"Spritualist but not religious" Atiye, aslında tam bir 21. Yy eseri. Ruhani ama kesinlikle dindar değil. Post modern ama orijinal değil. Bence yerli OA tespiti yapmak doğrusu. Senaryo pek çok şeyle başlıyor aslında. Göbeklitepe, Nemrut, Şamanizm, Abdallık, mistisizm... Ama öyle…devamı"Spritualist but not religious"
Atiye, aslında tam bir 21. Yy eseri. Ruhani ama kesinlikle dindar değil. Post modern ama orijinal değil. Bence yerli OA tespiti yapmak doğrusu.
Senaryo pek çok şeyle başlıyor aslında. Göbeklitepe, Nemrut, Şamanizm, Abdallık, mistisizm... Ama öyle kopuk ve kararsız ilerliyor ki, kendi bile ne yapacağını şaşırıyor. Kötü adamın karikatürize eylemleri; aniden Sümerce konuşması ama TC polisi tarafından tutuklanması (aklıma klink filmindeki sahneyi getirdi), Nemrut a gitmeliyiz lahitler var diyip, sadece mağarada gezmeleri (yarımburgaz vardı amaç buysa oysaki). Yani bir şeyler var ama bu çorba içerisinde bir tat yakalamak çok zor.
Gelgelelim dizinin istese ciddi bir psikolojik altyapısı olabileceği de gerçek. OA bu konuda büyük bir hata yapmıştı mesela... Atiye de aynı new age saçmalıkları altında ezilip duruyor. Mağarada kendisiyle yüzleşmesi ilginç sayılabilirdi oysaki; Jung a göre mağara koruyucu bir arketiptir; koruyucu, nemli, ısıtması kolay olmasıyla birlikte bir vajina sembolüdür. Nemrut sahnelerini de böyle okumak mümkün, Atiye bir tür rahme dönüyor ve kendi kendisini doğuruyor, yüzleşmek aslında bir yeniden doğuştur, doğuş ise kirlenmek üzere gerçekleşir. Bir döngü bu. Sahnelerin devamında ise Atiye yi topraktan doğarken görürürüz.
Gelgelelim problemlere... Bir kere dizi turist olmaktan öteye geçemiyor; elde harika mekanlar ve hikayeler varken, biz çok arabesk bir öykü izliyoruz; "zenginlikten bunalan Atiye bir içsel yolculuğa çıkar..." dizinin böyle bir mesajı var bize; sen de seçilmiş kişisin, eğer yeteri kadar satın alabilirsen, bak bir de böyle yerler var gel bir gez...
Belki yine kadın hakları mevzusuna gelecek, ben şahsen hiç yorum okumadım hakkında. Evet güçlü bir kadın imajı görüyoruz dizi boyunca, hiç yoksa adamlar yan rollerdeler. Fakat dünyaya turist olmayı öğütleyen bir kültürün böyle güçlü mesajlar arkasında sağlam kalabileceğine inancım yok. Her şeyden önce yeni dünya dininin böyle bir amaçlı yok. Din toplumsal bir uzlaşı, bir mitos örgütlenmesidir; dolayısıyla müdahaleci, yayılımcı ve ben merkezci davranır. Spiritüalizm ise bir alt tüketim kültürüdür; kendi ürünleri ve pazarı vardır. Din yerleşimcidir, dolayısıyla birkaç kuşak sonra mahalleden biri gibi davranır, new age ise turisttir: bugün hava güzel diye buradadır...
Hasılı kelam, dizinin hem teknik hem de üzerine oturmaya çalıştığı felsefesinde problemler görüyorum. Hatta şahsiyet e çok benzettim; malzeme kuvvetli, gerçekten öyle, ama ele alış biçimi; klasik Türk dizisi kültüründen hala daha çıkılamadığının göstergesi.