Nasıl giriş yapılır bilmiyorum, film süresi boyunca sinirlerim o kadar gerildi ki beynime ağrı girdi. Film, İran'ın Meşhed bölgesinde yaşanmış gerçek bir konudan esinlenerek çekilmiş ve doğrusu bunun fetvası üzerine 16 kadın, yaşayış biçimleri yüzünden acımasızca öldürülmüştür. Din, Allah ile…devamıNasıl giriş yapılır bilmiyorum, film süresi boyunca sinirlerim o kadar gerildi ki beynime ağrı girdi.
Film, İran'ın Meşhed bölgesinde yaşanmış gerçek bir konudan esinlenerek çekilmiş ve doğrusu bunun fetvası üzerine 16 kadın, yaşayış biçimleri yüzünden acımasızca öldürülmüştür.
Din, Allah ile insan arasında kurulan köprüde yaşanır. Kalbinde yaşadığın her şey, ettiğin tüm dua, kulun, Allah ile arasında kalır. Üçüncü bir kişi, Allah ile kulun arasına dahil olamaz. Bu yüzden, dini Kur'an'dan öğrenmek, anlayarak okumak ve gerçekten sahih doğrular üzerine anlamlandırmak gerekir. Araya giren üçüncü bir kişi, dinin emellerini aksine çektiği zaman durum, varlığını karmaşıklığa sürükler.
Hakiki olanı, her zaman kalbinde yaşadığın ve seçtiğin yol üzerinden inancını yaşamakla yükümlü olacağının bilinciyle adım atmak gerekir. Çünkü İslam, tövbeyi çokça kabul eden bir dindir ve bunun farkında olunduğu, bilincine varıldığı zaman da affedileceği gerçeğini vurgular.
Yorumumu, bilgilerimin zihnimde yer edindiği şekilde yazıyorum.
Dinde, kasıtlı olarak bir canı almanın cezası ebedi cehennem olarak varlığını korur. Filmin teması doğrultusunda ve bu konuda, Nur Suresi'nde "Zina yapan kadın ve zina yapan erkeklerin her birine yüz'er sopa vurun; Müminler arasından bir gurup da zina yapanlara uygulanan cezaya şahitlik etsin."
Şeklinde yazar, buradaki gibi gerçekliğini koruyan bir ayette dahi, bu cezayı işleyen sadece kadın değildir. Çünkü, "kadın ve zina yapan erkeklerin" biçiminde devam eder. Yani, bu konuda hususun sadece kadında aranması, filmin işleyiş biçiminde adamın, onlarca plan ve dahlinde cinayet işlemiş olması, başlı başına düşüncesinin gerçekliğini şüpheye düşürür.
İkinci husus, bunun yanında şudur; Allah'ın koyduğu emir ve yasakların, müşahhas bir delil ile cezalandırılacağı Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde yazılıdır. Bunu zihnine alan "katil" eşine, onlarca kez yalan söylerken, insan öldürürken, dini kötüye kullanırken, kötü örnek olurken hâlâ Allah benden razı demesi de kabul edilemez bir durumdur.
Cana kıymanın canına kıyılması gerektiğini vurgulamıyorum elbette, kötü düşüncelerini, dine alet eden kişilerin, yaptıklarını yaşamadan ölmemesi düşüncesini vurguluyorum.
Bütün o yalanlara rağmen, bu zihniyetin meşrulaştığı bir kitleyi de görmek beni kötü etkiliyor. Eşinin, oğlunun ve babanın tepkisi her zaman olduğu gibi, " O kötü bir şey yapmadı ki" oluyor, kızdığım ve sinirlendiğim bir diğer nokta da bu. Nasıl kötü bir şey yapmaz?! Dinde, Allah'ın emirlerinden biridir insan öldürmemek, bu nasıl bir şirklik böyle, nasıl bir düşünce tarzı anlamıyorum!
Filmde, katilin annesi rolündeki kadın, oğluna "Ölmeden önce tövbe et!" diyor ve ona rağmen, "Ben kötü bir şey yapmadım!" cevabını alıyor, aklım bunu almıyor işte!
İslam, hoşgörülü ve ince bir dindir. Bu hoşgörüyü bozacak hiçbir durum kabul edilemez evet, farkındayım ama her günahın cezası da ölüm olamaz. Çünkü, Allah bunu kesinlikle yasaklamıştır.
Filmin aslında eleştirilecek o kadar çok hususu var ki, buna kelimelerim yetmez üstelik sadece film de değil, üzerine oturup konuşulacak ve adil olunmasını istediğim yüzlerce konu var...
Bazı sahnelerindeki müstehcenlik nedeniyle, filmi yetişkin içerik şeklinde kategoriye dahil ediyor ve rahatsızlık duymayacak kişilerin kendi düşüncelerine göre izleyip izlememeleri gerektiğini belirterek filme puanımı verip yorumumu kaydediyorum.
Rahimi'nin çabaları için :)
10/9
Mutlu Günler