Spoiler içeriyor
Yine bir Stefan Zweig girişiyle ve olay örgüsüyle karşılaştım. Ana karakterin bir gecede başından geçen tuhaf olaylar silsilesini okuyucunun beklentisini de yükselterek ufaktan ufaktan anlatmaya başlaması ve anlatırken de ruhsal dünyasında gerçekleşecek değişimi yavaş yavaş hissettirmesi kendine çekmeyi başardı. ...…devamıYine bir Stefan Zweig girişiyle ve olay örgüsüyle karşılaştım. Ana karakterin bir gecede başından geçen tuhaf olaylar silsilesini okuyucunun beklentisini de yükselterek ufaktan ufaktan anlatmaya başlaması ve anlatırken de ruhsal dünyasında gerçekleşecek değişimi yavaş yavaş hissettirmesi kendine çekmeyi başardı.
... SPOİLER...
Heyecan duygusunu tamamen yitirmiş, hayata karşı bir beklentisi kalmamış bir adamın bir hırs uğruna itici bulduğu bir adamdan ele geçirdiği bir at yarışı fişinin beklenmedik paralar kazandırması sonucunda eski heyecanını yakaladığını anlatıyor romanımız. Kahramanımızın başından geçeni anlattığı o gecedeki olaylar sadece bakışmış olduğu bir kadınla başlıyor ve hiç beklenmedik yerlere evriliyor.
Tam konuya hâkim oldum, olayları yakaladım diyorsunuz roman yine başladığı aşk serüvenine evriliyor. Karakterimizin kumarda bulduğu heyecan yetersiz kalıyor ve aslında sıradan bir aşka ihtiyacı olduğu gerçeğiyle baş başa kalıyor. Aşk ihtiyacını fark ettiği zamanla paralel olarak alt tabakadan insanların samimiyetine özenip onların arasına girmeye çalışması ve kendini o birliktelikte dışlanmış hissetmesi de kendini gösteriyor. Ruhundaki donukluğu bu zamana kadar zengin bir burjuva olarak belli kurallar çerçevesinde ve resmi, bu alt tabaka samimiyetinden uzak yaşamasıyla ifade eder. Bu farkındalık ruhunda ıstıraba yol açar.
Gecenin olağanüstü olmasına sebep olan olay sonunda gelip çatmıştır. Gecenin karanlığında bir sokak kadınının peşine takılır ve o sırada kadını pazarlayanlar tarafından şık giyimi dolayısıyla tuzağa çekilir. Onlara karşı gösterdiği cüretkâr davranışlar onu kendine getirir. Hem kadına karşı hem de adamlara karşı derin bir merhamet hisseder. Kahramanımız onun parasına göz diken adamlara duyduğu merhametten korkar gibi yapar ve onlara yüz kron teklif eder. Kahramanımızdan ilk başta umudu kesmiş olan adamların parayı aldıklarında teşekkür etmesi ve utanç duyması kendi hırsızlığı sonucunda aldığı haz karşısında kenidini ezik hissetmesine yol açar ve teşekkürlerine karşılık bile veremez.
Lajos'tan çaldığı parayı ihtiyacı olanlara vermesiyle uzun zamandır hissetmediği duyguları tekrardan ve daha yoğun hissetmeye başlayan ve yaşama amacına tekrar kavuşan karakterimiz yardıma ihtiyacı olan veya kendisinden yardım bekleyen etrafındaki herkese bu banknotları dağıtır. Çaldığı banknotlar dışında kendi parasını da insanların mutluluğu için feda etmeye başlamıştır. İnsanların mutluluğuyla kendi ruhunu özgürlüğe kavuşturur. Varoluşunun sevgiyle kavranabilen yaşam olduğunu güçlü bir şekilde hisseder.
Bir gecede yaşanan bu tesadüfi olaylar kahramanımızın geçmişle bağını koparmıştır. Bir daha o hatasız, duygusuz ve dünyadan kopuk bir centilmen olmak istemez. Farklı hisseden, farkındalığı güçlenmiş başka bir insan hâline gelmiştir. Başından geçenleri anlattığı bu sayfaların öldükten sonra kendi çevresinden biri tarafından bulunup işlediği suçlardan ötürü ayıplanmak da hiç umrunda değildir çünkü onu ancak bu farkındalığa sahip kişiler anlayıp hak verebileceklerdir.