Spoiler içeriyor
Uzun süredir gözüme çarpan bir animeydi. Tavsiye üzerine daha fazla geciktirmeden izedim. Bir süredir de Sherlcok kitapları okuyorum ancak birkaç cümle haricinde Moriarty karakterine denk gelemedim dört kitaptır. Aslında kitapların bu karakter için bir önemi de yok. Doyle'un yarattığı karakterden…devamıUzun süredir gözüme çarpan bir animeydi. Tavsiye üzerine daha fazla geciktirmeden izedim. Bir süredir de Sherlcok kitapları okuyorum ancak birkaç cümle haricinde Moriarty karakterine denk gelemedim dört kitaptır. Aslında kitapların bu karakter için bir önemi de yok. Doyle'un yarattığı karakterden tamamıyla bağımsız başka bir karakter olarak düşünülmesi yeğdir bana kalırsa.
Yalnız Moriarty'i değil, Sherlcok'u, Watson'ı ve Mrs. Hudson'ı bile isim benzerliği farz edip bambaşka karakterler olarak addetmek gerekir. Çünkü mizaçları oldukça farklı gösterilmiş.
Moriarty, kitapta olsun dizide olsun kötü adam olarak karşımıza çıkıyor. Burada ise isminden de anlaşıldığı gibi vatansever Moriarty görüyoruz. Bir çocuğun fikileri ve zeki bir adamın planı birkaç hemfikir insanın takibinde uygulanıyor.
Bir çocuğun fikirleri diyorum çünkü Moriarty'yi harekete geçiren düşüncelerin arkası pek dolu değildi bana göre. Insanları kötü hayat şartlarından kurtarıp asillerle aynı imkanı verdiğinde, kalplerinin temizleneceğine inanıyor. Aslında böyle bir şey mümkün değil. Insanların kalbindeki kötülüğü fırsat eşitsizliği ile açıklayacak olursak, fakir kesimden daha bir şeytan olan asillere(!) bir açıklama getiremeyiz. Iyi hayat şartlarına sahip olmak kötü kalpli insanların karakterini temizlemez ancak eylemlerinin üstünü örtme imkanını verir.
Moriarty'nin savunduğu fikir güzel ancak bu fikri savunma nedenindeki mantık kusurlu gibi. Sonunda insanlar kötülüğü seçecek de olsa biz eşitlik ve adalet veririz fakat bugün toplumda fırsat eşitliğinden bahsediyorken insanların temiz kalpli olacağı beklentisine girmeyiz.
Kitaplardaki olayların farklı şekillerde yeniden uyarlanarak animeye dâhil edilmesi eğlenceli kısımlardan biriydi. Kitapları yeni okuduğum için henüz unutmadığım olayların değişimini ve Moriarty karakteri ile bağlantı kurularak işlenmesini izlemek keyif vericiydi.
Yine de hoşuma gitmeyen noktalardan birisi yine bu aynı husus. Mesela Jefferson Hope'u olduğundan sığ ve basit bir adam gibi göstermişler. Oysa hayatını bir intikama adamış, sevdiği ve onun babası için birçok tehlikeye girmiş bir adam. İntikamını alırken de kendi başına sefil bir şekilde zorluklar çekerek, adım adım kovalayarak yapıyor. Moriarty, intikamını alsın diye adamları ayağına kadar getirmiyor. Kaldı ki Drebber bir aristokrat da değil. Daha çok dini bir tarikat liderinin oğlu. Animede kolaya kaçılmış. Kitapları okumadıysanız bu farklılıklar gözünüze batmayacktır.
Monster, veya 91 Days gibi, bu tarz animeler olmasa anime izlemeyi bırakırdım muhtemelen. Ancak bunlar beklentimi canlı tutuyor. Özellikle Moriarty karakterinin karizmasına ve güzelliğine kapılmamak mümkün değildi. Henüz başladığım Tokyo Revengers'tan da benzer şekilde umutluyum. ♤