Bu şimdiye kadar yazdığım en uzun yorum olacak sanırım, zaten okumayacaksınız. Belgeselde ilk karşımıza çıkan bey amca öyle güzel sözler sarfediyor ki, sanki 3 gün boyunca oraya 500.000 kişi hiç uğramamış. Organizasyonun elebaşı Michael Lang bunun için bir servet harcadığını,…devamıBu şimdiye kadar yazdığım en uzun yorum olacak sanırım, zaten okumayacaksınız.
Belgeselde ilk karşımıza çıkan bey amca öyle güzel sözler sarfediyor ki, sanki 3 gün boyunca oraya 500.000 kişi hiç uğramamış.
Organizasyonun elebaşı Michael Lang bunun için bir servet harcadığını, geri alıp alamayacağını umursamadığını anlatarak devam eden belgesel, ve ilk sahne performansı ile ağzımı açık bırakan Richie Havens... Yani diyecek bir şey yok, çok iyi bir müzik sever olduğumu düşünürüm (düşünürdüm) ama bunu sanki ilk defa deneyimlemiş gibi oldum. Adam ne gitar çalıyor ne de şarkı söylüyor, resmen yaşıyor utanmıyor izleyene de yaşatıyor. Clap your hands deyip dinleyicisinin kendisine eşlik etmesini istediğinde, kameranın kadrajına sığan yüzlerce insanın ayağa kalkmasıyla tüylerim diken diken oldu, resmen duygu patlaması yaşadım.
Sahneyi Canned Heat aldığında ise izleyicilerden birinin sahneye atlayıp soliste sarılması, solistin müdahaleye izin vermemesi hatta sigarasını yakması.
Joan Baez ve kadife sesi, The Who... Heavy Metal müzisyenlerinin çok sevdiği (benim hâlâ tam ısınamadığım) grup ve dudak uçuklatan sahne performansı. Joe Cocker.
Ve olağandışı bir fırtına, bölge afet bölgesi ilan edilecek kadar yoğun bir yağmur ve fırtınanın etkisine giriyor. Kimse konser alanını terketmiyor, sahne ekipmanları zarar görüyor, izleyiciler çamur içinde.
Country Joe & The Fish, Arlo Guthrie, Still & Nash, ve kesinlikle izlenmesi gereken bir performans ile Ten Years After.
Ve bu kadar kalabalığın toplanma nedeni her ne kadar Savaş karşıtlığı olsa da Ordu hem sağlık departmanını görevlendiriyor hem de bölgeye helikopter ile erzak dağıtmaya başlıyor.
Jefferson Airplane ve tabi ki Grace Slick... Bir kadın hem bu kadar güzel olup hem de bu kadar güzel bir sese sahip olmamalı. Neredeyse her filmde duyabileceğiniz White Rabbit ve Somebody to Love şarkılarının sahibi oluyor bu arkadaşlar.
John Sebastian'ın performansından sonra yüzleri gülümseten görüntüler ekrana geliyor, ortada çırılçıplak dolaşan bebekler.
Yaşanan olumsuz hava koşullarının getirdiği çaresizlik ile bölge halkı içinde açıkça huzurluğunu dile getirenler olsa da konseri izlemeye gelen gençleri savunanlar hatta Göle çırılçıplak girenlerin görüntüleri eşliğinde bir polis memuru ile yapılan röportaj ekranlara yansıyor; "Benim için büyük bir sürpriz oldu, Bence Ülke bu çocuklar ile gurur duymalı. O kıyafetlerine ve saçlarına rağmen".
Santana - Soul Sacrifice performansı yine kesinlikle izlenmeli özellikle davulcunun muhteşem solosuna kulak verilmeli.
Yine izlenmesi gereken "Sly and the Family Stone" performansının ardından bu dünyada sadece 27 yıl varlık gösterebilmiş ama sesi ile hâlâ insanların yüreğini titreten Janis Joplin... Hakkında cilt cilt kitap yazılsa, bu kadının sesinin başkalığı anlatılabilecek düzeyde değil bence.
Bir aktivist ve savaş karşıtı olan Wavy Gravy sahneye çıkıyor ve bu kalabalığın doyurulması gerektiğini, gönüllüler aradığını söylüyor. Çağrısı tereddüt bile göstermeyen yüzlerce kişinin yardım etmesi ile karşılık buluyor.
Mikrofonu uzattıkları tuvaletlerin temizliğinden sorumlu olan kişi çok çarpıcı bir şey söylüyor, bir oğlunun Vietnam'da, diğer oğlunun ise savaş karşıtı bu konserde izleyiciler arasında olduğunu söylüyor.
Ve Belgesel Jimi Hendrix performansı ile sona eriyor.
Aslında belgesel ile ilgili hiçbir şey yazmayı planlamamıştım, ama izleme listeme aldığımda aynı zamanda karşılaştırma yapmak için "Woodstock 99" belgesel dizisinide eklemiştim.
Arada ki farklılığı hissedeceğimi ama bu kadar fazla hayal kırıklığına uğrayacağımı tahmin bile etmemiştim.
Buraya sığdıramadığım ayrıntılara ve karşılaştırmalara o yapım üzerinden devam edeceğim.