Yıllarca süren oyunculuk deneyimi, sayısız film ve karakterin ardından en sonunda Leonardo Di Caprio'ya Oscar ödülü kazandıran ve sesini de bu sayede daha fazla duyuran hayatta kalma temalı müthiş film. Filme televizyonda rastlamış, lâkin ortalarında denk geldiğim için izlemek istememiştim.…devamıYıllarca süren oyunculuk deneyimi, sayısız film ve karakterin ardından en sonunda Leonardo Di Caprio'ya Oscar ödülü kazandıran ve sesini de bu sayede daha fazla duyuran hayatta kalma temalı müthiş film.
Filme televizyonda rastlamış, lâkin ortalarında denk geldiğim için izlemek istememiştim. Çünkü hikâyeye ortasından girmek istemedim. Televizyonda görünce neden bunca zamandır izlemediğim hakkında kendimce düşündüm ve sonucunda filmi izlemeye karar verdim. Sanırım beni bunca zaman izlemekten alıkoyan şey filmin yavaş ilerlediğine dair içimde oluşan histi.
Sanırım havanın bu kadar ısındığı zamanlarda izlemek için en uygun filmlerden. Her ne kadar birazcık uzun olsa da kış atmosferini izlemek bile içinizin üşümesine sebep oluyor, bir yandan da Glass karakterinin hayatta kalma mücadelesinde yaptıkları, yaşadıkları içinizi ürpertiyor.
Konuyu anlatıp yazıyı uzatmak istemiyorum. Filmin konusunu hiç okumadan izlemek ve neler olabileceğini hiç bilmeden giriş yapmak daha heyecan verici olabiliyor. Her neyse film başlangıcını gerçekten hızlı ve yüksek diyebileceğimiz bir aksiyonla yapıyor. Bu yüksek aksiyon neler olup biteceğine dair izleyeni de yükseltiyor. Sonrasında ise aksiyon konusunda düşüşe geçse de iyi yönünü koruyor. Film durgunluk ve yüksek aksiyon arasındaki dengeyi çok iyi kurmuş. Ne aksiyonla ne de fazla durgunlukla yoruyor. Tam anlamıyla hayatta kalma senaryosuna uygun bir yükseliş ve durgunluk.
Yönetmen başta olmak üzere tüm film ekibi bu filmi mükemmel yapmak için ellerinden geleni yapmışlar. Zira sadece senaryo açısından değil film her konuda bir harikaydı. Sahne ortamı -yeşil perde yok- bile filmin nasıl zorlu şartlarda çekildiğinin en baş göstergesi. Çekim açıları, sahnelerin yakınlaştığı ve uzaklaştığı yerler, kameranın odakladığı noktalar filmin kalitesini ve hikâyenin etkisini yükseltmişti.
Sanırım birçok kişi filmi Di Caprio'ya neyin ödül kazandırdığını merak edip de izlemiştir. Dehşet bir oyunculuk kazandırmış o ödülü. Di Caprio'yu her filminde çok beğenmiş olsam da bu filmde gerçekten de kendi performansının dahi üstüne çıkmış. Glass karakterini sadece canlandırmamış, kendisi bizzat hayatta kalma mücadelesi vermiş sanki.
Filmde tek sevmediğim sahne ayıyla dövüş sahnesi oldu. Güzel bir sahneydi, baya da iyi düşünülmüş ama oradaki efekt ya da her neyse kötüydü. Tabii filmin tamamının muhteşemliği o kötülüğü örtmüş olsa da yine de aklımda kaldı. Çünkü ayıyla dövüş sahnesi akılda kalmayacak gibi değil.
Bu kadar az diyalogla bu kadar harika bir film çekmek gerçekten takdire şayan bir başarı. Bol bol vahşet ve kan izleyeceğiniz bir film. Şöyle söyleyeyim Tarantino filmlerinde olduğu kadar kan görebilirsiniz. Pek fazla diyalog olmaması sadece karaktere/karakterlere ortama odaklanması kanları daha ön plana çıkarıp daha vahşet bir şeyin ortaya çıkmasına sebep olmuş.
Hayatta kalma mücadelesi izlemek, bol bol kan görmek istiyorsanız ama çok yüksek aksiyonda yorar beni derseniz muazzam bir seçim The Revenant.