"Hakikat, bebeğim; ölümü aydınlatırken hayatı gölgeler." Sonunda bir kitap yorumuyla geldim. Raf'a yazmayı en çok sevdiğim yazılardan biri kitap yorumları. Hele de sevdiğim bir kitapsa offf sayfalarca yazarım. Uzun zamandır doğru düzgün kitap okuyamıyordum. Bu kitabı da çok güzel olmasına…devamı"Hakikat, bebeğim; ölümü aydınlatırken hayatı gölgeler."
Sonunda bir kitap yorumuyla geldim. Raf'a yazmayı en çok sevdiğim yazılardan biri kitap yorumları. Hele de sevdiğim bir kitapsa offf sayfalarca yazarım.
Uzun zamandır doğru düzgün kitap okuyamıyordum. Bu kitabı da çok güzel olmasına rağmen biraz uzun bir sürede bitirdim. Neyse bitti ama şimdi gelin kitap hakkında konuşalım.
Önce kitabın son paragrafı ile başlamak istiyorum. Evet çok ironik.
"Devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz biçimde gölge vardır. Hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. Zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. Sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşlan, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler... En çok da yüzler. Neden söz ettiğimi biliyorsunuz. Bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. Birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür.
Gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür."
Bir Alper Kamu kitabı. Ben serinin ilk kitabını okumadan ikinci kitabını okudum. Aslında ilk kitabını geçen ay pdf okumaya başlamıştım ama sonra yarım bırakmışım. Bu kitabı da 2 hafta önce 12 tlye almıştım. Evet bu kadar ucuz görünce dayanamadım ve hemen aldım.
Ama bence ilk kitabını okumadan okursaniz da pek bir şey değişmiyor. Zaten olay bambaşka, karakterleri de okuya okuya çözüyorsunuz. Bi iki yerde ilk kitaba gönderme yapıyor yazar o kadar. O kısımlarda da ilk kitaptan olduğunu açıklıyor.
Bu kitap benim için çok güzeldi . Hem polisiye tarzında olması, biraz post-modernlik, biraz da fantastik olması. Klasik bi Alper Caniguz romani yani. Fantastik ögeler bulunduran toplumcu gerçekçi bir roman. Aslında kitaptaki tek fantastik olay Alper Kamu'nun 5 yaşında olması. Alper 18-20 yaşlarında olsa bu kitapta şaşıracağımız bi kısım olmazdı. Ama böyle olmasi daha güzel olmuş.
Dediğim gibi bir polisiye kitabı ama asla sıradan bir polisiye değil. Alper Canıgüz tarzında bir polisiye. Kitapta önemli 2 olay var. Biri cinayet diğeri de bambaşka bir şey. Ben daha çok cinayet olayına önem vermiştim ve "Katil kim?" diye bekliyordum ama sonu pek de beklediğim gibi olmadı. Yani polisiye olarak tatmin olmadım ama 2. planda kalan ve benim önemsemediğim diğer olay beni o kadar çok şaşırtti ki. Alper Kamu ile beraber baya ters köşe olduk. Biraz da ağladık. Yani ben çok ağladım ama Alper'i bilemeyeceğim. Aslında kitap bütün duyguları yaşatıyor size. Bi gülüyorum bi ağlıyorum.
Bir de çok etkilendiğim bir kısım vardı. Ondan da bahsetmem lazım. Kitapta babası Alper'e bi hikaye anlatıyor. Hikayedeki kız babası ile sinemada film izlerken babası bi anda kayboluyor. Kız arıyor tarıyor, bulamıyor babasını. Bir gün dünyayı boynuzunda taşıyan bi öküze babasının nerede olduğunu soruyor. Öküzde anlatıyor. "Dediğim gibi ben kıpırdayınca yeryüzünde bazı değişiklikler olur Toprak çatlar, kayalar devrilir ve bazen de insanların yaptığı binalar çöker." "Deprem dediğimiz olay; biliyorum." diye girmiş araya Karanfil Kız sabırsızca Başıyla onaylamış öküz. "Bu çöken binaların altında kalan insanlar için durum hiç de iyi olmaz. Ölenler ölür, yaralananlar bazen günlerce yardım gelmesini beklerler. Böyle durumlarda büyükler, çocukları korkudan dehşete düşmesin diye ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Göçük altında kalmış bir baba örneğin, kızından bulundukları karanlık odanın bir sinema salonu olduğunu hayal etmesini ister. Onlarca metre uzaklıktaki ufacık bir çatlaktan sızan ışığın aslında bir projeksiyon makinesinden geldiğini, şimdi dikkat le o işığa bakıp, anlatacağı hikayeyi bir film gibi gözünün önünde canlandırmasını söyler. Küçük kız arada düşleriyle karışan bu filmi izlerken dışarıdakiler yavaş yavaş da olsa onlara yaklaşmaktadır; böylece çatlaktan sızan o ışık giderek genişler ve parlaklaşır. Nihayet biri uzanıp kızı, babasının kaskatı kollarından çekip alır. Hafıza acı anıları siler, geriye hiç bü yümeyen bir çocuğun hikayesi kalır."
Ve bu olaydan sonra artık dünya küçük bir kızın omuzları üzerinde döner olmuş.
Neden bilmiyorum ama bu olay beni çok etkiledi. Belki de yakınlarda yaşadığımız deprem olaylarından dolayı olabilir. Ben de çok fazla olmasa bile hissetmiştim depremi. Ve gece sesimi bile çıkaramadan çaresizce dolabın üzerime düşmesini beklemiştim. Öyle bir şey olmadı tabiki de. Ama deprem bi süre hepimiz psikolojisini mahvetti. Bu hikayede de kendimizi küçük kızın yerine koyunca insan derin bi üzüntü duyuyor. Kitapta depremzede olan bi karakterle ilgili de bir şey vardı.
(BURASI KÜÇÜK BİR SPOİLER İÇERİR) Alper'in bakıcısı olan Hatice kendisini Alper'e sözlüsünü öldürdüğü için İstanbul'a geldim diye anlatır. Aslında ise Hatice depremde ailesini kaybetmiştir ve kardeşlerine bakabilmek için bir süre İstanbul'da çalışmaya gelir. Gerçekten hafıza acı anıları siler belki de. Bilemiyorum.(SPOİLER BİTTİ)
Size biraz da Alper Kamu'dan bahsetmek istiyorum.Alper Kamu yaşına göre oldukça olgun olan, kitap okumayı seven ve oldukça zeki bir çocuk. Küçük bir Sherlock hatta. Şey diye düşünebilirsiniz "Bu çocuk 5 yaşında ben bunu nasıl ciddiye alayım?" Yani okumadan önce ben öyle düşünmüştüm ama hiç de öyle olmadı. Kitaptaki diğer karakterler de beklediğim tepkiyi vermedi. Aksine hepsi baya saygı duyuyor bu garip karakterimize. Polisler bile çok ciddiye alıyor bu karakterimizi.Cinayet olaylarını çözmede özel bi yeteneği var çünkü.
Ben spoiler vere vere rahatça konuşmak istiyorum. O yüzden bundan sonrasına kitabı okumadıysanız devam etmeyin. Amaaa kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
SPOİLER
Şimdiii 2 tane olay diye bahsetmiştim ya. Birisi küçük Mehmet'in ölümü. Bu olayın çözüme kavuşma şekli bana saçma geldi. Başta katilin annesi olabileceğini düşündük(bu oldukça mantıklıydı) ama sonradan katilin ablası olduğunu öğrendik. Ve öldürme sebebi çok saçma. Hayır cidden anlayamadım burayı. Gerçek babasını öğrendi diye kardeşini mi öldürdü bu? Ve nasıl bütün aileyi bu yalana ikna ettiniz? Zaten ailecek sorunlu tipler ama bu olay bambaşka. Bana biraz şey geldi. Yazarımız önce anneden şüphelenmemizi istedi ve sırf ters köşe yapmak için katil başka biri oldu. Ben böyle düşünüyorum. Yoksa diğer türlü mantıksız geliyor. Bir de bu ablanin Alper'i çatıda öldürmeye çalışması falan iyiyce saçmaydı. Alper'in kurtulma şekli hele...
Kitap böyle bi bitseydi benim için hayal kırıklığı olacaktı ama son 10 sayfada yazar bizi başka bir şekilde şaşırttı. Size bir de ikinci bi olaydan bahsetmiştim. Bu ikinci olay ise Alper'in amcasının ölümüyle alakalı. Amcasının eski sevgilisi sandığımız Adalet'in aslında Alper'in babasının eski sevgilisi olduğunu öğreniyoruz. Ve aslında Alper'in babasının karısını hiç sevmediğini hatta karısı hamile olmasa ondan ayrılacağını öğreniyoruz. Bu dram dolu olayın etkisiyle hem şoka uğradım hem de ağladım. Ah be Alper'im sonda intihar etmeni beklemiştim. Etkili bi son olabilirdi intihar etsen ahshdhd
Şaka yapıyorum intihar etse daha çok ağlar kafayı yerdim. Offff dram seven teyzelere benzedim. Neyse efenim yorumum burda bitti. Bu sefer alıntı yok çünkü kitabın altını çizmek yerine kitabı anlamaya çalıştım. Belki ikinci okuyuşum da çizerim.