Spoiler içeriyor
"...Çünkü gelmez gevşetmeye yularlarımızı. Zira düşürür iseniz kırbacınızı elinizden, geçer kırbaç bizim elimize!" p.318 Ismini bir dizide duyup merak etmiştim. O gündür aklımdaydı bu kitap. Kanlı Topraklar kitabı gibi bunda da zengin bir karakter çeşitliliği var. Her türden insan bulabilirsiniz…devamı"...Çünkü gelmez gevşetmeye yularlarımızı. Zira düşürür iseniz kırbacınızı elinizden, geçer kırbaç bizim elimize!" p.318
Ismini bir dizide duyup merak etmiştim. O gündür aklımdaydı bu kitap. Kanlı Topraklar kitabı gibi bunda da zengin bir karakter çeşitliliği var. Her türden insan bulabilirsiniz memlekette göreceğiniz. Bu yönünü beğeniyorum Orhan Kemal kitaplarının. Bir iyi bir kötü, birkaç da silik yan karakterle yetinmiyor. Oldukça çeşitli ve derin karakterleri bir araya getiriyor.
Bekçi Murtaza, şehit dayısına takıntılı bir adam. Onun gibi olabilmek için halkın enayi diyeceği türden bazen abartı bazen de yerinde davranışları oluyor. Görevini her şeyden üstün tutması ve etrafına faydalı olabilmek için karşılık beklemeden elinden geleni yapması normalde çıkarcı topluluklar arasında yaygın değildir. Ancak bir de enayi yönü var elbette. Bu da adamın tüm liyakatini ve vasıflı oluşunu yok ediyor. Hasta çocuğu için sevmediği iş arkadaşının teklif ettiği para yerine daha az veren dolandırıcı birininkini alıyor mesela. Ya da iş yerine fazladan çalıştığı mesailerin ücretini almıyor.
"Hiçbir şey vazifeden üstün değildir." Vazife neden iyi yapılmalı? Toplumun iyiliği için. Toplum nedir? Ailemiz ve dostlarımızdır. Öyleyse Murtaza'nın anlamadığı nokta da canından çok değer verdiği vazifesinin aslında ailesinin ve insanların iyi durumda olmasıdır. Maalesef Murtaza, düz mantık bir adam. Işini iyi yapmıyor diye nefret ettiği bir adamdan para almaması normal, ölmekte olan bir çocuğun varsa pek de normal kabul edilmez.
Bunun yanında kibirli ve insanları hakir gören bir yönü de var. Zengin insanların her şeyi yapabileceğini düşünürken yoksul olanların uyuyacağı saate karışma hakkı olduğunu bile düşünüyor. Çok takıntılı olduğu askeri üniformayı ise işte bu sevmediği alt tabaka insanlarda ayrılabilmek, üst olabilmek, onlara yukarıdan bakarak emir veren bir konumda olmak için istiyor.
Bugün bile soyları tükenmemiş cinsiyetçi, dayakçı ve yetersiz babalardan biri Murtaza. Sayabildiğim kadarıyla altı çocuğu var. Karısını sürekli kirli çocuk bezi yıkarken, kızlarını fabrikada çalışırken görüyoruz. Kendisi ise pek para kazanamadığı bekçilik işinden çıkıp eve zor uğruyor. Çocuklarına ya da karısına karşı sorumluluk beklemek de hata olur. Çocukların bitki gibi kendi kendilerine büyüyeceğini sanıyor. Sonunda çocuklar istediği gibi çıkmayınca ise karısının tarla olarak iyi iş yapamadığını düşünüyor. Çocuklarından birisini döverek öldürmekten çekinmiyor, en küçüğünü ise, açlıktan ekmek çaldığı için hapislerde ölsün diye aleyhinde ifade veriyor.
Zaten okuyan fark edecektir, Murtaza psikolojik olarak sorunsuz diyeceğimiz biri değil. Bunu ayrıca savaşa ve mübadele dönemine denk gelmesine de bağlayabiliriz.
Okurken bazen çok yoruldum. Murtaza'nın bakış açısı ve tekrarlayan takıntılı halleri gerçekten çekilecek gibi değil. Ama bir yerden sonra Murtaza'yı olduğu gibi kabul ediyorsunuz. O zaman da kitap akmaya başlıyor.
Yüzeysel de olsa Serbest Fırka ve Ismet Paşa'dan da bahsediliyor. Halkın tepkisi partilerin durumunu da yansıtmış kitaba kısa bir bölümünde.
Ne kadar can sıkıcı da olsa Kanlı Topraklar gibi bu da okunması gereken kitaplardan bence. Kendi insanımızın özelliklerini karşınıza yalın bir şekilde seriyor. Bir de arada kullanılan o yöreye has kelimeleri görmek hoştu. Aynı kelimeler bizde de olduğu için zorlanmadım ama bilmeyenlerin anlamadığı birkaç yöresel kelime olabilir. Tavsiye ederim, bahsettiğim birkaç detaydan çok daha fazlasını okuyacaksınız.