İngiliz sinemacı Steve McQueen'in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender'ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor. 2013 yapımı filmin yönetmenliğini Steve McQueen üstlenmiştir. Tarihi- dram türündeki…devamıİngiliz sinemacı Steve McQueen'in yönetmenliğini ve John Ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda Michael Fassbender'ın yanı sıra Brad Pitt, Benedict Cumberbatch, Paul Giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor.
2013 yapımı filmin yönetmenliğini Steve McQueen üstlenmiştir. Tarihi- dram türündeki bu filmin yapımcısı, filmde küçük bir rolü de olan (Bass) Brad Pitt‘tir. Film 2014 yılında Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri akademisinin 86. Oscar ödülleri töreninde en iyi film ve en iyi uyarlama senaryo ödülüne layık görülmüştür. Bununla beraber film oyuncuları da farklı dallarda çeşitli ödüller almıştır. Dönemi bu şekilde açıkça gözler önüne seren ve gerçeklik çerçevesinde ele alınan ender yapıtlardan. İzlemenizi kesinlikle öneririm.
Film 19. yy’da yaşamış ve köle olarak pamuk çiftliğine satılan Solomon Northup’un gerçek hayat hikâyesinden uyarlanmış olup, ABD de köleliğin katıksız üslupla nasıl yaşanmış olduğunu, siyahi ırka mensup insanların ‘köle’ adı altında ne tür eziyetlere maruz kalıp yaşam mücadelesi verdiğini gözler önüne seriyor.
Çeşitli işlerde çalıştırılan kölelerin çektiği ıstırap, kaçış yolu olmayan hayatlarında hiçbir umut vaat etmemekle beraber yaşamak için bir sebepte sunmuyor. Oysa Solomon Northup, ( Chiwetel ejiofor) köle olarak çalıştırıldığı andan itibaren hep bir çıkış yolu arayıp, nasıl yardım isteyebileceğini düşünüp durmuştur. Diğer kölelerden farklı olarak, okuma yazma bilmesine rağmen onlar gibi davranmış, dikkat çekici her tavırdan uzak durmuştur.
Solomon, İlk olarak Köle satıcılarının elinden dönemin zengin tüccarlarından olan Ford tarafından satın alınır. Diğer zengin kesime oranla kölelere daha insani yaklaşan Ford, bir gün çalışanının Solomon’a saldırısı üzerine, zaten borcu olduğu, köleleri sert üslubuyla yola getirmekte ünlü olan Edwin’ a verir.
Edwin köleler üzerinde, aşağılayıcı tutumlar sergilemekten çekinmeyen, kölelere istediği gibi yön verip kullanmanın dinin bir gerekliliği olduğuna inanarak, siyahilerin kötü ruhlu iğrenç mahlûkatlar oldukları için köle olduklarını savunup her seferinde dile getirerek onların yüzlerine vuruyor, öldüresiye kırbaçlamaktan zevk alıyordu.
Solomon yaşanılan acı dolu günlerin birinde çalıştıkları yerde yardıma gelen Kanadalı Bass’la tanışarak hayatını tamamen değiştirecek ve ailesine kavuşmanın ilk adımını böylece atmış olacaktır. Film, köleliği objektif bakış açısıyla ele almış, yaşanan acıları olduğu gibi aktarmayı başarmıştır. Öyle ki kölelerin kırbaçlanırken çektiği o acılı dolu sahneler, Solomon’un bir adam tarafından dakikalarca diğer kölelerin gözü önünde sessizce asılı kalması, kölelerin sefalet içinde nefes almadan çalıştırılması ve kadın kölelerin sahipleri tarafından farklı tutumda davranışlara maruz kalması tüm bu yaşananların tartışmasız en gerçekçi ve dram yüklü kesitleri.
İzlerken filmle bütünleşerek karakterlerin acısını sahiplenmemizi, içlerinden biriymiş gibi karakterlere karışmamızı sağlıyor. Film de kanımca fark yaratan nokta ise 12 yıllık esaretin izlerken süresinin farkında olamamaktı.
O bahsettiğimiz 12 yıl izlerken öyle bir geçiyor ki, geçen zaman kavramından çok dönemi sorgulayıp anlamakla yetiniyor insan. Solomon gerçekte kaçırıldıktan sonra özgürlüğüne kavuşan sayılı köleden biri. Özgürlüğüne kavuştuktan sonra 1853 yılında 12 yıllık esaret kitabını yazmış ve köleliğin kaldırılmasında etkin rol oynamıştır.