Spoiler içeriyor
🔅 Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 4 } Her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. ✨️ Bir spor belgeseli. Beni hayatta en mutlu edecek…devamı🔅 Her gün 1 film izliyorum. { GÜN 4 }
Her gün 1 film izleme hedefi koyuyoruz kendimizee. Siz de bu fikri beğenirseniz, izlediğiniz şeylerin yorumunu yapmayı ve gün saymayı unutmayınn. ✨️
Bir spor belgeseli. Beni hayatta en mutlu edecek şeylerden biri herhalde. Sitcomlardan ve maçlardan sonra izlemekten en çok zevk alacağım şey. Bu belgesel bir de bir tenis harikasının belgeseliyse... Daha ne diyebilirim ki mükemmel bir posta geldiniz çünkü mükemmel bir belgesel izlemek üzereyim.
Tenisin ne demek olduğunu biliyorsanız büyük ihtimalle Serena, Nadal, Federer ya da Novak isimlerini duymuşsunuzdur. Bu sıralar izlemeye başladıysanız Alcaraz ve Ruud isimleriyle de tanışıklığınız olabilir. Bu belgeseldeki tenisçimiz bunlardan hiçbiri değil. Biraz daha eski, bazılarına göre daha yaşlı ve daha az duyulmuş bir isim. Mardy Fish.
Eskiden Amerikan sporlarının içinden çıkan TENİS olayı çok başkaymış. Benim açıkçası yaşım o zamanlara tanık olmaya yetmiyor. Ben bu zamandaki haliyle tanıdım. Yeni Amerikan tenisçilerin azlığı ve artık tenise hükmedememeleri tenisi orada söndürmüş denebilir. Türkiye'de hiç yeteri kadar büyüyemeyen bir spor olduğu için oranın şu anki durumu bile bana gayet iyi geliyor açıkçası. Ama onlar için değil işte. Bunun en büyük nedeninin de Federer olduğunu söylüyor Mardy. Haklı. Tabi dahası var. Tam artık bizim neslimizde daha iyisi gelemez dedikleri an... Nadal çıkmış. Ardından Novak çıkmış. Bu üçlünün kurduğu üstünlük ve aralarında döndürdüğü yarışa hiçbirini almamaları hakkında denecek çok şey var aslında. Tenisin efsaneleri...
Sporun sadece yeterli bir boy, normal bir kilo ve hareketli bir vücut istediğini düşünen zihniyet beni gerçekten delirtiyor. Hayatımı bu zihniyetle kavga etmek için harcayabilirim. Eğer zeki bir oyuncu değilseniz daha doğrusu zekanızı sahaya yansıtamıyorsanız hiçbir zaman iyi bir sporcu olamazsınız. Oyun görüşü, oyun kontrolü ve pratik düşünme her sporcuyu birkaç adım ileride tutar.
Andy Roddick'den bahsediliyor. İkisi kardeş gibi büyümüş. Hiçbir kan bağları yok. Mardy, Andy kadar iyi bir oyuncu olamamış aslında tanıştıklarından beri. Artık emekli oldukları noktaya baktığımızda durumun hiç de böyle olmadığını biliyoruz. Mardy'den 'Andy'nin pratik yapabileceği bir çocuk' olarak bahsedilmesi hoşuma gitmedi açıkçası. Çünkü son anında Amerika'nın en iyi oyuncusu Roddick değil Fish olarak gösteriliyordu.
Belki de spor adrenalini çok sevdiğimdendir bilmiyorum ama ikisinin maçımı izlemek ve yorumlarını duymak bana iyi anlamda kafayı yedirtti. En aksiyonlu filmden daha çok gerdi beni. Mükemmel bir sahneydi. Anlayın diye anlatacağım kısacık. Birbirinizi çok iyi tanıyorsunuz çünkü kimseyle oynamadığınız kadar çok birbirinizle tenis oynadınız ve hayatınızın o zamana kadarki en önemli maçındasınız. Son sayı. Andy en iyi servisçi. O zaman var mıydı bilmiyorum ama bir sürü rekoru var kariyeri içinde. Ve karşınızda, size servis atacak. Maç sayısında. DELİRDİM. YERİMDE DURAMADIM RESMEN.
Sonra Murray ile oynadı. Nadal ile oynadı. Roddick ile oynadı... Adam kaçıncı sıradan Dünya 7.si oldu. 7 BE 7...
Pratik yapmak. Devamlılık. Pes etmeme. İstek. Azim. Motivasyon. Sızlanmadan, şikayet etmeden ve kaçmadan çalışmak. Mardy Fish'in bir zamanların en iyi 8 tenisçisi arasında olmasının ve kariyerini güzel bitirebilmesinin arkasındaki en büyük kişinin Christian LoCascio olduğunu düşünüyorum.
Mükemmel bir belgesel. Mükemmel bir sporcunun hikayesi. Mükemmel bir hayatla baş etme. İzleyin.
✔️10/10
'11.08.23