İmkanı olmadığı için kötülüğe bulaşmamış bir insan iyi bir insan sayılır mı? Bu soruyla başlıyorum çünkü ütopya denildiğinde aklımızda her şeyin mükemmel olduğu, insanların eşit ve mutlu şekilde yaşadıkları bir yer canlanıyor ister istemez. Ancak Utopia'da böyle bir şey yok.…devamıİmkanı olmadığı için kötülüğe bulaşmamış bir insan iyi bir insan sayılır mı?
Bu soruyla başlıyorum çünkü ütopya denildiğinde aklımızda her şeyin mükemmel olduğu, insanların eşit ve mutlu şekilde yaşadıkları bir yer canlanıyor ister istemez. Ancak Utopia'da böyle bir şey yok. Güzel birçok şeyin yanında gözüme batan olumsuz yanları oldu bolca. Bu ülkede ataerkil düşünce yapısı öne çıkıyor. Kadın ve erkek eşit olarak yansıtılsa da çocuk bakmak kadının görevi olarak görülüyor ve erkeklerin rahatı bu konu için bozulmuyor. Halbuki baba bir ebeveyndir ve çocuğa anneden farklı olarak sağlayacağı katkılar vardır. Çocuklara da pek değer verildiği söylenemez gerçi. Evlenmeyecek yaştakiler kurulan büyük sofralarda hizmet ediyor, daha küçük olanlar sofranın yanında 'ayakta' bekliyor ve ne verilirse onu yiyorlar.
Bunun dışında mükemmel işleyen bir sistem varmış gibi lanse ediliyor ama açıkçası bana göre süslü felsefi düşüncelerle gizlenmiş bir distopya burası. Her şey aşırı kontrollü. Kurallar, istediği anda içinden gelen bir şeyi yapma ihtimali bırakmıyor insana. Farklı bir şehre gitmek için bile izin almak gerekiyor. Her şey belli rutinlere bağlanmış ve kimse bu rutin dışına çıkmıyor/ çıkamıyor. Özgürlük oyunu oynuyorlarmış gibi. Böyle bir ortamda yaşadığımı düşünemiyorum. Kitap boyunca sistemin dışında hareket eden belirli bir karakter göremiyoruz. Bir örneği olması açısından devletin genel kanıya uymayan kişilere yaklaşımını görmek isterdim. Bu yüzden yazıya imkanı olmadığı için kötülük yapmayan biri diyerek başladım çünkü imkanları olsa neler yapacaklarını göremiyoruz.
Bana garip gelen bir başka nokta köle zihniyetinin var olması ve seçkincilik anlayışı. Zor ve ölüm tehlikesi bulunduran işler için köleler kullanılıyor. Utopialılar bu tarz işler için kendilerini yormuyorlar. Eşitlik üzerinde bu kadar durulmuşken uygulamanın böyle olması bana tutarsız geldi. Mükemmel görünen her sistemin altından az ya da çok ezilen insanlar çıkıyor. Bu benim için sürpriz değil açıkçası ve bence sistemin ikiyüzlü oluşunu gösteriyor.
Güzel olan yanlarına gelirsem genel manada ülkede suç işlenme oranı yok gibi. Bu, ne şekilde olursa olsun güzel bir şey. Günde 6 saat çalışılması ve kalan vakitte kendilerini geliştirecek meşgalelerle uğraşmaları da öyle. Ayrıca halkın eşya, altın, gümüş, para gibi şeylere önem vermemesi çok kıymetli. Gösterişin normalleştiği bir dünyadan maddenin anlamsız görüldüğü bir dünyayı izlemek iyi geldi. Onların da söylediği gibi yıldızlar dururken donuk bir taş parçasına hayran kalmak ya da en basitinden bir kıyafetle birinin diğerinden üstün görülmesi dünyanın en saçma olayı bence de.
Toparlarsam Utopia mükemmel felsefi düşünceler üzerine kurulmuş fakat maalesef ki bu düşünceleri uygulamaya geçirememiş bir ülke bana göre. Her şey anlatıldığı gibi olsaydı bu yönetimsel bir devrim olurdu zannımca.