbolla dolar ve MTV içinde boğulursa, gazyağını ateşleme veya okuyucu avlamak için Beatty'lere gerek kalmaz. Eğer ön bilgiler okul odalarının çatlakları ve vantilatörleri arasında eriyip yok olursa, bir süre sonra bunları kim bilir veya umursar? "
(Kemal Tahir) " Bir toplum için en büyük facia okuma yazma bilmeyenlerin yüzde çokluğu değil, okuma yazma bilenlerin okuldan çıktıktan sonra artık kitap okumamalarından meydana gelen gizli kara cahilliktir. "
Şunu da paylaşmasam olmaz/
Dünyanınen iyi on romanı:
Savaş ve Barış(Lev Tolstoy),
Goriot Baba(Honore de Balzac,
Tom Jones(Henry Fielding),
Aşk ve Gurur(Jane Austen,
Kızılla Kara(Stendhal),
Rüzgârlı Bayır(Emily Bronte),
Madame Bovary(Gustave Flaubert),
David Copperfield(Charles Dickens),
Karamazov Karseşler(Fyodor Dostoyevski),
Moby Dick(Herman Melville)
Avrupa kıtası geneli ve Japonya gibi ülkeler senede ortalama 10-15 kitap okurken bu oran(veya buna yakın bi orandı emin değilim) günümüzde Türkiye'de 5 kişiye 1 kitap olarak çıkıyor. İçler acısı durum, Türkiyem.
Yabancı gelişmiş ülkelere oranla basılan kitap sayısı adedi de bir hayli düşük.
(bu arada kitabın içinde sonda önerilen ilköğretim 3-4'den başlamak üzere önerilen kitapları eğer ilerde bir çocuğum olursa ona alıp okutabilirim
bu arada bi bilgi paylaşayım alonun Graham Bell'in sevgilisinden geldiğini öğrenmem şoku)